muhteşem yüzyıda şöyle bir söz geçiyor:
"insan bir kere bunu asla yapmam dedi mi, şeytan bütün işini gücünü bırakır, onu yaptırana kadar uğraşır." yani never say never
Bu yaklaşımı kabul etmiyoruz.
Kamuda görev yapan diş hekimlerini “tedaviye yanaşmamak” veya “keyfi davranmak” üzerinden hedef göstermek, sağlık sistemindeki yapısal sorunların sorumluluğunu sağlık profesyonellerine yüklemektir.
Bir dolgu ya da kanal tedavisi yalnızca birkaç dakikalık bir “işlem” değildir. Nitelikli muayene, doğru endikasyon, uygun tedavi süresi, sterilizasyon ve hasta güvenliği gerektirir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Bir diş hekimine günde kaç hasta randevusu veriliyor?
Bir hastaya kaç dakika ayrılıyor?
Bu süre içinde nitelikli kanal tedavisi, dolgu ve diğer işlemlerin yapılması gerçekten mümkün mü?
Hekim Birliği olarak tam da bunun için diş hekimliğinde randevu aralıklarının en az 30 dakika olmasını ve günlük hasta sayısının 16 ile sınırlandırılmasını talep ediyoruz.
Vatandaşımız nitelikli tedaviyi, diş hekimimiz de mesleğini bilimsel standartlara uygun biçimde yapabileceği çalışma koşullarını hak ediyor.
Denetlenecek bir şey varsa önce sağlık hizmetini birkaç dakikaya sıkıştıran sistem, iş yükü ve performans anlayışı denetlenmelidir.
Vatandaşla diş hekimini karşı karşıya getirmek çözüm değildir.
Sorunun adresi diş hekimleri değil, sağlık hizmetinin planlanma biçimidir.
Arkadaşlar, geleceğin belirsizliği sizi karamsarlığa sürüklüyorsa Secde Suresi’nin 17. ayetini hatırlayın. Bakın, Cenab-ı Hak ne diyor: “İnsan kendisi için saklanan nimetleri bilemez.”Belki de kaygıyla baktığınız gelecekte,kalbinizin bile tahmin edemeyeceği güzellikler saklıdır.
hoş geldin trençkot kablolu kulaklık esliginde ihtimaller perisi sen istanbulsun lafügüzaf ben unuturum bitmesin rüya derdim aşk mahşer yani gökhan türkmen mevsimi