Yerli otomobil yapabileceğimize inandırmak için 50 yıl uğraştık. Şükür, sonunda inandılar.
Meğer elektrikli otomobilin elektrikle çalıştığını da ayrıca anlatmamız gerekiyormuş!
Karşımızdaki cehaletin, bilgisizliğin ve zihinsel geri kalmışlığın seviyesini zaman zaman unutuyoruz.
Unutmamak lazım!
📌 “Okullarda zorunlu cuma namazı” iddiası gerçeği yansıtmıyor.
MEB’in düzenlemesiyle cuma namazı zorunlu hale getirilmiyor. Yeni okullarda mescit alanı planlanacak, mevcut okullarda ise uygun alanlar cuma mescidi olarak kullanılabilecek.
Amaç, isteyen öğrencilerin okuldan çıkmadan ibadet edebilmesi.
Satanist Çetelere Operasyon!
ABD Florida’da Satanist çetelerinin elinden tam 163 çocuk kurtarıldı.
Ürpertici ama gerçek: İçlerinde 2 aylık bebekler de var. Kurtarılan çocuklar 2 aylık-13 yaş aralığında.
Çocukların 21 Aralık satanist ritüellerde kullanıldığı, bazılarının hayatlarını kaybettiği ifade ediliyor…
“Pelin & Özlem, Tren & TOGG!..”
Pelin Batu "hızlı tren kazasını" şöyle yorumluyor;
"Hızlı tren dediler, sonra mühendisler ortaya çıktı. Hızlı tren değil, sadece biraz fazla kömür atarak hızlandırmışlardı. Dolayısıyla o da raydan çıkmıştı. 'Hızlı tren' diye pompaladılar!"
Şaka yapmıyor, ciddi ciddi anlatıyor.
Entelektüel Pelin Batu hızlı trenin "kömürle" çalıştığını söylüyor. (Tarihteki ilk kara trenler gibi) 'Kömürü fazla atınca' hızlanan, 'kömürü az atınca' yavaşlayan, 'kömür ateşi söndürülünce' duran "hızlı trenlerle" yolculuk yapıldığını sanıyor olmalı papatya Pelin!
O çağdaş, biz gerici!
Özlem Gürses'in trenle imtihanı ise şöyle.
Özlem trenlerin kömürüyle odunuyla ilgilenmiyor. Tren istasyonlarında duran trenleri tespit ediyor!
Mesela Çin'e gidecek olan İhracat Treni'nin Halkalı durağında kaldığını, gidemediğini söylüyor. Halbuki o sırada tren yola çıkmış, geçtiği istasyonlardan konumu paylaşılmış. Lakin Özlem, Halkalı'da bir treni öylece seyrediyor.
Trene bakmayı seviyor!
Pelin bu sefer TOGG'u yorumluyor:
"Yerli ve milli diyorlar. Halbuki TOGG'un birçok parçası "karbüratör" gibi, yurtdışından geliyor!"
Hızlı trenin kömürle çalıştığını sanan Pelin, yüzde 100 elektrikli bir araçta karbüratörün olmadığını bilmiyor.
Gelelim Özlem Gürses'in TOGG ile imtihanına...
Motorin zamlarından bahseden Özlem hesap yapıyor:
"Şimdi diyelim ki bir TOGG'unuz var, biliyorsunuz Türkiye'nin yerli ve milli otomobili. Deposunu kaça dolduracaksınız?!.."
Hoppalaa!..
Nerden bilelim canım.
TOGG'un deposu kaç litre alıyor bilsek, hesaplarız!..
Çağdaş ilerici cumhuriyetçi laik akıl böyle işte. Biz yobazlar anlamayız!
Pelin'in TOGG'unda "karbüratör" var, Özlem'in TOGG'unda ise "motorin deposu!.."
Özlem'in ekstrası da var. "Aşı yaparken Bahçeli'nin canını yaktığı için ülkücüler tarafından darp edilen 'Gülnaz ŞIRINGA' hemşire..," şeklinde aktarılan bir şakayı önündeki basılı metinden okuyup gerçek sanan, ve bu yüzden canlı yayında yaşanmamış olayı kınayan Özlem!.. (Hemşirenin soyadı Şırınga yahu, Şırınga!..)
Şimdi hepsini alt alta koyun.
"Bir 'Benî Adem' nasıl olur da tuvalet terliğine oy verir?!" diye soruyorsanız hala, işte cevabı buradadır.
Bunları izleyenler, "tuvalet terliğini" kurtarıcı sanır!..
.
https://t.co/dnPaisQ4Dv
.
🔴 ABD Florida’da SATANİST çetelerinin elinden tam 163 ÇOCUK KURTARILDI.
İçlerinde 2 aylık bebekler de var, Kurtarılan çocuklar 2 aylık-13 yaş aralığında. Çocukların 21 ARALIK şeytani ritüellerde kullanıldığı bazılarının hayatlarını kaybettiği söyleniyor..
Ve hiçbir medyadan ses yok...
Kimse konuşmaya cesaret edemiyordu.
Ruhi Çenet bir konuştu.
ABD'de taşlar yerinden oynadı.
75.000 $ yardım + vergi muafiyeti 'dua eden yahudilere' gidiyormuş.
Çalışanlar öfkeli.
Geç oldu, ama fark ettiler.
Yıl 1933.
Türkiye o zaman 15 milyon nüfuslu. Yüzde 80’i köyde yaşıyordu.
Sadece Yüzde 5’i (800 bin nüfuslu) İstanbul’da ikamet ediyordu. İnanılmaz bir yoksullukla baş etmeye çalışıyordu köylüler.
