“En tehlikeli düşman, bize benzeyip de bizden olmayandır.”
Hz. Ali
“Efendiler düşman cephede bellidir fakat asıl tehlikeli olan içimizdeki hainlerdir,"
Atatürk
Siz bakmayın Özgür Özel şunu yanlış yaptı bunu yanlış yaptı diye yumuşak sedirinde kıçından ahkam kesenlere. Özgür Özel tek başına müthiş bir demokrasi mücadelesi veriyor. Genel merkezden çıkması bile partiyi korumak için yaptığı bir hamle parti binasına polis yollayan utanmazlara karşı bir CHP lilik gösterisi.
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
107 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak başlattığı Millî Mücadele, Türk milletine önce ulusal egemenliğini, ardından bağımsızlığını ve Cumhuriyet’ini kazandırdı.
Millî Mücadelemizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm istiklal kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyor; Cumhuriyet’imizin emanet edildiği gençlerimizin #19Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz.
#TarihteBugün
#19Mayıs1919
#AtatürküAnmaGençlikveSporBayramı
Türkiye ilginç bir ülke. Devlet ne tür hizmet yapıyorsa esas itibariyle vergilerimizle yapıyor. Yani finansör bizleriz. Ama eşel-mobil nedeniyle alınmayan ÖTV olduğunda Devletin bu vergilerden feragat ettiğini vatandaşın başına kakar gibi anlatanlar, bu yılın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre %55,6 daha yüksek vergi ödeyen vatandaşın fedakarlığından hiç bahsetmiyorlar. Vatandaş büyük fedakarlıkla üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor. Enflasyonun 1,7 katı daha fazla veriyor. Konuşulması gereken feragat edilen vergiler değil, vatandaşın vergi ödemedeki fedakarlığıdır. Nokta.
İnsanlar artık bıkmış, ne dezenflasyon reçetesinden ne de ekonomi yönetiminden haz etmiyor. Artık çok geç. Son üç yıldır üstten bakan, azarlayan ve empati kuramayan Ekonomi Yönetimine karşı oluşan hoşnutsuzluğun geri dönüşü yok.
11 yıllık hekimim.
11 yıllık meslek hayatımda anladığım en net şey şu;
İnsan hayatını en çok olumsuz etkileyen şey ne sigara ne de alkol.
YOKSULLUK.
Evine yarım kilo kıyma bile alamayan insan nasıl sağlıklı yaşasın, nasıl sağlıklı beslensin..
Nasıl stresten uzak dursun..
İnsanlar kedi köpekleri olduğu için çocuk yapmıyor değil!
Hayat pahalı,gelecek belirsiz, iş hayatı torpil ve partizanlığa terk edilmiş, fırsat eşitliği yok edilmiş, adalet duygusu zayıflamış bir ülkeye kim çocuk getirmek ister.
Kısacası; sorun reklam değil!
Aşağıdaki 9 faktör biyolojik yaşlanmayı hızlandırır:
1. Aşırı şeker tüketimi
2. Uykusuzluk
3. Hareketsizlik
4. Kronik stres
5. Sigara
6. Aşırı alkol tüketimi
7. Obezite
8. Hava kirliliği
9. Sosyal izolasyon ve yalnızlık
Bazı arkadaşlar "yalnızca eleştiri yapıyorsunuz, çözümü söylemiyorsunuz diye yazıyor.
Oysa defalarca söyledim: Önemli olan beklentileri olumlu hale getirebilmektir. Bunun için atılması gereken ilk adım hukukun üstünlüğü ve güçler ayrımına dayalı demokrasiyi yeniden hayata geçirmektir. Bu tür yapısal reformlar yapılmadan tek başına faizle ya da vergiyle bu sorun kalıcı olarak çözülemez.
Çoğu insan bir hamlede çözüm getirecek mucizeler beklediği için bu tür zaman alacak önerilere dudak büküyor ve öneri getirmiyorsunuz diye bizi eleştiriyor.
Tekrar söyleyeyim: kalıcı çözüm sabırla yapısal reformları yapmaktan geçiyor. Bunları yapmadan sağlanacak iyileşmeler geçicidir ve bozulmaya mahkûmdur.
Tavuklara verilecek büyüklük ve kalitede yeşil salataya 80 lira verdik.
Skimpflasyon: Kaliteyi düşürüp fiyatı aynı tutmak.
Shrinkflasyon: Miktarı azaltıp fiyatı aynı tutmak.
Bizdekiflasyon: Kaliteyi düşürüp, miktarı azaltıp fiyatı da artırmak.
Bomboş oldukları halde kudretli birinin lütfuyla bir makama gelenler, onun kölesi olurlar. O makamın devamı için yanlış doğru demeden her şeye kafa sallar, hiçbir şey üretemezler. Antilopların sırtındaki bitleri yiyen kuşlar daha faydalı ve onurludur.
“Tarihin en üzücü derslerinden biri şudur: Eğer uzun süre kandırılmışsak, bu kandırmacaya dair her türlü kanıtı reddetme eğiliminde oluruz. Artık gerçeği öğrenmekle ilgilenmeyiz. Kandırmaca bizi esir almıştır."
Carl Sagan
Nerdeyse 70 yaşındayım;
Okullarda tuvalet’te vardı, sabun da!
Öğretmen’e saygı vardı!
Öğretmen öldürme,şiddet uygulama, saçma şikayetler yoktu!
Öğretmen toplumun en saygın üyesiydi!
Şimdi atanmak için bile ne gerektiğini herkes biliyor!