Günümüz insanı boşluğa dayanamaz. Boşluğu hemen bir etkinlikle doldurmak ister. Çünkü değerli hissetmesi, bir şeyler yapmasına koşullandırılmıştır. Oysa boşlukta durabilme becerisi dönüşüm için çok önemlidir. Boşluk, yeni kimliğin sancılı doğum odasıdır.
ŞİDDETİ DEĞİL, DEĞERLERİ BÜYÜTELİM.
Son zamanlarda gündüz kuşağı programlarında, dizilerde, sosyal medyada…
Popüler kültürün neredeyse her alanında şiddetin sıradanlaştığını, suçluların “kahraman” gibi anlatıldığını görüyoruz. Bu sadece bir kurgu meselesi değil. Bu, doğrudan bir etki meselesi.
Okullarda yaşanan acı olaylar bize bir gerçeği hatırlatıyor: İzlediğimiz her şey, özellikle çocuklarımızın dünyasında bir iz bırakıyor.
Bir zamanlar diziler; aileyi anlatırdı, komşuluğu anlatırdı, dayanışmayı anlatırdı. İnsan olmanın kıymetini hatırlatırdı.Şimdi ise o sorumluluğu yeniden hatırlama zamanı.
Televizyon yöneticilerine, Yapımcılara, senaristlere, oyunculara çağrımızdır:
Şiddeti özendiren, suçu cazip gösteren içeriklere karşı daha dikkatli olun. Topluma, özellikle çocuklara örnek olacak hikâyeler üretin.
Bu bir sansür çağrısı değil. Bu bir sorumluluk çağrısı.
Bizler de izleyici olarak sessiz kalmak istemiyoruz. Bu yüzden bu farkındalık çağrısını başlatıyoruz.
Sen de paylaş. Sen de ses ver.
Çünkü mesele sadece ekran değil, geleceğimiz!
#ŞiddetiDeğilDeğeriBüyüt
Nihilist Penguen ve Maymuncuk. Müthiş bir duygusal katarsis...
Bu iki olayın Epstein'da vahşice kurban edilen çocuklardan ve Filistin'de katledilen on binlerce çocuktan daha çok viral olmasını tesadüfî buluyor musunuz?
Küresel çapta viral olan (edilen) hiçbir şey tesadüf değil.
Bağıra çağıra yapılan tüm gösteriler, bir olmamışlığa, eksiklik ve değersizlik duygularına işaret eder. Olmamışlık gürültülüdür, olmuşluk ise sakin ve dingin..
Kötülük, sadece ruhsal bozukluklar ya da psikiyatrik tanılarla açıklanamaz. İnsanlığın en iğrenç, en karanlık yönüne şahitlik ediyoruz. Yine de güzel insanlar varlar. Ancak kötülükle savaşacak kadar cesur olmadıkları sürece dünya değişmeyecek.
@VeysiCe@TanTasci@EmniyetGM@HatayEmniyet bu davanın akıbeti nedir? Sözde polis olduğunu söyleyen şahısa ne oldu? Bu konuyu da mı kapatacaksınız? Binlerce çocuk nerede? Nerede vatanımın masum birincik yavruları??? ALLAH KAHRETSİN!
artık çok yakın çevrem hariç kimseyle ciddi konuları hayata bakışımı falan konuşmamaya çalışıyorum. genelde insanlarla yüzeysel muhabbet edip her şeye gülüp geçiyorum ciddi bir konu açılırsa da dalgaya vuruyorum. beni anlamayacak insanlara bi şey anlatmak çok yorucu malsf.
Yapay zekâ zekâmızla alay ediyor, lütfen sakin olun ✌️
Şu an DM kutum yüzlerce demo ve şarkı sözüyle dolu.
Ama ben bir yapay zekâ üretim ve kontrol birimi değilim.
İlk başlarda “Bizi fikir almak için kullanın” diyen yapay zekâ modelleri, bugün tüm fırsatçıların eline geçmiş durumda.
Sadece sen değil; milyonlarca insan şu an YAPAY ZEKÂ ile şiir ve şarkı sözü yazdırıyor, yine YAPAY ZEKÂ ile besteletiyor, yine YAPAY ZEKÂ’ya okutup iyi–kötü dinlenebilir şeyler elde ediyor.
Sonra da kendini bir anda hit makinesi, sanat güneşi falan zannediyor.
“Kısadan köşe olurum, yapar satarım” fikri çok cazip geliyor, anlıyorum.
Çağımızın ruhu bu zaten: beleş ve çabasız olan her kazanım insanları heyecanlandırıyor.
Ama şunu net söylemek lazım; bugün dinlediğiniz bu “şarkılar”, bunca yıldır var olmuş müzisyen ve şarkıcıların üretimlerinden klonlanmış ses ve bilgi dosyalarıdır.
Yıllardır besteciye, yorumcuya telif ödemekten sıkılan dijital platformlar; içeride kontrol edilemez algoritmalarla çoktan oyunlar çeviriyordu.
Bot basılan, şişirilen “sanatçıları” görüyorsunuzdur.
Bizi onlarla oyalarken, aslında sistemlerinin içinde istedikleri algoritma oyununu oynayabilecek global bir güç ve ağ kurdular.
Araştırırsanız bu hilelerin çoğunu öğrenirsiniz.
Şimdi sırada ne var?
Yapay zekâ ile üretilmiş eserlerin bol bol şişirilmesi.
Her yerde duyacağız, her yerde dinleyeceğiz.
Bir süre sonra düşünen, sorgulayan, özgün sanatçılar “baş ağrıtan” unsurlar olmaktan çıkarılacak.
En önemlisi de: telif derdi kalmayacak 😉✌🏻
Mesele sadece müzik de değil.
Öğrenciler, yapay zekânın akıllarına iliştirdiği fikirleri kendi düşünceleri gibi sunarak ödev yapıyor, proje üretiyor, geleceğini ona danışıyor.
Öğretmenin yerine geçiyor.
Mimarın yerine çizim yapıyor.
Doktorun yerine hastalık soruluyor, röntgen gösteriliyor.
Kurnazlık, hilebazlık ve yalancılığı normalleştiriyor!
Yani ne kadar meslek varsa; anlamı da, emeğe saygı da hızla siliniyor.
Şunu çok net söyleyebilirim:
Dünyamız gibi ilkel bir medeniyete bu teknolojiyi bu şekilde sunmak, atom bombası atmaktan farksızdır.
Bunu kim yaptıysa, niyetinin iyi olmadığı ortada
Umarım insanlığımızı kaybetmeden bu yeni çağa ayak uydururuz 🙏🏻
Franz Kafka şöyle diyor: "Zerre kadar anlamadıkları şeyler hakkında konuşuyorlar. Sırf aptallıkları sayesınde kendilerinden bukadar eminler."
George Orwell'ın da dediği gibi:
"Cahillik Güçtür..."
Dışarıda insanların gerçek hedefleri, sorunları ve yardımlaşmaları varken sürekli haz ve eğlence peşinde koşan bireyleri hayvanmış gibi görüyorum.
“Ruhlarının dibi bataklık. Bari hayvan olarak mükemmel olsaydınız. Fakat hayvan olmak için masum olmak gerekiyor.”
F. Nietzsche