26 AGS sonuçları açıklandı ancak sınav sürecine ilişkin soru işaretleri hâlâ giderilmiş değil. Biz kimseyi peşinen suçlamıyor, yalnızca şeffaf ve bağımsız bir inceleme istiyoruz.
Soruların yanıtlanması, sürecin aydınlatılması ve adayların emeğinin karşılığının korunması için Devlet Denetleme Kurulu’nun süreci incelemesini talep ediyoruz.
@RTErdogan@TanrikuluSalih@BayramAliErsoy@OSYMbaskanligi
#AGSÖSYMdeDDKGöreve
Öğretmen açığı belli, ihtiyaç belli. Beklentimiz de nettir: Eğitimin ihtiyaçları doğrultusunda yeterli sayıda öğretmen ataması yapılmalıdır. @tcmeb@Yusuf__Tekin
Rojin Kabaiş’in iki farklı erkeğe ait DNA örneklerinin Rojin’in bedeninin neresinden alındığına dair bilgiye adli tıp raporunda yer verilmemiş. Sadece DNA var demişler öylece kalmış.
Bu bilgi Van Barosu’nun suç duyurusunda bulunmasıyla ortaya çıkıyor.
DNA göğüs ve vajinal bölgedeymiş. Yani cinsel saldırıya uğramış bu kız!
Hani intihar etmişti? Hani kesindi!
Böylesine kritik öneme sahip bilgi nasıl dosyada yer almaz?
Aradan 9 ay geçti. Bu DNA’lar birçok kişiyle karşılaştırılabilirdi!
Türkiye’de bir DNA bankası yok! Şimdi bu DNA’lardan nasıl iz bulunacak?
Babasının gözyaşlarına yazık değil mi? Haykırışına günah değil mi?
Dosyaya gizlilik ve kısıt konuluyor, ailesi dahil kimseye haber verilmiyor, üstüne en önemli delil gözden kaçırılıyor. Ben bunu masum bir hata olarak asla görmüyorum.
Özel eğitim sabır ve donanım gerektirir. Ancak birçok sınıf alan dışı ve ücretli öğretmenlerle yürütülüyor. 4500 atama talebimiz, özel gereksinimli çocukların eğitimde eşit fırsatlara erişimini sağlamaktır.
#OzelEgitime4500Sart
“4500 atama talebi gerçekçi değil” diyenlere hatırlatalım: En fazla öğretmen açığı olan alanlardan biri özel eğitim. Yıllardır yok sayıldık, sabırla bekledik. Bu alanın yükünü çeken biziz, talebimiz gayet gerçekçi. Hayal kurmuyoruz, hakkımızı istiyoruz.
#özeleğitim4500kontenjan
TÜİK’in 2024 istihdam verilerine göre, %95,1 oranıyla en yüksek istihdam sağlayan alanlardan biri özel eğitim öğretmenliğidir.
Ancak birçok öğretmen, özel kurumlarda mesleki niteliğiyle bağdaşmayan düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır.
Bu yapısal sorun görmezden gelinemez.
Özel eğitim, yıllardır en yüksek puanla öğrenci alan bölümlerden biri. Tanı süreçleri yaygınlaştıkça alandaki ihtiyaç da büyüyor. Yüksek atama hem akademik başarının hem toplumsal gerekliliğin sonucudur. Branş kıyaslamak bu gerçeği değiştirmez.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın özel eğitim kadrolarına norm fazlası öğretmenleri atama isteği, açıkça eğitimin niteliğini hiçe sayan, çocukların hakkını gasp eden ve liyakat ilkesini ayaklar altına alan bir uygulamadır. Daha da vahimi, bu karar bizzat Bakan’ın kendi söylemleriyle açıkça çelişmektedir.
Sayın Bakan defalarca “Veli karşısına nitelikli öğretmen çıkarmalıyım” diyerek eğitimin temelinde kalite ve uzmanlık olması gerektiğini vurgulamıştır. Ancak şimdi, özel eğitim gibi uzmanlık ve özel formasyon gerektiren bir alana, sadece başka yerde görev verilemediği için norm fazlası öğretmenlerin yönlendirilmesi, bu söylemin içinin tamamen boş olduğunu göstermektedir.
Bu karar;
•Özel eğitime ihtiyacı olan çocukları deney tahtasına çevirmek,
•Atanmayı bekleyen binlerce özel eğitim uzmanını hiçe saymak,
•Eğitimde kalite yerine, günü kurtarma anlayışını benimsemek demektir.