Cengiz’e gıcığım, ayarım bir EsDilci olarak ama bir kitlenin kızın hikâyesini baltalamaya çalıştığını gördüm. O zaman Elgizciler, düğünde sahneniz olmuş, hayırlı olsun?
bi diziyle ilgili en gercek disi seylerden birisi de birbirlerinin tadini almis iki yetiskin bireyin simdi onlerinde bi engel olmadigi, vakit ve firsat da bulduklari halde sevismemesidir
Farkında mısınız? Bir kitle var ve her zaman Esme, Eleni ve Fadime’yi belli bir kalıba sokmaya çalışıyor. İstediği kalıba uymayınca da senaryo yazımı eleştiriyorum adı altında, bir de kadın duyarcılığı da katıp, bu kadınları linçliyorlar.
Esme sadece Eleni’ye anne olsun, Adil’e karşı Esme Çavuş olsun. Eleni’den başka kimseyi düşünemez, sevgi gösteremez, aşık olamaz, aşkı için savaşamaz. Yapar ise güçsüz kadın.
Eleni hep affedici olsun, şifacı kimliğine sıkışsın, yaşadıklarının hiçbir önemi yok, ilk günki kız olsun. Yapılanları yutsun, o ilk günki kız olmadığı için ailesini suçlasın, onlarla mutlu olmasın.
Fadime tomboy olsun, aşık gibi davranmasın, süslenmesin, çok ortalıkta dolanmasın, yeni aileye dahil olmasın, hala ve çoban o. Süslenemez, ya da kimseden sevgi bekleyemez.
Bunları yapanların hepsi tek bir kitleden, ve bunları yaparken bir erkek karakterin her yaptığını onaylayıp, her yaşadığına üzülüp, ne yazımına ne karakterine tek bir laf etmiyorlar. Öyle bir delüzyon hali ki, beben satıcıları, katilleri, üç kadının da hayatını mahvetmiş insanları aklayıp, kadın duyarı kasıyorlar. Yersen..
@uzgunbirnis ay bilmiyorum oruc herkesin defalarca adil delmedi demesine ragmen israrla adil’e dusmanlik etmeye kalkiyo buradan sonra isler terse donunce pardon ya sen degilmissin mi dicek shdhdj
@uzgunbirnis ben o arkada plan cevirme isine inanmiyorum ya timur kadar guclu ve tehlikeli bi adama boyle alengirli ve riskli bi tuzak kurana kadar git adil’e de ki ben ve ailem hatamizin bedelini odedik simdi eleni ve esme icin yanindayim. bence oruc’u yine dusman safinda yazicaklar
Düşmanlığa kadınları karıştırtıyorsunuz demeleri çok komik ya. O kadınlar da zaten kevser suyuyla yıkanmış, meleklerin kanadında uçmuş, yürüdükleri yollarda çiçekler açmış, asla bebek satmamış, Eleni'yi öldürtmeye çalışmamış pirupak ermişler.
İso diyor ki bu Adil abilik iş değil. Timur diyor ki Adile sen katil olmuyorsun katil olmayan adamdan korkmam ben.
Bir tek o anlamamak için direniyor. Nedeni de bence kolay kadırılabilecek biri olmasından çok buna inanmayı istiyor olmak.
Adil kötüyse yaptığım tümmmm hataların bir sebebi olur, masum olurum... Buna tutundukça Eleninin hayatını mahvetti. Kötü olanın, zarar verenin Eleninin babası değil de kendi annesi olduğunu kabullenememesi kibirden hep..
34.Bölüm Floodu ✍🏻
“Eleni, Oruç’un avucuna gerçeği bıraktı; Oruç, Eleni’ninkine intikamı… Biri geçmişin hesabını, diğeri sevdiği adamın geleceğini kurtarmaya çalıştı..”
Oruç, Eleni’nin Cengiz’le buluştuğunu duyar duymaz koşarak geldi. Belki öfkeliydi, belki kıskanıyordu, belki de Eleni’nin bir kez daha kendi kurduğu karanlığın içine çekilmesinden korkuyordu. Ama Oruç’un anlamadığı bir şey vardı Eleni artık yalnızca düşmanlarından değil, sevdiği adamın kararlarının kendisinde bıraktığı yıkımdan da yorulmuştu.
Eleni, Oruç’un avucunu açıp düğmeyi bıraktığında, küçücük bir nesnenin iki insan arasında ne kadar büyük bir gerçeğe dönüşebileceğini gördük. “Senin yaptığını biliyorum.” Bu kez Oruç’un saklanabileceği bir sessizlik, ardına sığınabileceği bir yalan yoktu. Eleni, onun geçmişte yaptıklarının izini avucuna bırakmıştı. Çünkü bazı gerçekler bağırarak değil, insanın avucuna bırakılacak kadar sessiz ama inkâr edilemeyecek kadar ağır bir şekilde anlatılırdı.
“Cengiz’i kaçırarak bir kere daha ailemi parçaladın. Söyle Oruç, Cengiz mi düşmanım, sen misin?”
Bu soru, Eleni’nin Oruç’a duyduğu öfkenin çok ötesindeydi. Bu, sevdiği adamı kendi karşısında bulmanın çaresizliğiydi. Eleni, Oruç’u düşmanı olarak görmek istemiyordu; ama onun yaptığı seçimler, Eleni’yi her defasında sevgisiyle vicdanı arasında bırakıyordu. Çünkü bir insanın düşmanına karşı kalbini koruması kolaydır. Asıl zor olan, kalbini emanet ettiği insanın açtığı yaraya bakıp hâlâ onu sevebilmektir.
“Ben senin düşmanın değilim. Ben seni seviyorum.”
Belki de Oruç’un en büyük yanılgısı, sevgisini söylemenin Eleni’nin bütün sorularına cevap olacağını sanmasıydı. Oysa Eleni ondan bir kez daha sevildiğini duymak istemiyordu. Sevildiğine inanmakla, o sevginin içinde güvende hissedebilmek arasındaki uçuruma sıkışmıştı. Başını hayır der gibi sallarken reddettiği şey belki de Oruç’un sevgisi değil, sevginin bütün bu yaşananları açıklamaya yetebileceği düşüncesiydi..
#orel