Geçen gün Fransız bir erkekle randevum vardı. Beni süzüp “Bir Türk kadınına göre fena değilsin” dedi. E Türk kadını durur mu? Yapıştırır cevabı. “Sen de daha 28 yaşında kelleşen bir erkeğe göre oldukça özgüvenlisin, tebrik ederim” dedim. Masada bir sessizlik oldu ve çocuğun resmen nutku tutuldu. Daha önce hiçbir kadından böyle laf yememiş, belli. Seni atalarından gelen travmalarını çözmen için yalnız bırakacağım diyip gittim, şimdi Thomas düşünsün
Dikkat! Erkekler ilişki yaşarken romantik evlilik hayalleri kurmuyorlar. Aksine bu kadın kiminle birlikte olmuş, geçmişi kalabalık mı diye bakıyorlar. Açıkçası, kadınların bedenlerine ve kiminle birlikte olduklarına bu kadar burnunu sokan erkekleri gülünç buluyorum. Çünkü konu kendileri olduğunda, yüzlerce kadınla birlikte olmayı onlara değer katan bir şey olarak görüyorlar ve daha söylediklerini kendi geçmişlerine bile uygulayamıyorlar.
Anında yaratıcılıktan yoksun ve o inandıklarını iddia ettikleri bilimle alakası olmayan, illüzyon dolu “ama erkeğin doğası farklı” cümlesini duyuyorsunuz çünkü başka argümanları yok.
Kendileri yapınca tecrübe ya da gençlik işte. Kadınlar yapınca bu kadından anne olmaz, kırmızı bayrak ya da geçmişinizle karakter analizinizi yapıyorlar. Sonra bu davranışlarını sanki erkek seçim yapan tarafmış gibi yüksek standartları olan erkek diye pazarlıyorlar. Benim burada gördüğüm tek şey çifte standart :)
Geçen gün adamın biri bana 'Senin yaşındaki kadınlar daha olgun davranmalı. Sessiz ve usturuplu olmalı' diye mesaj atmış. Ben de “Senin yaşındaki erkeklerin haddini bilmesi gerekir normalde ama hayat sürprizlerle dolu” yazdım. Tam cevap yazıyordu, engelledim. Hayatın tokadını bir kadından yiyene kadar büyümeyenlere böyle davranmak lazım. Kadın olmayı bir erkekten öğrenecek değilim
Linçlenebileceğiniz bir fikrinizi yazın, ben başlıyorum. “Beni seveceksen aşk için sev, param için değil” diyen erkekler, kadın olsalardı söyledikleri şartlarda bir gün bile yaşamak istemezlerdi. O yüzden bir kadının güçlü, cömert, sağlayıcı bir partner istemesini utanılacak bir şey gibi göstermeleri sadece ikiyüzlülük. İstediğiniz hayatı istemekten utanmayın artık.
Bir kız arkadaşımın randevuya çıktığı adam masaya oturur oturmaz ona “Herkes kendi yediğini içtiğini öder, bilgin olsun” demiş. İnanabiliyor musunuz? Merhaba demeden önce adamın düşündüğü tek şey kimin hesabı ödeyeceği. Arkadaşım da “Tabii, sorun değil” diyip canının çektiği her şeyi sipariş etmiş. Başlangıç, ana yemek, tatlı vs. Her sipariş verdiğinde adam tuhaf tuhaf, bir menüye bir kıza bakıp kendisi ödemeyeceğini bildiği halde kızın kendisini şımartmasından bile rahatsız olmuş. İki ayrı hesap geldiğinde aradaki farkı görünce “Dışarda yemek yemeye bu kadar ödemeye utanmıyor musun?” demiş. Arkadaşım “Sen ödemeyeceksin ki? Her gün yaptığım şey” dediğinde adam susup oturmuş. Adamın modernliği kadının ondan daha ucuza geldiği sürece modernlikmiş yani, siz ne düşünüyorsunuz?
