« Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar, önce onurlarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra bağımsızlık ve geleceklerini kaybederler.. » Mustafa Kemal ATATÜRK
CHP İzmir İl Başkanlığı’na atanan ekip, dün akşam Özgür Özel’in tablolarını tekmeleyerek parçaladılar!
Özellikle hınç alırcasına vuran bir kişi var. 65 yaşından büyük bir dayı dikkat ederseniz. Yahu sen yaşayacağını yaşamışsın, ne dersin var gençlerle, ne derdin var değişimle? Ölene kadar hep aynı kişiler mi olsun istiyorsunuz? Sizin derdiniz ne abi?
Bu kötü kalpli insanları asla unutmayın! 65 yaşından sonra siyaset yapmak yasaklanmalı!
Bende sevmem Ertuğrul Özkök'ü ama çok güzel analiz yapmış..
alıntı..
KENDİSİNDEN ZERRE KADAR HAZ ETMESEM DE;
Ertuğrul Özkök’ün Kemal Kılıçdaroğlu analizine hayran kaldım....
***
1986 yılından bu yana profesyonel gazeteci olarak siyaseti izliyorum.
Hayatım boyunca bu kadar sinsi bir siyasi konuşma görmedim.
***
Bir yıldan fazladır, tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
***
Ona 13 seçimde oy veren vatandaşlarına, onu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
***
Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastladım.
***
İnsanlar iki türlü yaşlanırlarmış. Ya bilgeleşerek ya da habisleşerek...
***
Hayatım boyunca ikisini de gördüm de; bu kadar hezimetten sonra, hâlâ, bu kadar habisleşen bir siyaset emeklisini hiç görmedim...
***
Sinsi; ama, niyetini saklayamayan bir konuşma...
***
Konuşmayı kim hazırladıysa, dünya sinsilik ve habislik tarihine bir baş eser kazandırdığından emin olmalı.
***
•Sinsi!
diyorum ama; zannetmeyin ki, zeki bir belâgat…
Kötü niyetini saklayamayacak kadar da beceriksiz…
***
Arkadaki niyet ve ihtiras her tarafından sarkıyor, sırıtıyor, akıyor…
***
Güya; CHP’li seçmene sesleniyor.
Yuttuk mu o bakışları ve belâgati?
***
Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinde sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
***
Nasıl da kendinden emin!…Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hâl, bir tavır…
***
Ama; hiçbiri sahici değil, hepsi miş gibi…
Lime lime sarkıyor…
***
Güya; CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
Ne hoş kelimeler değil mi?
Ama; bir dakika!…
***
Sayın 13 seçim kaybetmiş eski genel başkan; siz bizi geri zekâlı zannedebilirsiniz, ama; biz sizin zannettiğiniz kadar saf ve aptal değiliz.
Üstelik 13 kere hüsrana uğratılmış insanlarız biz!…
***
2017 referandumunda, daha sandıklar kapanmadan, sizin suskunluğunuzla değiştirilmiş bir rejimde yaşayan vatandaşlarız…
***
Artık yutmuyoruz o şehvetli belâgati.
***
Siyasetin s harfinden nasibini almış biri; asıl adresin kimler olduğunu anlar.
Çünkü sırıtıyor...
***
O nedenle; siyasetin s harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş, bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
***
Üstelik; asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki!…
***
Biri; CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri, öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
***
Ne diyor o iki adrese?
***
Silivri savcı ve hakimlerine, •İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız.
Ortada adaletsiz bir durum yok!
Sonuna kadar gidin!
diyor…
***
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
•Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…
***
Aynen böyle diyor, halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi...
***
Karşımızda inanılmaz bir karakter var...
***
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş...
***
Üstelik; toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
***
Sokağa bile çıkamıyor ama; bir YouTuber olarak, ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki; kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
***
Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor.
***
Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki; hukukun en basit ilkesi olan masumiyet karinesini bile unutmuş!...
İhtirası o kadar büyük ki; partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için, neredeyse, bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
***
Partili arkadaşları hakkında, henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden, o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
***
Kemal Bey; destekçilerinizle birlikte, o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama; bilin ki, CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
***
Özgür Özel; önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra, partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
Önce kurultay sandığında sizi yendi.
Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
***
Şimdi; halkın da desteği ile, siyasi dalavere meydanında, sizi bir kere daha yenecektir ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz...
***
2023’te, Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sandığında, sizi yenmişti.
Bu defa; hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecekler ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecekler.
***
Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz.
