@ihsanfazlioglu "... dünyaca ünlü bilim tarihçisi ve felsefeci Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu..."
.
Dünyaca ünlü...
Tanıdığım İhsan Fazlıoğlu Hoca, bu tanımlamaya "estağfurullah" derdi.
Ancak hiçbir kayd-ı ihtirazî koymadan olduğu gibi paylaşmış.
@gergerliogluof@tcmeb +
10.000'e yakın akademisyen...
Biz de eğitim ve bilimsel faaliyetlerin dışında kalmaya mahkûm edildik.
Bir kıdemli doçent olarak çaycılık yapmam ülkeyi daha güvenli yapmıyor.
Bırakın özel üniversitelerde çalışıp bilimsel çalışmalara katkı sağlayalım.
"Gecenin zifiri karanlığında, ıssız dağların sarp kayalıklarında yankılanan o sessiz çığlığı duyabiliyor musunuz?
Gazi Savaş Yücel, bedeninin bir parçasını vatan toprağına emanet ederken ruhuna kazınan silinmez anları, okurun kalbine saplanan birer mızrak gibi betimliyor.
"I. Dünya Harbi, toplumları iktisadi, siyasi ve askerî açıdan etkilediği gibi sosyal yaşamı özellikle ülkelerin nüfus yapısını da önemli ölçüde etkilemiştir. Liebmann Hersch, dilimize Bugünkü Harplerin Başlıca Demografik Etkileri başlığıyla çevrilen bu eserinde,
"Tarihin arka sokaklarında bir devriye gezisi...
Bu kitap, sadece bir kanun adamının el kitabı değil bir imparatorluğun can çekişip bir Cumhuriyet’in doğduğu o sisli şafağın ifşa belgesidir.
Reh-nümâ-yı Zâbıta; Galata’nın karanlık köşelerinden Pera’nın ışıltılı caddelerine,
@EsraasariiSar İyilerin terk ettiği kirlenmiş dünyanın yalnızlığa mahkûm edilmiş çaresizleri olarak arkanızda sadece dua edebiliyoruz...
Birbirimizi hiç tanımadık hiç karşılaşmadık.
Ama sizi, içinden çıktığımız ailemizden daha çok benimsedik.
Siz ne güzel insanlardınız...
Ah ne güzel...
"Modern Türk askerî tarihinin mihenk taşlarından biri olan Mareşal Fevzi Çakmak’ın Şark Cephesi, ilk kez tam metin ve sansürsüz olarak, açıklayıcı dipnotlarla zenginleştirilmiş özel bir baskıyla yeniden okurla buluşuyor. Fevzi Çakmak’ın kendi kaleminden çıkan bu eser,
"Küllerinden doğanların gizli tarihi...
Çanakkale bir son değil büyük bir destanın kanla yazılmış ön sözüydü.
Peki, bu ön sözü yazanlar, imparatorluk çökerken hangi ateşlerden geçtiler?
Bu eser, 1915 siperlerinden Kurtuluş Savaşı’nın meydanlarına uzanan, tozlu raflarda yüzleri
"Türk İstiklal Harbi’nin zafer tacı olan Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi, sadece bir savaş değil emperyalizme karşı dünyada kazanılmış ilk ve en görkemli başarıdır. Bu destansı direniş, Osmanlı’dan arta kalan küller üzerinde yükselen genç Türkiye Cumhuriyeti’nin
"Dr. Görkem Durak tarafından çevirilen Patton’ın Gelibolu Savunması: Bir Karargâh Çalışması, Çanakkale Savaşı’nı Amerikalı bir generalin gözünden, stratejik derinlik ve tarihî sezgiyle aktarıyor.
General George S. Patton, bu çalışmasında yalnızca taktiksel hataları ve
"Modern Savaşın Görünmez Yüzü: Hibrit Tehditlere Karşı Bir Rehber!
Savaş artık sadece cephede üniformalı askerlerle yürümüyor! Günümüz dünyasında savaşın çehresi değişti, devletler ve ordular sahnede yokken bile yıkıcı etkiler yaratabilen hibrit savaşlar gerçeğiyle yüzleşiyoruz.
ANAYASA MAHKEMESİ'NİN BYLOCK DOSYALARI KAPSAMINDA VERDİĞİ RAMAZAN ÇAKIR KARARI HAKKINDA DEĞERLENDİRMEM
AYM'nin Ramazan Çakır kararı, yaklaşık on yıldır ByLock deliline dayanılarak verilen mahkûmiyetlerin yol açtığı ağır hukuksuzlukların giderilmesi bakımından önemli, ancak oldukça geç kalmış ve eksik bir adımdır. Mahkeme, bir lise öğretmeni olan başvurucu hakkında verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir.
