PAPAĞAN YUTMUŞ GİBİ...
Ağızlarında bir sakız...
💥 Soruşturulup tutuklanan belediyeler ve kişiler neden hep CHP'li..?
AKP'li, MHP'li belediyeler sütten çıkmış ak kaşık mı..?
💥 Allah Allah..!
💥 AKP'nin, MHP'nin hırsızı ve ahlaksızı; senin hırsızlık ve ahlaksızlıklarını masum, meşru ve günahsız mı kılıyor, Samancı gardaş? 😁
💥 Bu nasıl dangalakça bir mantık..?
💥 Sen önce devasa bütçeli onlarca belediyedeki milyarlık vurgunların, talanın, soygunların ve ahlaksızlıkların hesabını yargıya bir ver bakalım.
Şiir okuyarak, şov yaparak, mahkeme heyetini tehdit ederek bundan kaçışın da, kurtuluşun da yok!
💥 Kaldı ki...
💥 5 yıl ceza yiyen Keskin Belediye Başkanı CHP'li mi?
💥 Adapazarı Belediye Başkanı CHP'li mi?
💥 Bağlar Belediye Başkanı CHP'li mi?
💥 Halfeti Belediye Başkanı CHP'li mi?
💥 Yahşihan Belediye Başkanı CHP'li mi?
💥 Dahası...
Soruşturma izni verilen 577 belediye CHP'li mi?
• M. Akif Ersoy CHP'li mi?
• Rasim Ozan CHP'li mi?
• Cem Küçük CHP'li mi?
• Tunceli Valisi CHP'li mi?
• Ve daha niceleri CHP'li mi?
💥 Anlaşılan siz Moğultaylı/Seyfi Oktaylı "ADALETSİZ" günleri özlediniz. Ama o günler çok geride kaldı.
💥 O bakımdan...
Kıvırmanın, dikkatleri başka taraflara çekmenin, sağa sola pislik atmanın toplumda bir karşılığı yok!
💥 Arınmak, aklanmak ve paklanmak istiyorsan, bütün semavi dinlerin insanlığa ortak çağrısına kulak ver:
💥 "ÇAL-MA-YA-CAK-SIN!" Nokta.
#ErdoğanBaşaSenBinlerYaşa
"Yahudiler bizi bombaladı, herkesi öldürdüler hiçkimse hayatta kalmadı"
Bu çocuk daha önce ailesinden 10 kişi kaybetmişti bugün ise bu devam eden soykırımda dördüncü kez yaralanıyor.
- Ateşkes var değil mi?
Yönetmen Sinan Çetin diyor ki:
“Cumhuriyeti çok fazla abartmayalım; 1923’te kuruyorsun, 1946’ya kadar seçim yok. 1946’da sahte bir seçim yapıyorsun, ilk gerçek seçimi 1951’de yapıyorsun, seçilen adamı da 1960’ta asıyorsun (Adnan Menderes).”
Sinan Çetin çok doğru söylemiş.
27 sene halkın önüne sandık koymadan ülke yönetmişler. 1950’de Demokrat Parti iktidara geliyor, tahammül edemiyorsun; 1961’de Adnan Menderes’i asıyorsun.
Nerede Cumhuriyet’in değerleri?
Okumaya değecek bir yazı!
12 Eylül'den bir kaç gün sonra Timurtaş hocanın evine sabah namazında kapısı kırılarak baskın yapılmış.Tam 8 saat süren bir arama.
Hocanın 500 tane kitabı ç uvallara doldurulmuş.
Hanımı diyorki hoca polislerin etrafında kelebek gibi döndü evladım kitapları şöyle koyalım.
Daha az yer kaplar ama nafile dinlememişler.
Dolaptaki yemeklere kadar lavaboya dökülmüş. Hoca bu muameleye rağmen eşine:
Hanım kalk memurlara kahve yap meyve koy diye söyleniyormuş.
Evden sadece ifadesi alınacak diye hocayı kelepçeleyip götürüyorlar.
Hocadan hanımı hiç haber alamayınca 1.5 ay sonra hapis tutulduğu yere gidiyor. Sorup soruşturuyor merhamet sahibi bir subay timurtaş hocaya: Hoca hanımın perişan seni çok merak ediyor deyince üstündeki gömleği çıkartıp not yazıyor:Hanım ben iyiyim beni merak etmeyin.
Eşi diyorki hocanın gömleği elime aldım ama gömlek işkencelerden öyle bir hale gelmiş ki kan revan içinde:((((((
Hocanın gördüğü işkencenlerden tam 6 parmağı kullanılamaz hale gelmiş.
