bana nar alırsan akşama ayıklanmış nar yersin cümlesini çok seviyorum, sen bana nar alacak kadar beni düşünürsen ben bu düşüncenin devamında seni daha çok düşünür ve senin benim için aldığın narı senin için ayıklarım demek nereden baksak çok güzel
2004'te İstanbul'da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında liderler ve eşleri, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer tarafından Dolmabahçe Sarayı'nda akşam yemeğine davet edildiler.
📌Sadece bir liderin eşi davet edilmedi: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sezer, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan'ın eşini başörtülü diye davet etmemişti.
Erdoğan önce zirveye katılmama kararı aldı. Ama ulusal çıkarları önceleyip katılmaya karar verdi.
📌Bugün NATO zirvesi yine Türkiye'de yapıldı.
Zirveye katılanları Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ağırladı.
Geçmişe nazire yapılır gibi: NATO liderleri ve eşleri aile fotoğrafı verdi. Emine Erdoğan resimde baş köşede yerini aldı ve paylaştı.
Zirvede normalde sadece liderler resim çektirir. 2004'teki zirvenin aile fotosunda eşler yok.
Aylar önce Hristiyanları rahatsız eden skeçi hemen yayından kaldırıp özür dilerken İslam dinine yapılan hakaretin "fikir ve düşünce özgürlüğü"olarak savunulması fazla yobazca.
analizi bırakırsanız nefsine hakim olup farzı yerine getiren ve nefsine hakim olamayan kişilerin kıyaslanıp tesettürlülerin aşağılanmasına farzın hafife alınmasına ve ahirzamanda zaten sürekli açılan insanlar varken bunun güzellemesinin yapılmasına tepki gösterdiğimizi anlarsınız
Sen basiretli bir tacir değilsin genç bir kızsın. Her zaman gerekeni yapmak zorunda değilsin. İstediklerini de yapabilirsin . ( Bugün duyduğum nadide bir cümle )
Hüzünlü kadınlar olmayı bırakın. Kırgın, suskun, bekleyen değil; ayağa kalkan, kendini bilen, kendi kaderine yön veren kadın olun. Hz. Hatice gibi kendi ticaretini yöneten, ayakları üzerinde dúran, güveniyle dağları titreten kadın olun. Hz. Meryem gibi iffetli, teslimiyeti yüksek ama aynı zamanda kendi duruşundan taviz vermeyen kadın olun. Hz. Asiye gibi zulmün ortasında bile imanından vazgeçmeyen bir yürek taşıyın. Hz. Ümmü Seleme gibi akıllı, dirayetli, zor günde en doğru sözü söyleyebilen kadın olun. Hz. Nusayba (Ümmü Umare) gibi gerektiğinde savaş meydanında bile dik duran cesur bir yürek olún. Rabia-tül Adeviyye gibi gönlünü dünyaya değil Rabbine bağlayan bir gonül taşıyın. Fatma bint Muhammed gibi edeple, vakar ile yürüyün; evladınıza, ailenize bir nur olun.
Kadın demek zarafetle güç arasındaki dengeyi kurmak demektir. Hüzne yaslanarak değil; bilgiyle, dirayetle, ôzguvenle yükselmek demektir.
Bugünün kadını artık "hüzünlü prenses" olmak zorunda değil... Ayağa kalkmış kadın; hem ticaretini bilen, hem kalbini yöneten, hem de Rabbine kul olmanın şerefini taşıyan kadındır.
Herhangi bir kuruma başörtülü girmeyi denememiş insanların sürekli şurda yasak yoktu burda yasak yoktu ahkamı kesmesi... Aklınıza gelebilecek her yerde yasak vardı, buna hastanaler, üniversite yurtları dahil. Anlatınca mağdur söylemine başladınız lafı duymaktan sıkıldığımız için artık anlatmıyoruz ama vardı. Bu arada, artık yasal olarak sorun yaşamıyor olmamız, sosyal olarak tamamen kabul edildiğimiz anlamına da gelmiyor. Taboos are here.