5-6 sene Bilgi'de çalıştım. Bilgi'de çalışanlar yaşanan süreçleri çok iyi bilirler. Santralistanbul Kampusu'nun geri alınmak istenmesi, Laureate'in çekilmek durumunda kalması, üniversiteyi satın almak isteyenlerin değerlendirme süreci vesaire. Tüm zor süreçlere rağmen öğrencilerine en iyi eğitimi vermeye gayret etti. Hâlâ tanıdığım ve görüştüğüm birçok hoca ile idari personel orada çalışıyor. Bunların birçoğu çalışkan, donanımlı ama belki de her şeyden önce gerçekten iyi insanlar.
Her üniversiteye olduğu gibi buraya da çıkarcı, ideolojik fanatik insanlar gelmiştir. Ama büyük çoğunluğu liberal, entelektüel, öğrenci, akademisyen, hak ve hukuka saygılı akademisyenlerden oluşur. Karşıt görüşlere açıktır. Her kesimden insanı barındırır.
Hatta açık yüreklilikle söyleyebilirim ki tüm yaşananlara rağmen Türkiye'deki en iyi vakıf üniversitelerinde bana göre ilk 5'tedir. Böyle bir üniversiteyi, binlerce öğrencisiyle, akademisyenleriyle hiçbir tartışma ve açıklama dahi olmadan tek bir imza ile kapatmak yanlıştır.
Öğrencilerimiz, akademisyenlerimiz ve daha genel olarak toplumumuzun mağdur edilmesidir. Köklü üniversiteler tek bir imza ile kapatılamaz, öğrencileri bir gece ansızın belirsizliğin ortasına atılamaz. Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
“Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, anbean insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.”
İLBER ORTAYLI
Ahhh
O kadar üzgünüm ki şu an..
O kadar büyük bir kayıptır ki…
O kadar yeri dolmaz biriydi ki…
Tüm halkımızın başı sağolsun..
Diyecek fazla bir şey yok, çok umut etmiştim iyileşmesini, olamadı…
Biz yine de her şey için teşekkür edelim ona , sonsuz şükranlar ile, tüm ürününü, tüm güzel ve iyi ruhunu , tüm bilgi külliyatını bize sınırsız ve sonsuz ve devamlı sunduğu için sonsuz teşekkür edelim… @ilberortayli @fazilsayofficial
6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti.
Deprem davalarında adalet yerini bulmadı.
Deprem dirençli kentler için seferberlik başlatılmadı.
Bir sonraki depreme daha hazırlıklı değiliz.
Unutmamak için...
24 Ocak 1993 | Uğur Mumcu, haince bir suikast sonucu aramızdan ayrıldı.
24 Ocak 2001 | Ali Gaffar Okkan, hain bir saldırı sonucu şehit edildi.
Saygıyla anıyoruz.