her şeyi olduğu yerde bırakıyorum hiçbir şey olmasın hiçbir yere varmasın kimse gelmesin kimse gitmesin ben de bir süre hiçbir şeyi anlamaya, düzeltmeye ya da oldurmaya çalışmayayım
uyumak zorundasın. gözlerini kapattığında peşinden gelen o kabusları görmezden gelmek, zihninin sana tekrar tekrar hatırlattıklarını susturmak, düşüncelerinin sesini biraz olsun kısmak zorundasın. kalbin hâlâ dünün içinde bir yerde sıkışıp kalmış olsa da geceyi bitirmek zorundasın. çünkü zaman sen hazır olana kadar beklemiyor. gece geçiyor, sabah oluyor ve sen, hiçbirine hazır hissetmesen bile, yeni bir güne uyanmak mecburiyetindesin.
ama yemek yemek sanki kaşık dolusu cam yutmak gibi
nefes almak sanki ciğerlerime diken doluyormuş gibi
uyumak düşüncelerimin içinde boğulmak
uyanmak aynı acıya yeniden doğmak gibi
ve yaşamak kırılmış kemiklerle dimdik yürümeye çalışmak gibi
“Yalnız olmadığımı hissettir bana. Ben varım, de. Bütün dünya senin üstüne gelse ben varım, korkma de. Beni bütün dünyanın üstüne tek başına yürümek zorunda bırakma.”