liseyi buyuksehirde iyi bir lisede okuyorsaniz lise 3-4'te universiteli hayati yasiyorsunuz. cogu anadolulu gencin genclik hayati diye ozendigi yapmak istedigi seyleri coktan dneeyimlemis oluyor universitede durgunlasiyor ve kendinize odaklaniyorsunuz.+
Tasavvufta buna yakın bir yerden murakabe örneğini verebiliriz. Kişinin sadece dış dünyayı değil, kendi iç hareketlerini de seyretmesi… Düşünceyi düşünce yapan şeyi fark etmesi. Refleks değil, idrak alanında konumlanması. Körlükten azad olmak. İçindeki korkuyu, kibri, arzuyu, kıyas mekanizmasını canlı canlı görmek. Tasavvufun uyanıklık dediği şey de biraz budur. Zihin çalışmaya devam eder ama insan onunla tamamen özdeşleşmez.
Aziz Yıldırım: “Biz Samandırayı 2004’te diktik yanlış hatırlamıyorsam. Daha önce Dereağzındaydı, herkes gelip giriyordu. Sonra taşıdık oraya. Yüksek binalar yine vardı, alçak binalar da vardı. Oradan çıkıp gazeteciler izliyordu. Biz hiç rahatsız olmuyorduk. Gizli ne var? Gelip izlesinler.
Siz gerekli çalışmayı yaparsanız kazanırsınız. Sonra diyorlar bizi izlemeye geldiler ondan taktik idman yapmadık.”
Günlük hatırlatıcı: Bir oturuşta 300.000 dolar batırma lüksü olanların, ayda 300 dolar kenara koyma lüksü olmayanlara başarı hikâyesi pazarladığı düzenden yeterince nefret etmiyoruz.
metrobüse biniyorsun, köprüden geçerken biraz boğaza bakayım diyorsun... o da ne! camlar reklamla kapatılmış. aynı uygulama yht'de de var. şehirler arası yolculuk yaparken yolu izlemek istiyorsunuz ama pencereler reklamla kapatılmış. milletin görüş alanını neden kapatıyorsunuz sevgili yetkililer?
Bu hakemlere rağmen 1-0 öndeyiz. Ne yaptığınızı, planlarınızı, içinizdeki kötülüğü görüyoruz. Bu düzen böyle gitmeyecek. Buradayız, susmayacağız! Sonunda yine iyiler kazanacak!