ten arzusu. bambaşka bir şey. bir insanı bir yemek gibi aşermek, dokunmak ve bütünleşmek. kuşkusuz şu tutkunun ve ardından gelen gülüşmeleri özledik, hem de nasıl
God, please let me have a job that doesn’t take away my spark for life. A job that still lets me appreciate the wind blowing through the trees, that doesn’t leave me so exhausted I can’t even scramble some eggs for dinner when I get home.
Zehirli bir ortam, verdiğiniz aşırı tepkileri ve öfke patlamalarını karakterinizin bir parçası olduğuna inandırabilir. Ta ki kendinizi güvende hissettiğiniz bir ortamda, aslında ne kadar sakin biri olduğunuzu fark edene kadar.
*Eckhart Tolle*
Otantik benliğinizi ne kadar korumaya çalışırsanız çalışın; birileri çıkıp size nerede nasıl davranmanız, ne söylemeniz ve neyi yazıp yazmamanız konusunda ayar vermeye çalışacak. Sonrasında da özgürlükten bahsedecek. Size kendi iç dünyasında bir kimlik atfedip, o kimliğe uygun davranmadığınızda sizi hasta ya da kötü biri olmakla suçlayacak. Bazen "Size hiç yakıştıramadım" diyerek saçmalayacak. Hatta daha da ileri giderek çocukluğunuzu analiz etmeye soyunacak. Nevrozların dünyasına hoş geldiniz!