Demokrasi yarışından korktu diplomamı iptal ettirdi.
Tutuklanıp hücreye atılmamı istedi.
Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklattı.
Sosyal medya hesabımı defalarca kapattırdı.
Yetmedi, mahkemede savunma hakkımı dahi engelletti.
Sanıklara soru sormama bile tahammül gösteremedi.
Şimdi ise bana yaptırmadıkları savunmamın yer aldığı “Millet Şahidimdir” kitabımı daha yayınlanmadan yasaklattı.
Emniyet güçleri eliyle matbaalar basıldı ve kitaplar toplandı.
Yılmayacağım!
Susmayacağım!
Durmayacak ve teslim olmayacağım!
Milletle beraber bu kitabı milyonlar okuyacak.
Savunmamı herkes görecek. Yasakçılar dahil!
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Bu filmin bilhassa erkekler tarafından neden çok sevildiğini şimdi daha iyi anlıyorum
Film amerikan sinemasının, yapım şirketlerinin, topluma şirin görünmek adına woke kültürle yaptığı işbirliğinin hiçbirine temas etmiyor.
Politik doğruculuk kolayına da kaçmıyor. Bir formülü yok, afro-amerikan, LGBT, göçmenler gibi kolaya kaçan bir formülle seyirciyi kandırma çabası içerisinde değil. Kısacası sinsi değil!
Eleştirilecekse bu konuda kadınlar haklı olabilir aşırıya da kaçarak erkeklik-kadınlık meselelerine müthiş ataerkil bir yerden yaklaşıyor ama bunu yaparken de söylüyor zaten sessizleşen erkeğin hikayesi bu diye
Casey Affleck'in adeta mimiksiz oynayarak Oscar aldığı bu performansta milyonlarca sessizleşen erkek kendini gördü...
Sessizliği tercih eden, bile isteye kendisini beklentisiz ama risksiz, küçücük bir dünyaya hapseden erkeğin anlatısıdır Manchester by the Sea
Bu filmi ilk izlediğimde bir ebeveyn olarak beni paramparça etmişti. Tekrar tekrar izlediğimde ise bir erkeğin yaşadıkları karşısında (görünmeyen ama toplumu bir şekilde dönüştüren) Gandi'nin pasif direnişinin modern halini görüyorum.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
Gösteriyi izlerken umarım başına bir iş açılmaz diyorsun. Sonra fark ediyorsun ki adam gösteri boyunca sahnede kellesi koltukta konuşuyor, gösterinin adını da Ölü Deniz koymuş. Daha nasıl anlatsın. Deniz Göktaş zekası, cesareti ve mizah kalitesiyle gerçekten başka bir seviye.
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*
Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine, Ak Parti Yargı Kolları değil, Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, hiçbir yere gitmiyorum.
Majestelerinin muhalefeti olmayı reddediyoruz.
Teslim olmayacağız!
Erdoğan zihniyetinin yargı eliyle yürüttüğü siyasi darbelere karşı hep birlikte mücadelede kararlıyız.
Alınan butlan kararı yok hükmündedir. Sadece CHP’ye yapılan bir darbe değildir; Türkiye’ye, demokrasiye, Cumhuriyet’e bir darbedir. Anayasal düzeni yok etmektir.
Mesele ciddidir. Partiler üstüdür. Milletçe Türkiye’ye sahip çıkma zamanıdır.
Erdoğan’ın hükümeti ve ucube sistemi;
Tarihimizin en büyük enkazını yaratmış, hiçbir soruna çözüm üretememiş, milletimizi ekonomik krizle baş başa bırakmıştır.
Millete hizmet etmek yerine kavga ve kaos üretmiş, devletin bütün kurumlarını kendi emelleri için kullanmış, Türkiye’yi siyasi krize sokmuştur.
Maçı kaybeden Erdoğan;
Uzatmaların sonunda hakemin bitiş düdüğünü engelliyor,
Skoru belli olan maç bitmesin istiyor,
Almış hakemin elinden kırmızı kartı, sesini çıkarana kart gösteriyor.
Adliye koridorlarını parti ofisine dönüştürmüş; tehdit, şantaj, ahlak dışı teklif ve yöntemlerle insanlara işkence ediyor.
Siyasi kapkaçlarla ve hukuksuz tertiplerle “Asrın Arsızlığı” operasyonlarına hızla devam ediyor.
Sırf seçimlerde yenilmemek için Anayasal düzeni tehdit ediyor!
Bir de minik akıllarını sahaya sürmüş, “yeni Anayasa” sözleri söyletiyor.
Millet iradesinden korkuyor.
Sandıktan korkuyor.
Demokrasiden kaçıyor.
Bekle Erdoğan!
Aziz milletimiz,
Bitiş düdüğünü çalacak.
Sandık kurulacak, millet herkesi hizaya sokacak.
“Şahsım ve partim” hükümeti gidecek!
Milletin iktidarında, milletin evlatlarıyla,
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK!
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Bir; kamuoyunda “ahmak davası” olarak bilinen davada, hakkımdaki yargılama sürerken, hâkim görevden alındı.
İki; 19 Mart'ta İBB operasyonunda, hakim, tutuklama talebiyle önüne çıkarılan 8 kişiyi adli kontrolle serbest bırakmasının ardından görevden alındı.
Üç; HSK tarafından diplomamı iptal eden mahkemenin heyeti dağıtıldı.
