dunya hicbir zaman bir esenlik yurdu olmadi. hasbunallahu ve nimel vekil. Allah’in mulkunde, Ondan umit kesmek ne buyuk yenilgi. vatanimiza milletimize faydali Allah yolunda cocuklar yetistirecegiz insallah
dua etmenin güzelliğine hayranım.
hele sevdiğin birine dua etmek…
onun dileklerini, sanki kendi dileğinmiş gibi rabbine sunmak. insanın birine verebileceği en temiz kıymet bu belki de. rabbim bizi de kıymet bilenlere denk getirsin.
Bir zamanlar bir kızla çok yakın arkadaştım
Birlikte ağladığımız travmalarımızdan birleştiğimiz bir dostluğumuz vardı birlikte saçmalar güler çok da eğlenirdik de ama bu dostlukta sağlıklı olmayan bir şeyler vardı ve ben sırf bir zamanlar çok yakın arkadaşım olmuş diye-
Huzurun teşhiri, mahremiyet perdesinin kalkması, yatak odasına kadar açılan kapılar…
Artık telefonu elimize alıp ekranı açtığımız anda karşımıza yüzlerce “oyuncu” çıkıyor. Sanki herkes bir dizinin başrolündeymiş gibi davranıyor; birkaç saniyelik videolar çekiliyor, sahneler hazırlanıyor, mimikler ayarlanıyor, cümleler önceden planlanıyor. Görünen her şey doğal bir an gibi sunuluyor ama aslında başından sonuna kadar kurgulanmış bir gösteri izliyoruz.
İnsanlar gerçek hayatlarını yaşamak yerine adeta kendi hayatlarının senaryosunu yazıp oynuyor. Günlük hayatın en sıradan anları bile sahneye çevrilmiş durumda. Yemek yerken, yürürken, konuşurken bile kamera var ve her şey izlenmek için hazırlanıyor. Eskiden misafirliğe gittiğimizde önünden geçmeye bile çekindiğimiz yatak odaları, artık mahrem değil.
Sorun şu ki bu görüntüler sürekli tekrarlandıkça insanlar da gerçek hayatın böyle olması gerektiğini zannetmeye başlıyor. Oysa gördüğümüz şey çoğu zaman gerçek bir hayat değil, dikkat çekmek için hazırlanmış küçük sahnelerden ibaret.
Geldiğimiz noktada gerçeklik ile gösteri arasındaki sınır neredeyse silinmiş durumda. Nereye kadar gider bilmiyorum ama insanların kendi hayatlarını yaşamaktan çok onu sergilemeye çalıştığı bu düzen giderek daha tuhaf ve ürkütücü bir hâl alıyor. Açıkçası bu gidişat pek de iç açıcı görünmüyor.