ERTUĞRUL ÖZKÖK
İktidarın abartılı şovlarıyla, parti propagandasıyla uğurlanmadılar.
Bodrum'da Villa sözüyle, milyon dolarlık prim sözüyle gaza getirilmediler.
13 saatlik tarifeli uçuşlarla gidip, ülkemizi aslanlar gibi temsil ettiler.
Biz sizden razıyız #FileninSultanları 🙏🫶
Ebrarın bu ülkeye, milli takıma olan sevgisinin çeyreğini sadaka olarak o özel ucakla giden takıma dağıtsak boylarını aşar.Ekonomiyle gidip kupayla dönmeyi özel uçaklarla gidip tarihi rezillikler yaşayıp dönmeye bin kere sorsan bininde de değişmez.İkinci olunca üzülen kızımla ben
Futbolda dünya 32. siyiz.
Kadın voleybolunda dünya 3. süyüz.
Şimdi soruyorum biz futbol ülkesi miyiz, kadın voleybolu mu?
Bu kadar parayı futbola neden harcamaktayız?
Bu denli destek ile bu denli başarısızlık neden?
Futbol taraftarları bu vasatlığı daha ne kadar kör gibi destekleyecek?
Siz de sorun 👇
Bence kendisine vasi atanmalı ! Ne dediğini bilmiyor . Bir cümle sonra kendi söykediğini inkar ediyor ! Oğlu falan başvursa keşke ! Bakalım yargı bağımsız mı ?
Çok güzel bir geri dönüş oldu. A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Cumhuriyetimizin, spor salonlarındaki aydınlık ve başarılı yüzü yine kazandı. 🇹🇷
Tebrikler A Milli Kadın Voleybol Takımımız!👏
Paraguay maçı ve Kemal Kılıçdaroğlu röportajından dolayı bu mevzu araya kaynadı.
Dün gece çıkan Resmi Gazete’deki Cumhurbaşkanı Kararı’na göre; 15 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük Cezayir vatandaşları için vize muafiyeti getirildi!
Peki biz Cezayir’e gitmek için ne yapıyoruz?
30 günlük için 40 euro, 90 günlük için 100 euro ödeyip vizeye başvuruyoruz. 1 hafta da vizenin çıkmasını bekliyoruz. Tabi çıkarsa! Bize vize, onlara muafiyet!
YAZIKLAR OLSUN!
🔴#SONDAKİKA Teğmenlerin kılıçlı yemini sonrası yürütülen soruşturmada ihraç edilen Tabur Komutanı Halit Türkoğlu hakkında yürütülen işlem mahkemece İPTAL EDİLDİ.
Kararla birlikte ihraç edilen 3 komutan yeniden görevine dönüyor.
Şair Şükrü Erbaş, Kılıçdaroğlu'nu sert sözlerle eleştirdi:
"Seni sevmeyenler bile utanmaya başladı; bomboş bir binaya girip çıkıyorsun, bu nasıl bir haz, nasıl bir 'yüce' görev! Partiyi sonunda gerçekten 'CE-HA-PE' yaptın!
Ey değer bilmez narsist! Bunca küçük adam seni neden bu kadar seviyor?
Cenazeni kaldıracak birkaç iyi insan kalsın hayatında. Hiçbir ölü yürüyerek girmiyor mezara!"
Kolejlerin eğitim ücretleri netleşti.
🔺Rekor, 2.7 milyon lirayla sadece yabancıların girebildiği British International School ve 2.5 milyon lirayla Türk öğrencilerin okuduğu BIS Okulları’nda.
🔺Robert Kolej’de eğitim ücreti 2 milyon 488 bin TL. 7 gün yatakhane ve yemek ücreti eklenince 3 milyon 304 bin TL'ye çıkıyor. Okulda 49 farklı şehirden gelen 1051 öğrencinin yüzde 26’sı burslu, bu oran yatılı öğrencilerde yüzde 60.
🔺Türkiye’de yaklaşık 12 bin özel okul bulunuyor. Ortalama 200 bin TL’den başlayan ücretler, 1 milyon TL’ye kadar çıkıyor. Her yıl 1 milyon TL’yi aşan yüksek ücretlerle gündeme gelen okul sayısı ise toplamda 82.
allah'u ekber nidaları, tekbirler, bozkurt işaretleri, ülkücü bıyıkları, vatan millet sakarya edebiyatı, hamaset, goygoy, yaygara, şamata, şımarıklık ve sonuç: 48 takım içerisinde gol atmadan elenen ilk takım.
