@dilaratekindir "Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar”(Müslim, Müsâfirîn 253)
güvenle yaslanabileceğin bir omuz, salih bir evlat, şefkatli eller, gönlü geniş ve vefalı insanlar, huzur dolu bir aile, bereketli bir rızık ve içinde kur’an’ın sesinin hiç eksilmediği esenlikte bir yuva.. duamızdır..
Sana gelme isteği içimden dolup taşıyor durduramıyorum..yağmurunda ıslanan bahçende el açan huzurunu tadan mutluluk gözyaşlarına boğulan seni daha fazla görmek için adımlarını yavaşlatan bir kul da ben olayım..afiyetle davet et ya rabbi
bir insanın kendi iç dünyasıyla meşgul olup diğer insanlar hakkında her daim iyilik ve hayır düşünmesi, ağzından hep güzel ve hoş cümlelerin çıkması.. bunlar o kadar değerli şeyler ki, allah’ın seçtiği bazı kullarına ikram ettiği ince bir nimet olduğunu düşünüyorum..
Hazreti Muhammed(sav) bir gün abdest alıyordu. Abdest alırken gülümsedi.
Bunu gören Hz. Osman (r.a.), edep ve merakla:
"Ey Allah'ın Resûlü, abdest alırken sizi gülümseten nedir?" diye sordu.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
"Kul abdest alırken; yüzünü yıkadığında gözleriyle işlediği günahlar, ellerini yıkadığında elleriyle işlediği günahlar, başını mesh ettiğinde başıyla işlediği günahlar, ayaklarını yıkadığında ayaklarıyla gittiği günahlar su ile birlikte dökülür."
Sonra Allah'ın Resûlü;
"Ey Osman ben buna seviniyorum.
Çünkü ümmetim her abdest aldışında yüklerinden arınıyor, günahları suyla birlikte akıp gidiyor. Onlar farkında olmasalar bile her damla suyla kalpleri
hafifliyor, ruhları temizleniyor.
Abdest sadece uzuvların yıkanması değildir; kulun Rabbine tertemiz yönelişidir. İşte ben ümmetimin bu hâline seviniyorum, çünkü bağışlanmaya ve kurtuluşa yaklaşıyorlar."
- rızkın bir parçası da namazı vaktinde kılmak, fakirlere malınızdan pay vermek, Kur'an'dan payınızı okumadan bir gün bile geçirmemek, Allah'ı en az bir kere anmadan bir saat bile geçirmemek ve Peygamberimize salavat getirme şerefine nail olmaktır..
Ümit. Ümide yapışmak lazım. Başarısızlıktan korkmadan, yaradana sığınıp adım atmak, o yolu kararlıca yürümek ve ümit içinde beklemek lazım. "Gelecek" demek, "Benim de güleceğim günler gelecek." demek lazım.
Üstadın ifadeleriyle; "Ya bin yıl ya bin asır sonra o gün gelecek."
İnsanı hayata ümidi bağlar. Ümitsiz insan fersiz bir yüz gibidir; solgun ve dermansız. İçten çürümüş ağaç gibidir; sureten sağlam, hakikatte zayıf, yıkılmak üzere.
Biraz da bu yüzden insandan hep bir iş üzerinde olması istenir (İnşirah 94/7). Zira insan her işe bir ümit bağlar, sona dair hayaller kurar; "Bu giriştiğim iş bitince daha iyi bir hayatım olacak.", "Daha zengin biri olacağım." gibi. Hiç değilse "Bunu da bitirince işlerim biraz daha azalacak." der ki, bu da bir ümittir.
Meşguliyet ümidi, ümid de cıvıl cıvıl bir hayatı destekler.
Boykot listesindeki hiçbir firmanın tek suçu soykırım destekçiliği değil.
Örneğin Coca-Cola gittiği çoğu ülkede su kaynaklarını vahşice tüketiyor. L’Oréal hayvanlar üzerinde test yapıyor. Unilever Asya’da kadınları çok az ücretle köle gibi çalıştırıyor. Starbucks sendikalaşan işçilerini kitlesel olarak kovuyor. Takdir ederseniz yüzlerce örnek daha verilebilir.
Yani bilinçli bir tüketici olduğunuzu iddia ediyorsanız ancak Gazze’yi de umursamıyorsanız, yine de boykot yapmanız gerekir. Yok zaten hayvanî dürtülerle önüne konulan her şeyi tüketen birisi iseniz, sizden herhangi bir hassasiyet taşımanızı beklemiyoruz.
“Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte! Ölsek de sevinin, eve dönsek de! Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”
Sumud hedefe ulaşmasa bile hedefine ulaşmıştır. Soykırıma başkaldırının şu mevcut siyasi ortamda maalesef ki sivil inisiyatife kaldığını fakat bunun bile etkili olduğunu göstermiştir. Rabbim nice filoların akın akın yola çıktığını görebilmeyi nasip etsin.