Dört; “terörle mücadele eden bir kamu görevlisini hedef gösterme, hakaret ve tehdit” suçlamalarıyla yargılandığım davada bir üye hâkim, beraat yönünde oy verdi. Tahmin edin bakalım ne oldu? Görevinden alındı.
Beş; ihale nedeniyle açılan ceza davasında, onuncu celseye gelindiğinde, dosyayı karara bağlamaya çalışan hâkim görevden alındı, Diyarbakır'a gönderildi! Yerine gelen hâkim 10 günde beraat kararı verdi. Beraat kararı veren hâkim, Maraş'a gönderildi!
Altı; Ankara’da kurultay cezasına bakan hâkim, dosyanın kritik aşamalarında siyasi talimatlara uymadığı için, araştırdığı, sorguladığı için görevden alındı.
Yedi; diplomada sahtecilik ceza davasının görüldüğü mahkemenin hâkimi, Kahramanmaraş'a atandı. Niye? Dosyasına sahip çıktığı için.
İBB davasında. Mahkeme başkanı aynı kalarak, ikinci bir yeni heyet oluşturuldu.
Yargılama bu mu? Bu mu yargılama? Ben, onun için burada yargılıyorum. Yüce Allah huzurunda, ben 86 milyon insanımızın huzurunda, yüce Türk yargısı huzurunda yargılayacağım.
Bugünkü savunmamı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
https://t.co/y5fQcKziPX
4000 sayfa iddianame,
826 ifade,
402 şüpheli,
105 tutuklu,
76 iftiracı,
9 dalga operasyon vs…
Tam 9 aydır tutukluyuz. İktidar 9 TV kanalı, 9 gazete ile tam 9 aydır itibar suikastleri yapıyor.
Kul hakkı yediler. Dokuz doğurdular ama milleti aldatamadılar. Bir TV kanalından, bir canlı yayından korktular. Mahkemeden TRT canlı yayınına bile ret verdiler.
Daha açık söylemek gerekirse tek bir kişiden korktular.
Aziz milletim:
Şeffaflıktan kaçtılar,
“Mecliste önerge var, temiz eller istiyoruz, milletin huzurunda tepeden tırnağa tüm siyasetçiler belediye baskanları hesap verelim” dedik, kaçtılar.
Kumpasçılar, masumiyet karinesini yerle bir edenler, adil yargı huzurunda, milletin vicdanında sandıkta hesap vereceksiniz, kaçamayacaksınız.
Unutmayacağız, unutturmayacağız!
30 yıl önce 19 yaşında olan bir genci evrakta sahtecilikle suçluyorlar. Üstelik tek bir delil bile olmadan…
Bu adaletsizliği tarihe not düşmek istiyorum.
Savunmamın tamamı aşağıdaki linkte. Lütfen okuyun, okutun.
https://t.co/tKgIsvxerZ
Zehirleniyoruz.
Suyumuz tükeniyor, topraklarımız çölleşiyor.
Yoksullaşıyoruz.
Özgürlüklerimiz hedef alınırken toplum tutsak alınıyor.
Ülkemizi ve milletimizi dar bir koridora sıkıştıran, çaresiz ve dirençsiz bırakmaya çalışan bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Sözü nefret, davranışı ötekileştirme olan; oy vermeyeni hain ve terörist ilan eden sevgisiz ve saygısız bir dil her yana yayılmış durumda.
Bu kara düzeni, bu ucube rejimi, bu zulmü değiştirmek ve dönüştürmek bizim ve milletimizin görevidir.
Adalet, hürriyet, demokrasi ve Cumhuriyet için!
Bolluk, bereket, liyakat ve refahın; mutlu, huzurlu ve umutlu bir geleceğin yolu için!
Şimdi seferberlik zamanı.
Şimdi iktidar zamanı!
1971’de Trabzon’da doğdum.
1988’de Trabzon Lisesi’nden mezun oldum.
1994’te İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden mezun oldum.
2002’de Trabzonspor yöneticisi oldum.
2009’da CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı oldum.
2014 Mart’ta %51 oyla Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildim.
2019 Mart’ta 13.600 oy farkıyla İBB Başkanı oldum.
2019 Haziran’da 806.000 oy farkıyla İBB Başkanı oldum.
2024 Mart’ta 1 milyon 100 bin oy farkıyla İBB Başkanı oldum.
2024 Haziran’da TBB Başkanı oldum.
2025 Mart’ta 15,5 milyon vatandaşımın oyuyla milletin Cumhurbaşkanı Adayı oldum.
Ayrıca milletimin verdiği yetkiyle ve Allah’ın izniyle; metrolar, yaşam vadileri, kent ormanları, İSKİ yatırımları, sosyal konutlar, kentsel dönüşüm projeleri, anne kart, burslar, sosyal yardımlar, kreşler, yurtlar, Feshane, Gazhane ve daha nice icraata imza attım.
Bunlar suçsa evet ben SUÇLUYUM!
Ekrem Başkanın,
Diplomasını iptal ettiler.
15 metrekarelik hücreye kapattılar.
Sesini meydanlarda yasakladılar.
Görüntüsünü yürüyüşlerde yasakladılar.
Afişlerinin asılmasını engellemeye çalıştılar.
10 milyon takipçili X hesabını kapattılar.
Haber bültenlerinde adının anılmasını bile yasakladılar.
Şimdi de Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin X hesaplarını binbir aceleyle kapattırıyorlar.
Sansürden medet uman korkaktır.
Korkudan ne yapacaklarını şaşırdılar.
Ne yaparlarsa yapsınlar, halkın iktidarı kurulacak, Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu olacak!