Tam 82 Yaşında, 24 Saat Uyumadan 1 böbrek ve 2 Karaciğer Nakli Gerçekleştirerek 3 Hayat Kurtardı
Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan , 82 yaşında olmasına rağmen dur durak bilmiyor.
Prof. Dr. Haberal, tam 24 saat boyunca aralıksız çalışarak 1 böbrek ve 2 karaciğer nakli gerçekleştirdi. Birçok kişinin yeniden hayata tutunmasına vesile olan bu büyük özveri, takdir topladı.
Bazı insanlar mesleklerini yapar...Bazı insanlar ise hayatlarını insan yaşatmaya adar.
82 yaşında bile ameliyathanede umut olmaya devam eden Prof. Dr. Mehmet Haberal, azmi, çalışkanlığı ve insan sevgisiyle örnek olmaya devam ediyor.
Kendisini yürekten tebrik ediyor, sağlıklı ve uzun ömürler diliyoruz.
80 yaşındaki bir insanı, en temel haklarını kullanabilmek için akıllı telefon kullanmaya mecbur bırakan bir ülke modern değildir.
O, kendisini inşa eden insanlara sırtını dönmüş bir ülkedir.
2026’da her hak bir uygulamaya, her hizmet bir şifreye, her ihtiyaç ise ekrana bakarak ilerleyen soğuk bir prosedüre dönüştü.
Bir yaşlıyı elinde telefonla izleyin.
Bir zamanlar taş kıran o eller şimdi doğru tuşa basmakta zorlanıyor.
Savaş görmüş gözler artık ekrandaki küçücük yazıları okuyamıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Onları sessizce yalnız bırakıyoruz.
Bir cihazın karşısında pes etmelerini izliyoruz.
Bu bize gerçekten insani geliyor mu?
Bizi büyüten insanlara böyle davranmak doğru mu?
Doktor randevusu için torununu arıyor.
Emekli maaşı işlemi için oğlunu bekliyor.
Fatura ödemek için komşusunun kapısını çalıyor.
Bir tahlil sonucunu anlamak için birinden yardım istemek zorunda kalıyor.
Çünkü günlük hayat artık onların hiç öğrenemediği bir dili konuşuyor.
Peki torun işteyse?
Çocuklar başka şehirdeyse?
Evde sadece sessizlik varsa?
İşte o zaman hak da ortadan kayboluyor.
Tren gişesi yok artık.
Uygulama var.
Market kasası insan değil.
Makine var.
Kimlik bile elektronik oldu.
Ama onu aktif etmek için gereken dijital doğrulama sistemi yine aynı ekrandan geçiyor.
Yani zaten zorlanan bir insanın önüne yeni bir engel daha konuyor.
Günlük yaşamın içindeki insan temasını tek tek sildiler.
Sonra da bunu bize gülümseyerek anlattılar:
“Bu sizin için bir kolaylık.”
Kimin için kolaylık?
Bir masanın arkasında oturup bu sistemleri tasarlayanlar kendilerini yenilik dahisi sanıyor.
Ama çoğu, babasını bir devlet dairesine götürmemiş insanlar.
Çoğu, annesinin bir gün sessizce:
“Ben artık hiçbir işe yaramıyorum galiba…”
dediğini duymamış insanlar.
O cümle, bizi büyüten bir ağızdan çıktığında, her yasadan daha ağır olmalı.
Ama kimse duymuyor.
Ve bu sırada binlerce yaşlı insan sağlık hakkından, emeklilik işlemlerinden, vatandaş gibi hissedebilme onurundan vazgeçiyor.
Çünkü önlerine dijital bir kapı koyuldu.
Ve onlar o kapıyı açamıyor.
Bizden önce gelenleri geride bırakmak ilerleme değildir.
Teknoloji destek olmak için vardı.İnsanların sağlık, saygınlık ve temel haklara ulaşabilmek için geçmek zorunda olduğu bir sınav olsun diye değil.
Ama sistem başka bir şeyi seçti:
İnsanlığı değil verimliliği…
İnsanı değil algoritmayı…
Ve en çok dinlenmesi gereken insanlar şimdi sessizce bir köşede kaldı.
Bir şifreyi hatırlayamadıkları için.
Bir gün sıra bize de gelecek.
Bir gün biz de geride kalacağız.
Ve o zaman şunu geç fark edeceğiz:
Hiçbir uygulama, uzatılmış bir insan eli kadar değerli değildir.
Bahar Meir