Yazmayayım, ailelerin moralini bozmayayım diyorum ama yazacağım, olmaz çünkü böyle:
1- Metris’te vezne kapalı. Maddi destek ağımız var ama çocuklara para gönderemiyoruz. Tatil sonrası açılacak diyorlar.
Çocuklar günde 1 öğün kahvaltıyla -1 yumurta 1 ekmek- duruyorlar (o da gece veriliyor).
2- Hem Silivri’de hem Metris’te kantinlerin kapalı olması sorunu var. Sağolsun Chp’li vekillerimiz uğraşıyor ama sorun devam ediyor özellikle Silivri’de. Vekiller cezaevini ziyarete geldiğinde açıyorlar veya ara ara kısa süreli açıyorlar fakat açtıklarından kimsenin haberi olmuyor. Kimi zaman da kantin açılıyor ama personel olmuyor.
Dolayısıyla çocukların suyu bile azalmış durumda şu anda. Cezaevi tarafından verilen yemekle yetiniyorlar. İç çamaşırı vs alamıyorlar. Günlerdir aynı kıyafetlerle duruyorlar. Hijyen sorunu had safhada.
3- 5 arkadaşımız cinayet hükümlüleriyle aynı koğuşta kalıyor. Koğuşta 57 kişiler. Mahkumlar baskı uyguluyor. Gece başımıza bir şey gelir diye tuvalete gidemiyoruz, diyorlar. Arkadaşlarının olduğu koğuşta yerde yatmaya bile razılar.
4- Sınavları var, en çok ona endişe ediyorlar. Bir yandan meslektaşlarım çocuklara sınav notu toplamaya çalışıyor.
Kitap bile almıyorlar içeri, kitapları yok.
Bu çocukları haksız yere bayram vakti oraya hapsettiniz, bari insanca yaşam koşulları sunun. Bütün bunlar “kötü muamele” kapsamına girer. Sizler şeker yiyip bayramlaşırken -kabul etmeseniz de- bu pırıl pırıl gençler aç susuz, korku ve endişe içinde, dört duvar arasında nefes almaya çalışıyor.
Hukuk kuralları dururken vebal, günah, vicdan gibi kavramlardan bahsetmeyi hep zul saydım. Ama artık bu kavramlarla konuşuyoruz. Ayıptır, günahtır! Vebali büyüktür!
Tüm meslektaşlarımız serbest bırakılmıştır!
Hukuka aykırı bir şekilde gözaltında tutulan meslektaşlarımız bugün serbest bırakılmıştır.
Meslektaşlarımız; faşizme karşı meslektaşlarını savunan, direnen, mücadele eden tüm meslektaşlarımızın ortak çabası ile serbest kalmıştır.
Bilinsin ki hiç kimse yalnız yürümeyecektir! Hiçbir meslektaşımız yalnız değildir! Savunma susmayacak, savunma yenilmeyecektir!
2025 Yılında Adalet, Adliyeden Kaçtı!
Dün, Baro Yönetim Kurulumuz ve yüzlerce meslektaşımız ile birlikte, beş meslektaşımızın hukuka aykırı olan yakalama ve gözaltı işlemlerine ve gözaltında bulunan yüzlerce yurttaşın gözaltı uzatma kararlarına karşı gerekli itirazları yapmak için İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne gidildiğinde Hâkim dilekçeleri kayda almamak ve itirazları incelememek için kalem personeliyle birlikte adliyeyi terk etti.
Adaletin, avukatlardan ve adliye binalarından kaçtığı bu karanlık tabloda, görevleri adaleti sağlamak olanlar bir gün avukat olma hayaliyle İzmir Barosu'na başvurduklarında, karşılarında kapalı kapılar bulacaklardır.
Hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü olan yargı makamlarının, en temel görevlerini yerine getirmekten kaçınması, anayasal güvencelere açıkça meydan okumaktır. Adalet, savunmayı susturarak değil, hukukun gereğini yerine getirerek sağlanır!
Baromuz için bir onur belgesi niteliğindeki bu görseli kamuoyunun takdirine sunuyoruz.
Erkekler kadınları uyuşturucu yüzünden katletmiyor.
Erkekler kadınları okült ayin gereği öldürmüyor.
Erkekler kadınları işsizlikten, fakirlikten, psikolojik sorunlardan dolayı öldürmüyor.
Erkekler kadınları öldürebildikleri için, öldürmelerine izin verildiği için öldürüyor.
Topluma ne oluyor gibi salak salak sorular da sormayın. Kadın hakları savunana feminazi, hayvan hakları savunana ittapar, ağzını açana terörist dediniz. Söylem düzeyinde bile olsa, bugün kınadığınız şiddetin parçasını oluşturan sizin bok çukuru ahlakınız zaten.