2dk arayla sabah 9’dan itibaren duruşma vermiş ve şu an 10.18 duruşması yapılıyor. Ben 11.20 duruşmasını bekliyorum ve an itibarıyla 3 SAYFA duruşma var önümde :)
Bu yapılanın anlamı şudur: “bir hareket yaptık ama halk inanılmaz bir tepki verdi. Şimdi tutuklamazsak hepten biteceğiz, terörden tutuklayıp kayyum atasak bu halk bizi bitirir. Ne şiş yansın ne kebap misali” saçma sapan bir hukuksuz tutuklama yaptılar.
Bu halk bunu unutmaz.
Arkadaşlar mesele iktidar-muhalefet meselesi değil, iktidarın tüm kuvvetiyle millet iradesini ve demokratik hukuk devleti ilkelerini hiçe sayıyor olmasıdır. Buna karşı durmak için İmamoğlu destekçisi olmanıza gerek yok, Türk vatandaşıysanız geleceğiniz icin bu mecburiyettesiniz.
İstanbul sözleşmesinden çıkılırken, kadına karşı şiddet her geçen gün artarken, cemiyet hayatının her unsuruna kutuplaşma ve şiddet zerk edilirken, hukuk git gide güce eklemlenirken çıtı çıkmayan insanların şimdi "sanat adı altında satanizm" formülüyle zaten sayıları kelaynaklar kadar kalmış sanatçılarımıza ölçü ve çerçeve vermeye kalkışmaları şuursuzlukta ileri bir teknoloji; vurdumduymazlıkta yepyeni bir aşama; bir regresyon devrimi.
Caravaggio, Goya, Sickert, Géricault ve diğer tüm sanatçılar da bu kafaya göre herhalde kendi toplumlarındaki şiddetten sorumlu.
Mesele, elbette, Uraz Kaygılaroğlu değil. Mesele, eğitimsizliğe, sıradanlaşmaya, güce ve hukuksuzluğa muhabbet gösteren düzen. Mesele, caydırıcılıkta önleyicilikte, koruyuculukta ve rehabilitasyonda sınıfta kalan, öncelikleri doğru belirlenmeyen, akıntıya göre bükülen, hukuk düzeni. Türkiye'de sanat sorunu yok, hukuk ve adalet sorunu var. Eğitim sorunu var. Eğitim sorunu olduğunu da, iki kadının korkunç biçimde öldürülmesinden hemen sonra Uraz Kaygılaroğlu avına çıkılarak iç rahatlatma ve hedef saptırma gayretine girilebilmesinden anlayabiliyoruz.
Bir suç makinesini 26 kez salıvermek bir merhamet eylemi değil hukuk zaafıdır. Aynı şekilde, ocaklara ateş düştükten sonra 27. seferde ona çöp torbası giydirmek de bir güç gösterisi değil hukuk zaafında ısrar etmektir. Bu tür şovlara ihtiyaç duyan ülkeler arasında olmak, hazin.
Kusura bakmayın ama ileride çalışsın ya da çalışmasın tüm kızlar okumak zorunda. Elinde bir diploması ve mesleği olmak zorunda. Hayatının her hangi bir döneminde bir erkeğe ya da ailesine muhtaç kalmadan yaşayabilecek gücü olmalı.
Bilet ve karaborsa yolsuzluğu ile ilgili Galatasarayın geleceğini ilgilendiren çok önemli iddialar var. Hukuki süreci biz de takip edeceğiz, bu takip aynı zamanda bütün Galatasaraylıların ahlaki ve vicdani sorumluluğudur. Sayın Başkanın etik açıdan derhal
atması gereken iki adım var. Birincisi; Adı geçen yönetici, profesyonel ve ilgililerin yönetsel ve fiili yetkilerinin derhal askıya alınması ve hukuki
sürecin kesinleşmesinin beklenmesi. İkincisi ise hukuki süreç kesinleşmeden ve yolsuzluk iddiaları aydınlığa kavuşturulmadan florya projesi ile ilgili hiç bir tasarrufta bulunulmaması. Aksi halde Yönetim kurulunun saygınlığı ve güvenilirliği tartışılır hale gelir.
Bir ülkenin demokrasi, şeffaflık ve liyakate göre kadro verme seviyesini ölçmekte kullanılabilecek önemli göstergelerden biri de, o anda gücü elinde bulunduran siyasi liderin yurt dışında aynı pozisyondaki başka ülke liderleri ile arka arkaya yaptığı konuşmalardaki alkış seviyesi farkı.
Hangi ülkenin siyasetçisinin yanında seyahate getirdiği insanlar konuşmasından sonra alkış ve bağırışlarla kıyameti koparıyorlarsa, o ülkede güce eklemlenme ve toplumun özünü emme yolculuğunun yürümekte olduğunu varsayabilirsiniz.
Hangi siyasi liderin konuşmasından sonra konuşmanın içeriğine göre ayarlanmış, ölçülü, dengeli ve samimi dinleyici reaksiyonu duyabiliyorsanız, o ülkede siyasetçiler olması gerektiği gibi toplumun hizmetkarı kılınmış ve her an onay için tetikte bekler vaziyettedirler.