Michelangelo etkisi diye çok güçlü bir fikir var.
Bir ilişkide, arkadaşlıkta ya da evlilikte karşındaki insanın sende gördüğü en iyi tarafı ortaya çıkarmaya çalışması demek. Yani seni olduğun gibi bırakmak değil, içindeki daha iyi versiyonu hatırlatmak. Seni küçülten değil, yükselten bir etki.
Bence hayatta bulunması gereken insanlar tam olarak bunlar.
Sana senden daha çok inanan insanlar. Senden daha yüksek standart bekleyen insanlar. Potansiyelini senden önce gören insanlar. Yorulduğunda seni aşağı çekmeyen, tam tersine sana kim olabileceğini hatırlatan insanlar.
Bence iyi arkadaş biraz budur. İyi partner de budur. İyi eş de budur.
Bazı insanlar seni rahatlatır ama büyütmez. Bazı insanlar ise seni zorlar, rahatsız eder, bazen aynayı yüzüne tutar ama seni daha iyi bir hale taşır. İlk başta daha konforlu olanı seversin. Ama hayatını değiştiren genelde ikinci tip insan olur.
İnsanın yanında öyle biri olduğunda toplam, parçaların toplamından daha büyük hale gelir. Çünkü artık sadece sen yoksundur. Seni aşağıya değil, yukarıya doğru çeken bir ilişki vardır.
Bence bir ilişkinin en güzel tarafı da budur zaten. Sana kendini unutturmaması. Sana en iyi halini hatırlatması.
Yani doğru insan seni sadece sevmez, seni, olabileceğin kişiye doğru da iter.
Hayatın anlamsızlığından yakınan günümüz insanına Freud’dan mesaj var:’hayatı anlamlı kılan tutkulu bir iş ve bir kişiyle kurulan derin bir sevgi bağıdır’ Eğer sıkça ‘hayatın bi anlamı yok’ diyorsanız bu iki temel dinamiği gözden geçirmenizde fayda var..
Dünyaca ünlü hekim Gabor Mate, özellikle kanserin bastırılmış duygular, söylenememiş kırgınlıklar, duygusal istismara maruz kalmalar sonucu görüldüğünü ve bunun çoğunlukla çocukluk dönemi aile ilişkilerinden ya da evlilikte yaşanan sorunlar kaynaklandığını söyler.
Sanırım ilk tedbir sağlıksız kişilerden ve ortamlardan uzak kalmak.
Konfor alanından çıkmak’ sözü genelde, kişinin çevresini, ülkesini, çalıştığı işi değiştirmesi olarak anlaşılır. Ancak bu süreç çoğunlukla işe yaramaz. Esas konfor alanından çıkmak kişinin davranış, duygu, yargı ve korkularını dönüştürmesi ile gerçekleşir. Her şeyden, herkesten sıkıldığınızda aslında sıkılan ruhunuzdur. Uzaklaşmak ve çevrenizi değiştirmek istersiniz çünkü ruhunuz esas hedefine gidemediği için acı çekmektedir.
Kişinin iş, para, çalışma, öz benlik ya da ilişkiler konusunda farkında olamadığı yargıları, korkuları ya da davranış kalıpları varsa yeni oluşturduğu çevre, yeni başladığı iş ya da ilişkilerde de bir süre sonra muhtemelen daha önceki durumlarla karşı karşıya kalacaktır. 'Ben neden sürekli aynı durumları yaşıyorum' sorusunun cevabı kendinde olanı görmek istemediğin ve cevabı dışarıda aradığın içindir.
İyi bir insan olmanın iyi bir hayat yaşamak anlamına gelmediğini fark ettiğinizde büyüyorsunuz. İyi olduğunuz kadar zeki, güçlü, atik, haklarını bilen ve özgürlüklerine sahip çıkan biri olamadıkça; saf, ezilmiş ve ikinci sınıf hayata tamah etmek zorunda kalan biri oluyorsunuz.
Yapın çalışma sistemini max düzeyde “uzaktan çalışma” olarak, bakın bakalım İstanbul hala aynı kalabalıkta kalıyor mu. İstanbul’u boşaltın demek kolay. Kimse keyfinden kalmıyor burada. Biraz icraat.
Bu süreçte Selin Hanım'ın vücudunda bazı yaralar, elleri ve ayaklarında olan hareket kısıtlılığı artıyor. Eşi kendisini aylık 150 bin türk lirası ücretli BHT Clinic Tema Hastanesine yatırılışını yaptırıyor. 15 dakikalık operasyonun ciddiye alınmamasının sonucu olarak mahvolan bir hayatın kısa özeti böyle. Şu anda nöroplastisite tedavisi uygulanması için gereken aylık ücret 350 bin türk lirası ve bu tedaviye en kötü 6 ay devam etmeleri gerekiyor maddi gücü artık ilaçlara ve tedaviye yetmediği için sizin yardımlarınıza ihtiyacı var. Ben insanlara teşvik amaçlı geçen haftanın (1 hafta) yayın gelirini bağışlayacağım. Herkesin elinden geldiğince maddi veya etkileşim için Sabri Abi ve Selin Hanıma yardım etmesini istiyorum. Ulaşmak için Selin Hanımın Eşi (Sabri Abinin hesabı @SarpSabriKurul)
@AlperCaglar@sjw_erlik@purplebixi@jahreinG@conmech@Burhimum@swaggybark@LEVOBALIM@OguzhanUgur@ayiogluayi0@buraktut_
Birisine kırgın olduğunuzda bunu trip atarak, uzaklaşarak değil; bir yetişkine yakışır şekilde ifade edin. İletişim becerisi her şeyin başı…Çoğu ilişki sevgi eksikliğinden değil, iletişim eksikliğinden biter.
Ağzıma çok fena “olsun” kelimesi takıldı. Her şeye olsun diyorum. Yorumlarım “olsun olsun” la bittiyo. Kendimi Kızılcık Şerbetinde ki Leman gibi hissediyorum