Öğretmenleri 5 yılda bir akademiye almak yerine, keşke akademisyenleri 5 yılda bir okullara gönderip öğretmenlik yaptırsalar.
Çünkü eğitim sadece kitaplardan, sunumlardan ve teorilerden ibaret değil.
Bir de sınıfa girip 35-40 öğrenciyle ders anlatmak, öğrenciyi motive etmek, veliyle iletişim kurmak, sınıf yönetmek ve eğitimin günlük sorunlarıyla yüzleşmek gerekiyor.
Teori bir yere kadar…
Eğitimin asıl gerçeği sahada, yani sınıfta.
@Buono kahve içerken ağzıma takılan parçanın devamını çikolatanın iç kısmında gömülü alüminyum folyoyu gördüğümde gözlerime inanamadım.Çok severek alıp yediğimiz çikolata idi artık çikolata yerken küçük küçük parçalayıp mikroskopla inceledikten sonramı yiyeceğiz ?
@Buono kahve içerken ağzıma takılan parçanın devamını çikolatanın iç kısmında gömülü alüminyum folyoyu gördüğümde gözlerime inanamadım.Çok severek alıp yediğimiz çikolata idi artık çikolata yerken küçük küçük parçalayıp mikroskopla inceledikten sonramı yiyeceğiz ?
Almanya'da öğretmen idareyle muhatap olmuyor. Öğrenci sınıfta olumsuz davranış yapıyorsa, defter-kitap getirmemişse öğretmen sistemde (e-okula) tik işareti koyuyor. Öğrenci üç tik işareti aldığında veliye otomatik olarak uyarı mesajı gidiyor. Beş tik aldığında beş gün uzaklaştırma alıyor. Bu tikler artarsa, okul değiştirme. İleride işe girerken, ondan okul belgesi isteniyor. Bu belgede, aldığı notlar ve cezalar yer alıyor. Kişi bir süpermarkete, araba tamircisine bile girse, belge isteniyor. Belgede durumu kötüyse, işe alınmıyor.
Son günlerde sosyal medya üzerinden, bir yayınevinin genel yayın yönetmeni sıfatını taşıyan şahıs tarafından, Çerkes kimliğini ve onurunu alenen hedef alan, aşağılayıcı ve nefret dolu ifadeler kullanıldığını esefle takip ettik.
Salt kitap satışlarını artırmak ve ucuz bir pazarlama stratejisi yürütmek amacıyla toplumumuzun kültürel mirasına ve saygınlığına dil uzatılması, ayrımcılığın ve ırkçılığın en açık göstergesidir. Kendi karanlık zihniyetlerini ve "faşist" saiklerini kurgusal bir eser arkasına saklayarak halkın bir kesimini aşağılamaya çalışanlara karşı sessiz kalmamız mümkün değildir.
Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür Dayanışma Derneği olarak; üyelerimizin ve tüm Çerkes kökenli vatandaşlarımızın hakkını, onurunu ve toplumsal barışı savunmak kurumsal sorumluluğumuzdur.
Bu doğrultuda, ilgili şahıs hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 216/2. maddesi (Halkın Bir Kesimini Aşağılama) kapsamında Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmi suç duyurusunda bulunduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.
Toplumsal barışı zedeleyen, nefret söylemini normalleştirmeye çalışan ve kültürel zenginliğimizi hedef alan bu tür eylemlere karşı hukuki mücadelemizi sonuna kadar, kararlılıkla sürdüreceğiz.
Çerkes halkına ve kültürüne yönelik hadsizlikler karşısında Çerkes sivil toplum kuruluşlarının yapacağı şey; hadsizlerden özür beklemek değil, onlara karşı hukuki mücadele sonucunda gerekli ceza ve yaptırımı elde etmektir.
Özür beklentisi değil, icraat isteriz kısaca.
Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı, Ötüken Neşriyat Genel Yayın Yönetmeni Göktürk Ömer Çakır’ın sosyal medya paylaşımını kınadı.
Vakıf, söz konusu ifadelerin Çerkez kimliğini aşağılayıcı nitelikte olduğunu belirterek paylaşımın kaldırılmasını ve kamuoyundan özür dilenmesini talep etti.
https://t.co/fHTRoz31bC
KAMUOYUNA DUYURU
Bir sosyal medya paylaşımında yer alan ifadelerden hareketle, Ötüken Neşriyat Genel Yayın Yönetmeni Göktürk Ömer Çakır’ın “Kafter” adlı romanda Çerkes kimliğini hakaret ve aşağılama unsuru olarak kullandığı yönündeki yaklaşımı büyük bir rahatsızlıkla karşılıyor ve şiddetle kınıyoruz.
Köklü bir kültüre ve derin bir tarihe sahip bir halkın adının aşağılayıcı bir ifade şeklinde kullanılması; yalnızca Çerkes toplumuna yönelik bir saygısızlık değil, aynı zamanda toplumsal barışa ve farklı kimliklerin bir arada yaşama iradesine zarar veren bölücü bir yaklaşımdır.
Özellikle kültür ve düşünce hayatına katkı sunma iddiasındaki bir yayınevinin yöneticisi tarafından bu tür ifadelerin kullanılması kabul edilemez bir sorumsuzluktur. Kamuoyunda ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir dilin normalleştirilmesine hizmet eden bu söylemi reddediyoruz.
Çerkes halkının onurunu hedef alan bu ifadeler nedeniyle ilgili kişi ve Ötüken Neşriyat yöneticilerini kamuoyu önünde açıklama yapmaya ve özür dilemeye davet ediyoruz.
Ayrıca, toplumumuzun itibarını, onurunu ve meşru haklarını korumak amacıyla konuya ilişkin gerekli hukuki girişimlerde bulunacağımızı, tüm yasal süreçlerin yakından takipçisi olacağımızı ve hukukun öngördüğü her türlü başvuru yolunu kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.
İstanbul Kuzey Kafkasya Sivil Toplum Örgütleri Koordinasyon Kurulu
@adalet_bakanlik@otukennesriyat