Evliliğinizde de arkadaşlıklarda da aşkta da azla yetinmeyin; çünkü hayat, sırf yürüsün diye yarım yamalak ilişkilere göz yumulmayacak kadar kısa ve kıymetlidir. Kalbinizi koyduğunuz her yerde anlaşılmayı, çabasız olmayan bir sevgiyi, hürmeti ve koşulsuz desteği talep etmek en doğal hakkınız. Yanınızdaki insanın varlığı size huzursuzluk değil ferahlık vermeli, sizi olduğunuz gibi kabul ederken daha iyi bir versiyonunuza dönüşmeniz için ilham olmalı. Buna da şükür diyerek katlandığınız her eksik ilgi, geçiştirilen her duygu ve bastırılan her beklenti zamanla ruhunuzu eksiltir. Bu yüzden size kendinizi değersiz hissettiren hiçbir masada oturmayın ve hakkı verilmiş bir bağın peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin.
Evliliğinizde de arkadaşlıklarda da aşkta da azla yetinmeyin; çünkü hayat, sırf yürüsün diye yarım yamalak ilişkilere göz yumulmayacak kadar kısa ve kıymetlidir. Kalbinizi koyduğunuz her yerde anlaşılmayı, çabasız olmayan bir sevgiyi, hürmeti ve koşulsuz desteği talep etmek en doğal hakkınız. Yanınızdaki insanın varlığı size huzursuzluk değil ferahlık vermeli, sizi olduğunuz gibi kabul ederken daha iyi bir versiyonunuza dönüşmeniz için ilham olmalı. Buna da şükür diyerek katlandığınız her eksik ilgi, geçiştirilen her duygu ve bastırılan her beklenti zamanla ruhunuzu eksiltir. Bu yüzden size kendinizi değersiz hissettiren hiçbir masada oturmayın ve hakkı verilmiş bir bağın peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin.
İnsan bazen yanlış kişiye o kadar çok emek verir ki
çiçek açmayan bir saksıyı her gün sulayıp sonunda kendini kötü bahçıvan sanır. "Biraz daha ilgilenirsem düzelir, biraz daha sabredersem değişir" diye düşünür. Oysa her solan çiçek, sen az suladığın için solmaz. Bazı topraklar verdiğin suyu tutmaz, bazı kökler de büyümeye niyetli değildir. İnsan ilişkilerinde de böyledir; her şey senin daha çok vermenle düzelmez. Bazen sorun, senin sevginde değil, karşındaki kişinin o sevgiyi taşıyabilecek yerde olmamasındadır.
Bir insan ilişkide sürekli şüpheci ve gergin bir tutuma bürünüyorsa, bu onun karakterinden ziyade gördüğü belirsizliğin tepkisidir. İhmal edilmek insanı hırçınlaştırır, şeffaflık ve tutarlılık ise yumuşatır. İnsan, karşısındaki kişinin kendisine yaşattığı duygunun aynasıdır
Galiba aşkın püf noktası şu: Kadınlar gösteriş yapan erkeğe değil, kendisini fark eden erkeğe âşık oluyorlar.Pahalı hediye değil; markette sevdiği şeyi görünce alan, kahvesini nasıl içtiğini unutmayan bunu sen seversin diyerek küçük bir ayrıntıyı hatırlayan erkeğe âşık oluyorlar.
Toplanın kızlar, size bir erkeğe her istediğini yaptıran kadınların sırrını anlatacağım: Onlar erkeği değiştirmeye çalışmıyorlar, doğru erkeği seçiyorlar. Sizi seven erkekle mücadele etmezsiniz; sizi üzmemek için zaten elinden geleni yapar. Adam yetiştirmeyin, doğru adamı seçin.
Bana göre gerçek prenses muamelesi hediyeler, çiçekler ya da büyük jestler değil. Gerçekten önemsediğin biri tarafından duygusal olarak kollanmak, dinlenmek, kucaklanmak, korkularının yatıştırılması ve kalbin kırık ya da gözyaşları içinde uyumana asla izin vermemesinde yatıyor.
Bana göre gerçek prenses muamelesi hediyeler, çiçekler ya da büyük jestler değil. Gerçekten önemsediğin biri tarafından duygusal olarak kollanmak, dinlenmek, kucaklanmak, korkularının yatıştırılması ve kalbin kırık ya da gözyaşları içinde uyumana asla izin vermemesinde yatıyor.
1. Yapacaktım
2. İster misin
3. Yardıma ihtiyacın olursa söyle
En nefret ettiğim 3 cümle. Yapacaksan yap, istediğimi düşünüyorsan yap, yardıma ihtiyacım olup olmadığını benim hayatımdaysan az çok bilirsin, ben senden istemem ve söylemem, yap. Çünkü yap demicem sana. Belli bi yaşı geçmiş erkeklerin “yapacaktım” bahanesi beni deli ediyor.