Hadi gerçekçi olalım. 1930'lu yıllarda bu ülkede Atatürk'ün istemediği hiçbir şey olmazdı.
Eğer Atatürk istemese bize haklarımızı vermezdi. Bir Allah'ın kulu da karşı çıkıp aksini zorla yaptıramazdı. Kimsenin böyle bir gücü yok. Mücadeleyle alınmış bir hak da yok ortada.
Gerçek şu, Mustafa Kemal Atatürk Türk kadınının ne kadar değerli olduğunu biliyordu. Bizim vatanseverliğimizi, fedakarlığımızı, erkeklerimizden geri olmadığımızı hep biliyordu.
Çünkü bu gerçeği hem tarih kitaplarında okumuş, hem de bizzat hayatı boyunca deneyimlemişti. Giriştiği sayısız mücadelede Türk kadınlarının en az Türk erkekleri kadar büyük işler başardığına şahit olmuştu. Cepheye mermi taşırken donarak şehit olan Şerife Bacı da, kendi birliğini kurup bizzat cephede düşmanla çarpışan Kara Fatma da Atatürk'e bu gerçeği göstermişti.
İşte bu sebeple Atatürk bize haklarımızı verdi. Bunda utanacak, üzülecek, incinecek bir şey yok. Haklarımızın bize verilmesi bizim değerimizi düşürmez. Tam tersine, zaten değerli ve asil olduğumuz için verildi haklarımız.
Şöyle bir şey de var, haklarımızı bize veren kişi düşmanımız değil. Yabancının teki değil. Atatürk yahu, Atatürk. Biz Türk kadınlarıyız, Atatürk de Türk milletinin çıkardığı en büyük kahramanlardan biri. Böyle bir adamın bize haklarımızı vermesi neden küçültücü olsun?
Biz nankörlerden olmayacağız. Biz Mustafa Kemal Atatürk'ün bizim için yaptıklarını asla unutmayacağız. Canım Atam, çok seviyorum seni. Afganistan'a, İran'a bakınca daha da çok seviyorum.