Başvurucunun mahkûmiyeti; sendika üyeliği, Bank Asya'da hesap bulundurması ve ByLock kullandığı iddiasına dayandırılmıştır. AYM ise derece mahkemelerinin yalnızca teknik kayıtlara dayanarak sonuca ulaştığını, ancak ByLock'un gerçekten örgütsel amaçla kullanılıp kullanılmadığını araştırmadığını tespit etmiştir. Mahkemeler; yazışmaların içeriğini, başvurucuyla irtibatlı olduğu belirtilen diğer kişiler hakkında yürütülen soruşturmaları ve Yargıtay'ın kendi içtihadında zorunlu gördüğü araştırmaları yapmadan mahkûmiyet kararı vermiştir. Bu nedenle başvurucunun "ByLock'u örgütsel amaçla kullanmadım" savunması da gerektiği gibi değerlendirilmemiştir.
Bu tespit önemlidir. Çünkü AYM, ByLock'a dayalı mahkûmiyetlerde eksik inceleme ve yetersiz gerekçenin hak ihlaline yol açabileceğini açıkça ortaya koymuştur.
Bununla birlikte kararın önemli bir eksikliği de bulunmaktadır. Başvurucu, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmesine rağmen AYM bu iddiayı incelememiş, sadece gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal kararı vermekle yetinmiştir.
Oysa AİHM'in Yalçınkaya ve ardından Yasak kararlarında ortaya koyduğu temel mesele çok daha kapsamlıdır. Sorulması gereken soru şudur: Kişinin gerçekten örgütün terör niteliğini bildiği, örgütün amaçlarını benimsediği ve bu amaçlara bilerek ve isteyerek sürekli destek verdiği ispatlanabilmiş midir?
İşte yaklaşık on yıldır bu yargılamalara maruz kalan binlerce insanın, avukatlarının ve hukukçuların sorduğu soru da tam olarak budur.
Terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için kişinin örgütün niteliğini ve amacını bilerek ve isteyerek hareket etmesi ve terörle ilgili amaca destek için özel kastının bulunması gerekir. ByLock kullanımı da dâhil hiçbir delil, bu bilinçli ve iradi bağ ortaya konulmadan tek başına örgüt üyeliğinin kanıtı sayılamaz. AİHM de tam olarak buna dikkat çekmekte; kişinin suç kastı ispatlanmadan cezalandırılmasının, ceza hukukunun en temel ilkelerine aykırı olduğunu vurgulamaktadır.
AYM'nin verdiği ihlal kararı, bireysel bir mağduriyetin giderilmesi bakımından elbette sevindiricidir. Ancak on yılı aşkın süredir devam eden binlerce benzer dosya düşünüldüğünde, gerçek anlamda adalet ancak AİHM'in ortaya koyduğu ilkelerin tüm yargı organlarınca benimsenmesiyle sağlanabilir.
Bugün hala birçok insan, hukuken geçersiz yorumlarla ve özellikle suçun manevi unsurunun varlığı gerekçelendirilmeden verilen mahkûmiyetler nedeniyle yıllarını cezaevinde geçirmiş ya da cezaevi tehdidi altında yaşamaktadır. AİHM'in içtihadı artık bu yargılamaların hukukun evrensel ilkeleri ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir. Zaten AİHM kararlarına dahi gerek yoktu; yıllardır dikkat çektiğimiz gibi hukuk fakültesinde ilk sınıflarda öğretilen ceza hukukunun asgari kriterlerinin göz ardı edilmemesi yeterliydi.
Dilerim hem Anayasa Mahkemesi hem diğer tüm mahkemeler en kısa sürede AİHM'nin ölçülerini (aslında her hukukçunun ezbere bildiği ceza hukukunun en temel kriterlerini) bütünüyle dikkate alır.
Yaklaşık on yıldır süren bu hukuksuzlukların daha fazla insanın hayatını karartmasına artık son verilmelidir.
"Büyük Taarruz: Bir Destanın AnatomisiSıradan bir tarih kitabı değil bu! Büyük Taarruz'un her adımını, Kocatepe'den İzmir'e uzanan eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Klasik kronolojinin ötesine geçerek her durağın geçmişini, işgal ve kurtuluş süreçlerini bir arada sunuyor.
"Bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu'nda neredeyse kimse uçağın icat edildiğini bilmezken pilot olma hayalinin peşinden giderek Fransa, İngiltere ve Almanya'da pilot eğitimi alan Mehmet Ali Kurçer'in gerçek yaşam öyküsünü konu almaktadır. Ülkemize yeni uçaklar kazandırmak için
"19. yüzyılın son çeyreğinde başlayan Türk-Japon ilişkileri, uzun yıllar Ertuğrul Fırkateyni’nin hazin sonunun yarattığı “kutsal acının” etkisinde kalmıştır. Asya’nın bu birbirine en uzak iki ülkesi, aradaki mesafeye rağmen birbirine yakın kalabilmeye çalışmıştır.
"Günümüz İran'ındaki Fars eyaletinin bulunduğu coğrafyadan doğarak genişleyen devletin adı Batılı komşuları olan Yunanlar tarafından "Persia/Persis" olarak anılmış, burada yaşayan halka da "Persialı/Pers" denilmiştir. Bugünkü İran coğrafyasından çok daha geniş bir alana yayılan