Asıl sorun yanlış insanları seçmek değil. Seni seçmeyen insanların yanında kendini aşık hissetmen. Seni gerçekten isteyen biriyle karşılaştığında huzursuz hissetmen. Hayatın boyunca seçilmek isteyen bir kimlikle yaşadığında, sana net davranan, seni arayan ve randevular planlayan, seni merak eden, sana karşı tutarlı birini arzulayamazsın. Bir şey hep eksik hissettirir. Çünkü alışık olduğun şey bir gün yakın, bir gün uzak ve ne istediğini bilmeyen, seni merakte bırakan ve mesajını beklediğin, davranışlarını sürekli analiz edeceğin biri. Acaba benim hakkımda ne hissediyor? diye düşünüyorsun sürekli ve bu çekimi aşk zannediyorsun. Oysa alakası yok, belirsizliğin yarattığı sinir sistemi aktivasyonu sadece. Ulaşılmaz olanın sevgisini kazanmak sana değerli hissettiriyor. Seni seçtiğinde yeterli olduğunu olumlayacaksın. İşte bu yüzden yaşadığın şey bir ilişki değil, bir sınav. Onun sevgisini değil, kendi değerinin kanıtlanmasını istiyorsun. Sorman gereken soru şu: Gerçekten onu mu istiyorsun yoksa seni seçmesini mi? İkisi aynı şey değil..
Ayrılık acısı çok derindir, ancak bir gün mutlaka son bulacaktır. Size değer vermeyen biriyle kalmak ise asla dinmeyecek bir acıdır. Her gün uyandığınızda onu değişmesini umuyorsanız eğer.. bu umut kalbinizi her gün istisnasız kıracaktır. Nihayetinde ilişkinizi tek başınıza taşımaktan yorulursunuz. Sizin için çaba bile göstermeyen biriyle ilişkinizi sürdürdükçe kaybedeceğiniz bi savaş verirsiniz sadece. Sizin sevginiz onu dönüştürmeye yetmeyecek ve bu sizin sevginiz yetersiz olduğu için değil.. Davranışlarıyla size kendinizi değersiz hissettiriyorsa, olmasını umduğunuz kişiye değil, şu an size nasıl davrandığına bakmak zorundasınız.
İllüzyon perdeleri kalktığında ve uzaklaştığınızda canınız yanacaktır ancak tek taraflı bir ilişkiyi sürdürmenin ruhunuzu yaralamasından daha iyidir. Yoksa tüm özgüveninizi, mutluluğunuzu ve huzurunuzu yitirmenize neden olur. Yeterince iyi olmadığınızı ve çok fazla şey talep ettiğinizi düşünmeye başlarsınız. Oysa kalbinizdeki saf sevgiyi yanlış insana verdiğiniz için acı çekiyorsunuzdur.. sevilmemenin acısındansa, ayrılığın getireceği geçici acıyı seçin. Sizi umursamayan birinin hayatında kendinize zorla bir yer edinmeye çalışmayın. Gitmesine izin verin ki nihayet gerçekten hak ettiğiniz saygıyı ve sevgiyi size verebilecek biri için alan açılsın.
Bir erkek doğru kadını bulduğunda, daha iyi biri olmak için nedenler bulur. Bir kadın doğru erkeği bulduğunda, kendisi olma özgürlüğünü bulur. Erkek sevildiğini hissettikçe gelişir. Kadın güvende hissettikçe yumuşar. Eğer kadın güvende hissetmiyorsa o erkek iyi biri değildir. Eğer erkek sevilmiş hissetmiyorsa kadın özgün benliğini keşfedememiştir.
Güven veren bir erkek, kafa karışıklığı değil huzur verir. Sözleri ve eylemleri birbiriyle uyumludur. Size olan ilgisinde ve sevgisinde istikrarlıdır. Sinir sisteminizi yatıştırır, onun yanında olmak size kendinizi güvende ve topraklanmış hissettirir. Sınırlarınıza saygı duyar ve kendi sınırlarında da güçlüdür. Konuşmalar daha zorlu bir hal aldığında yargılamadan yaklaşır. Güvenceye veya netliğe ihtiyaç duyduğunuzu belirttiğinizde sevgi dolu bir şekilde karşılık verir ve sizi korumaya yönelik içsel bir arzuya sahiptir. Güven veren bir erkeğin size böyle davranması ilk olarak sizin kendinize bu şekilde davranmanızla mümkündür. Önce siz kendiniz bu sorumluluğu alın, sonrasında sevdiğiniz insanla hayattan zevk alabileceğiniz bir hayat yaratın.
Asla kalpsiz bir insanın seni sevmesini bekleme. Kimsenin sevgisine, sözüne muhtaç yaşama. Hep sen kendini sev, her gün kendine sarıl. Her aynaya baktığında içinde ve dışında ne kadar güzel ve kalpten olduğunu gör. Auran ışıl ışıl olsun, istemediğin hiçbir şey yapma. O kadar güçlü ol ki insanların ne dediğini gram umursama. Hiçbir varlığa zarar verme, attığın her adımın ve tüm eylemlerinin getirebileceği sonuçları iyi düşün ve ona göre hareket et. Düşünceli ve saygılı ol. Hem kendine, hem diğerlerine...
