Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman..
Rodi Berçem
2000’lerde ergen intiharları vardı. Mektuplarında “bu dünyaya ait değilim” derlerdi. Uyum sağlayamadıkları için dünyayı değil kendilerini suçluyorlardı, sistem iyi ama ben yapamadım deniyordu, şiddet kendine dönüktü. Şimdi öyle bi kopuş ve yas gibi bi acı yok, kin ve hınç var, siz kötüsünüz diyorlar. Çocuk sistemi göremediği için sistemin vücut bulduğu alana saldırıyor. Otorite kimin ağzıyla konuşuyorsa (öğretmen), hiyerarşi kimde somutlaşıyorsa (popüler öğrenciler, zorbalar) şiddet oraya yöneliyor. Politik bir aidiyeti, bilinci, eğitimi olmayan, bütüncül bir yapısal eleştiri getiremeyen birinin sembolik intikamı böyle olur. Politik bağların, kolektifin çözüldüğü bir iklimde bu şiddet de böyle adli görünüyor ve daha fazla yasak ve polisle çözülür sanılıyor
makbul görmediğine yaşam hakkı tanımayan, uyguladığı politikalarla küçücük çocukların zihnine "çözemediğin sorunu yok et" fikrini yerleştiren tahakküm mekanizmaları, eserinizi iyi izleyin, katledilen çocukların, öğretmenlerin vebali boynunuza.
Bak mesela bu çok başka linçlenmesi gereken bir olay. Yani normal linçlenmeden bahsetmiyorum, yerin dibine sokulup, kadını bu piyasadan, yapımcıyı bir daha bu işi yapamamasına sebep olacak kadar itin götüne sokmamız şart.