Bazı şeylere çok fazla üzüldükten sonra bir nokta var, orada üzüntü bitiyor. Üzüntünün de bir son kullanma tarihi var gibi. O konuya daha fazla üzülemiyorsun. Sanki üzülmeye daha fazla yerin kalmamış gibi.
Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi, hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık, hem inancın devriydi hem şüpheciliğin, hem aydınlık hem karanlık bir mevsimdi, umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem de hiçbir şeyimiz yoktu..."