Evlenilmemesi Gereken Erkekler:
1. Kuryeler
2. Borsacı/Coinci tipler
3. Oto galericiler
4. “Full time gamer" olanlar
5. Esnaf kurye edasıyla trafikte terör estirenler
6. "Ablacım/Kraliçe" dille yürümeyi marifet sananlar
7. Tayland’a gezmeye gidenler (Ladyboy seviyor)
8. Nargile kafe demirbaşları
9. "Benim ailem her şeydir, sen ikinci plandasın" diyenler
10. Her maça iddia oynayıp kaybedince terör estirenler
11. “Erkek adam ağlamaz" kafasındaki buz kalıpları
12. Sürekli araba motorundan ve sanayi anılarından, maç anılarından bahsedenler (Gizli gay ve erkek arkadaşlarını özlüyordur)
Çok acı bir gerçekten bahsedeyim. Kadınlar, kendi davranışlarına bakmayı tamamen reddeden erkeklerin yarattığı kederden terapiyle iyileşmeye çalışıyorlar ama erkekler kendi öfkeleriyle, geçmişteki travmalarıyla ve kötü alışkanlıklarıyla yüzleşmek yerine, bütün o duygusal yükü kadınların omuzlarına yıkmayı normalleştiriyorlar. Çok az erkek gördüm gerçekten kendi duygusal sorumluluğunu alabilen..
Kadınlar, her şeyi düzeltmek ve ilişkilerini sürdürmek istedikleri için her sorunu sırtlamaya çalışıyorlar. Ancak bir başkası adına nasıl iyileşebilirsiniz ki? Başkasının karmasını onun yerine çözemezsiniz. Bir erkek kendi eylemlerinin, duygularının ve yaralarının sorumluluğunu almıyorsa, bunun bedelini çok ağır bir şekilde partnerine ödetiyordur. Bu yüzden partneri zamanla tükenir, kaygılı ve derin bir kafa karışıklığı içinde yaşar.
Kadınlar, erkeklerin verdiği zararla başa çıkabilmek ve sınır çizmeyi öğrenmek için terapiye giderken; erkekler, kendilerinin son derece akıllı ve sağlıklı olduklarını ve sorunun kadınlarda olduğunu düşünerek ortalıkta dolaşmaya devam ediyorlar. Adaletsiz bir durum. İlişkiler hayatın yükünü birlikte taşıyabilin diye var, sizin olmayan yaraları taşımanız için değil. Gerçekten sorumluluk sahibi olan erkekler, kendi duygusal dağınıklıklarını kendileri toplarlar.
Bir erkek sizi gerçekten önemsediğinde, üzgün olmanızı görmeye dayanamaz. Kavga ettiğinizde öfkeli olsa bile, onun için sizin duygularınız tartışmayı kazanmaktan daha önemli olur. Çünkü size olan sevgisi onu egosunu teslim etmiş bir erkeğe dönüştürür, kalpten düşünür. Egoyla hareket eden bir erkeğin sevgi merkezi aktif değildir. Sizi ağlarken yalnız bırakan ya da bilerek ağlatan bir erkek, egosuna sevgiden daha çok önem verdiğini gösterir. Sizi incitmek için bilerek sessizliği kullanır. Kendinizi kötü hissetmenizi ve siz haksız olduğunuzu kabul edip özür dileyene kadar her şeyi aşırı düşünmenizi ister. Ancak ego-kontrol dinamiğinden çıkmış ve sevgiye teslim olmuş bir erkek, aranız ne kadar kötü olursa olsun, gelip mutlaka ne hissettiğinizi sorar. İlişkide hala bağlantıda ve güvende hissetmenizi ister. Çünkü bir kadının kalbini ve hissettiklerini yüceltmenin ve korumanın, haklı olmaktan daha önemli olduğunu bilir
Porno yıldızlarını eleştirip izleyenleri eleştirmiyorsunuz, seks işçilerini eleştirip müşterilerini eleştirmiyorsunuz, yalnız dışarı çıkan kadınları eleştirip onlara saldıran erkekleri eleştirmiyorsunuz ve bekar anneleri eleştirip onları terk eden babaları eleştirmiyorsunuz. Buna rağmen hala doğruyu bildiğinizi savunuyorsunuz