Hoca hiç durmamış o halde bile kominist gençlere Allah'ı anlatmış. Çocuklarından bu durumu aylarca, yıllarca saklamış ki dinde ileri gitmesinler yani ya çok dinsiz olmasınlar yahut polise askere sataşmasınlar
Hoca hapishanedeki kominist gençlere kendini öyle bir sevdirmişki 3 gün sonra onlar şeker olmuşlar hocaya karşı.
Hatta bu çocuklar kendilerine verilen yoğurt kaplarını yıkayıp hocamıza vermişler abdest kabı yapsın.
Su zaten günde 2 kez akıyormuş.
Hocayı 3 ayın dolmasına çok az bir süre kala gece iki civarında gözlerini bağlayıp evinin önüne atmışlar.
Hanımı diyorki gece ikide kapı çaldı bir baktım kapının önüne yığılmış bir adam uyuşturucu kullanan ya da hasta biri sandım tanıyamadım.
Timurtaş hoca "Hatun benim ben" deyince onun olduğunu anladım diyor.
Anlayacağınız hocayı üç ayda tanınmaz hale getirmişler:((
Evde 3 tane küçük çocuk
En küçükleri bu adam kim gitsin evden diye günlerce ağlamış😔😔😔Hoca yıllarca ellerinin tutamadığını onlardan saklamış
Küçük kızı üniversiteye başladığı zaman sormuş senin ellerin neden böyle diye.
Timurtaş hoca "Kızım onlar bana polislerden hatıra"deyince
Kızı babasının ellerini öpmüş ve ağlayarak odadan çıkmış.
Hapishanedeki kominist gençler hocayı çok ziyarete gelmişler hocam bize Allah'ı anlat,anlat hocam biz O'nu hiç bilemedik..
Hoca çok büyük bir bedel ödedi en zor zamanlarda hiç çekinmeden anlattı vaaz etti.
O günler için "Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi"der.
Ben göremeyeceğim ama sizler göreceksiniz bu günler geçecek ve asımın nesli gelecek dermiş ev halkına.
O günler geldi belki de tekrar geçti!
Kim bilir!
Kıymet bilemedik sanki.
Ruhuna el fatiha.
Burkina Faso Devlet Başkanı İbrahim Traoré:
“Bir gün, Batılı bir ülkenin gizli servisinden yetkililer bizi görmeye geldi. Bize, teröristlerin bulunduğu bölgelere gönderilecek yiyeceklerin içine katılması için dört farklı ürün teklif ettiler.
Bu ürünlerin her şeye katılabileceğini belirttiler; bira veya şekerli içecekler, sigara, pirinç, süt... Kısacası her şeyin içine konulabiliyor.
Ürünlerin etkilerini şu şekilde anlattılar:
Beyni tahrip eden ürün:
Amacı beyni öldürmek. Yani kişinin düşünmesini engelliyor. Nöronlarınızı yavaş yavaş kapatıyor ve sizi adeta aptallaştırıyor. Birkaç yıl içinde düşünme ve iş yapma kapasiteniz tamamen azalıyor.
Fiziksel kapasiteyi düşüren ürün:
Bu ürün fiziksel dayanıklılığı hedef alıyor. Eğer bir kişi 12 kilometre koşabiliyorsa, birkaç yıl sonra bu oran belki 6 kilometreye, 4 kilometreye düşüyor; kişi giderek zayıflıyor.
Uyku hali yapan ürün:
Sürekli uyku durumuna neden oluyor. Bunun vücutta tam olarak neyi etkilediğini ve nasıl çalıştığını doktorlar daha iyi bilir.
Onları dikkatle dinledik ve ardından ürünlerin isimlerini sorduk. Bize isimlerini vermediler ve kalkıp gittiler.
Ancak gitmeden önce onlara şunu sorduk: 'Bunu daha önce bir yerde test ettiniz mi? Gerçekten işe yarıyor mu? Aksi takdirde neden buna para ödeyip böyle bir işe girelim?' Çünkü bize bu teklifi getirmelerindeki amaç, teröristlerin olduğu bölgelerdeki bireylerin zamanla zayıflaması ve birkaç yıl içinde tarafımızca kolayca ezilebilecek hâle gelmesiydi.
Bize verdikleri yanıt; 'Evet, bunu daha önce Afrika'da bir yerlerde ve Asya'da da kullandık' oldu. Bunu daha önce defalarca kullanmışlar.
Biliyor musunuz, kanımı donduran şey ne oldu?
Kendi kendime, 'Evet, Afrika'nın işi bitmiş' dedim.
Çünkü aslında bunu halihazırda Afrika'da kullanıyorlar.”