Fotoğraftakiler İstanbul ve Ankara’nın bir eli yağda bir eli balda koketleri, züppeleri, ülkenin kaymağını yiyen sözde elitleri.
Milli mücadelede sırtında top ve mermi taşıyan cefakar köylü kadınları bir dilim ekmeği kemirir ve süpürge sapı kaynatırken yemek yerine, İngiliz işgalinde İstanbul’da kıçıyla fındık kıranlar Cumhuriyet’in de tüm nimetlerinden yararlanmaktaydı.
Eşi Binbaşı Derviş bey gibi Milli mücadele kahramanı olan Kara Fatma ise açlıktan bir Rus kilisesinin küçük ve soğuk odasına sığınmış, yanındaki torununa bakmak için sokaklarda dileniyordu. Ona çöpçülük işi bile verilmemişti.
Bu tür fotoğrafları dönemin modernizminin ve “gelişmişliği” nin simgesi olarak görüp iç çekmek, tarihin karanlık odalarına giremeyenlerin at gözlüğü.
https://t.co/O82TTatSlp
Suriyeli sığınmacılara "insan ülkesinden kaçar mı?" diye nutuk çeken Arif'in bir tır altında, üstelik İranlı bir vatandaş eşliğinde ülkesinden kaçması.
Şırnak Jirke Aşireti'nin bu toprakların insanının bin yıl nasıl etle tırnak gibi iç içe geçtiğini gösteren dostun yüzünü güldürecek, düşmanı çıldırtacak nefis paylaşımı:
“Biz Hz. Muhammed’in askerleriyiz. Biz Müslüman Kürtleriz. Bir Türk kardeşimizin kanına karşı bin Yahudi kanı dökeriz.”
Şunu bilir, şunu söylerim: Selçuk çocuklarıyla Salahaddin çocukları birbirlerini omuz verirlerse tarihi yeniden birlikte yaparlar. Yok eğer birbirlerini omuz vururlarsa ikisi de tarihten çekilir.
Az önce İsrail'in hapishaneleri hakkında iğrenç bir rapor okudum.
Cinsel işkence organize devlet politikası,
En yüksek otoriteler tarafından onaylanıyor.
Kadınlar günlerce tecavüze uğruyor.
Erkekler köpekler tarafından tecavüze uğruyor.
Yangın söndürücü hortumları vücutlara sokuluyor.
Batı medyasının ahlaki durumu böyle savunuluyor ve rapor etmeyi reddediyorlar.
Devlet politikası olarak tecavüz. Organize uygulama olarak işkence.
Kadınlar ve erkekler en vahşi şekillerde ihlal ediliyor.
İsrail komşularına böyle davranıyor.
Cüneyt Özdemir:
1997 yılıydı, Mehmet Ali Birand ile birlikte İstanbul Üniversitesi'ne gitmiştik. İBB Başkanı Erdoğan orada öğrencilerin sorularını yanıtlıyordu.
Bir kız öğrenci İngilizce olarak "İleride Başbakan seçilirseniz dünya liderleriyle hangi dilde konuşacaksınız" diye sordu. Erdoğan İngilizce bilmediği için anlamadı. Bir daha sordu aynı soruyu İngilizce.
Erdoğan, Birand'a dönüp "Ne diyor" dedi. Birand tercüme etti. Erdoğan da o dönem "Türkçe" demişti.
Yıl 2026, NATO'nun açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan 32 lidere Türkçe yapıyor.
Biz hafızası çok şey bir toplumuz unutuyoruz bir dönem neler yaşandığını.
Dönemin başbakanının dünya liderlerinin buluştuğu bir yere eşinin başörtüsü var diye alınmadığını ya da;
bir belediye başkanına İngilizce olarak küçümseyerek "Ya sen İngilizce bilmiyorsun günün birinde ne diye hitap edeceksin" diye sorduğunda "Türkçe" dediğinde insanların güldüğünü ve bugün tam da o gün o salonda dediği gibi Türkçe konuştuğunu görünce insan tabi nereden nereye diyor.
Suriye’de Y-P-G silah bırakmış,
Laikler sevinmiyor.
Türkiye’de P-K-K silah bırakmış,
Laikler sevinmiyor.
Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan ittifakı kurulmuş,
Laikler sevinmiyor.
Türkiye dünyanın farklı ülkelerinde 13 tane üs kurmuş,
Laikler sevinmiyor.
Rakı fabrikası açsaydık, bir kaç tane heykel dikseydik kesin sevinirlerdi...
''Hakim kusura bakmasın, 8 yıldan beri sen boşanma davasını niye bitiremiyorsun? Makul bir gerekçe sunamıyorsa, sonuçlarına katlanacak.
Kira tespit davası neden 4 yıl sürsün, tahliye davası neden 5 yıl sürsün?''
İsrailli askerlerin Filistinli bir esire tecavüz ettiği anlar kameraya yakalandı.
Kurbanın bağırsakları yırtıldı; anüsünde ve akciğerlerinde ağır hasar, kaburgalarında kırıklar oluştu.
İsrailliler "tecavüz hakkı" için sokaklara döküldü, bakanlar tecavüzcüleri savundu, tecavüzcülerden biri televizyon yıldızı oldu!
Ve bugün...
Tüm suçlamalar düşürüldü.
Bu sadece Ben-Gvir'in zihniyeti değil, bu İsrail'in ta kendisi!
Fransız gazeteci Karl Zero, Avrupalı aristokratların korkunç çocuk istismarını anlatıyor:
“Çıplak çocukları bazen ormanda, bazı şatolarda salıyorlar.
Sanki avmışlar gibi onları kovalıyorlar.
Yakalayıp tecavüz edip sonra çocukları öldürüyorlar. Bunlar kayıp göçmen çocuklar."