AKP milletvekilinin diploması sahte çıktı…
AKP Milletvekili Nimet Özdemir’in mezun olduğunu iddia ettiği Conley Üniversitesi’nin dünyanın hiçbir ülkesinde tanınmadığı ortaya çıktı.
♦️Üniversitede herhangi bir akademisyen çalışmıyor.
▫️Üniversite dünyanın hiçbir yerinde tanınmıyor. Pakistan bile tanımıyor.
♦️Yükseköğretim Kurulu tarafından AKP’li Vekil Nimet Özdemir’in diploması geçersiz sayılıyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına delilli, belgeli ihbarda bulunuyorum ve soruyorum!
Bu araç tahsisi yasal mı? ⬇️
Plaka: 34 BGC 830
Marka: Volkswagen Passat
Motor no: DFG478828
Şase no: WVWZZZ3CZJE156024
Tahsis başlangıç: 14.05.2018
Tahsis bitiş: 06.03.2019
Tahsis süresi: 295 gün
Tahsisi yapan: AKP dönemi İBB
Tahsis yapılan: AKP İstanbul İl Başkanlığı
Yasadışı tahsise ait aracın;
🔴Plaka
🔴Marka
🔴Model
🔴Tahsis tarihi
🔴Teslim tarihi
🔴Aracı teslim edenin
🔴Aracı teslim alanın
Bilgilerini gösteren resmi belgeyi paylaşıyorum.
Hatta motor ve şase numaralarını da paylaşıyorum.
Daha başka hangi delili sunayım?
Siyasi partiler kanununa göre;
Bu araç tahsisi, açık ve net yasa dışıdır❗️
Tümüyle kamu zararıdır❗️
Derhal gereğini yapınız!
İşte delil⬇️
Butlancılar diyor ki;
Anayasa değişikliğine Evet diyeceğiz!
Bu bile durumun vehametini gözler önüne seriyor!
Bu kimin işine geliyorsa Butlan ona hizmet ediyor!
Ciddi kararlar alma zamanı yaklaşıyor
Arkadaşlar,
Herkese destek olan Twitter( X)’ın profesörü @Profesorfacia_ yı susturabilmek için 350 bin takipçili ana hesabını erişime kapattılar.
El birliği ile yeni hesabını duyuralım, eski takipçilerine kavuşturalım mı?🙏
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz
KURULTAY KONUSUNU SON KEZ HERKESİN ANLAYACAĞI ŞEKİLDE TEKRAR ANLATALIM.
CHP’nin 38. olağan, 21. ve 22. olağanüstü, 39. olağan kurultaylarının İstinaf mahkemesince mutlak butlan sebebiyle ve bütün sonuçlarıyla birlikte iptaline karar verildi.
Bu karar temyiz edildiği için kesinleşmedi. Tedbir kararında ise bu kurultaylar hakkında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu duruma göre karar yargıtayca onanıp kesinleşinceye kadar 2025 yılı Kasım ayında yapılan olağan kurultay bütün sonuçlarıyla hukuki varlığını devam ettiriyor.
Öte yandan tedbir kararında olağan ya da olağanüstü kurultay yapılıp yapılmayacağı konusunda da bir sınırlama da yoktur.
Ancak 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunun 14. maddesi hükmüne göre büyük kongre (kurultay) son olağan büyük kongrenin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe büyük kongre yapılamaz.
CHP’de kurultay süreci başlatılmasında hiç bir hukuki engel yoktur. Ancak karar henüz kesinleşmediği için Kasım 2025 de yapılan kongre halen geçerli olduğundan yukarıdaki madde hükmü gereğince bu tarihten sonraki iki yıldan önce yani Kasım 2027 den önce kurultay toplanamaz.
Kasım 2027 yılına kadar Yargıtay, butlan kararını onarsa karar kesinleşir ve 2025 yılındaki kurultay hükümsüz kalacağından iki yıllık süre sınırı ortadan kalkar.
Olağanüstü kurultay toplamak için süre sınırı yoktur, hiç bir hukuki ve yasal engel de yoktur, tedbir kararında da bu konuda bir düzenleme bulunmamaktadır. Butlan kararının kesinleşmesini bekleme zorunluluğu da yoktur. İstenildiği zaman usulüne uygun çağrı yapmak suretiyle olağanüstü kurultay toplanabilir.
Konu bu kadar basit ve nettir.
SAYIN ADALET BAKANI ÇOK GÜZEL SÖYLEDİ, ANCAK AKLIMIZA DA BİR SORU DÜŞÜRDÜ!
Tanınmış iş insanı Rahmi Koç, İzmir Amerikan Hastanesi’nin açılış töreninde içinde bir kürt kadın olan fıkra anlatmış.
Bu fıkra ile “halkın bir bölümünü alenen aşağılama” suçundan Rahmi Koç hakkında soruşturma açıldığını kamuoyuna Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu.
Adalet Bakanı açıklamasında “…… adaletin terazisi kimsenin servetine, ünvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur …..” ifadelerine yer vermiştir.
Hayatının 40 yıldan fazlasını hukuk ve adalet uğruna harcamış biri olarak sayın bakanın hep duymak istediğim bu sözleri beni ziyadesiyle memnun etmiştir.
Sayın Bakana bu çok güzel ve iddialı sözlerinden sonra şu soruyu sorma ihtiyacı doğmuştur:
Adalet terazisi, her partiye mensup olan kişiler hakkındaki iddialar bakımından da herkesi eşit olarak tartabilecek midir?
Mesela İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 2019 yılında geçmiş yönetimlerin yolsuzluklarına ait yaklaşık 50 civarında suç ihbarı dosyası hazırlanmış ancak bu dosyaları içişleri bakanlığı “biz soruşturcağız” diye alıp götürmüş idi. Bu dosyalar hakkında bir gelişme olup olmadığı kamuoyuna yansımamıştır.
Keza Ankara Büyükşehir Belediye başkanı Mansur Yavaş tarafından geçmiş dönem belediye başkanı Melih Gökçek hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı‘na yaklaşık 100 ayrı dosya ile suç duyurusunda bulunmuş idi. Bu suç duyurularıyla ilgili olarak da bir gelişme olup olmadığı kamuoyuna yansımamıştır.
Sayın Adalet Bakanı, ADALET TERAZİSİ;
Bu dosyalarla, yargılaması devam eden bir çok belediye başkanı hakkındaki dosyaları mensup oldukları partiye bakmaksızın eşit olarak tartabilecek mi?
Bu dosyalarda suçlananlar hakkında da aynı uygulamaların yapılmasını sağlayabilecek mi?
#varolusgunlukleri@ecapa_aklinizi
Bir ülkenin çöküşü her zaman gürültüyle başlamaz. Kimi zaman bir üniversite sıralamasında sessizce düşer. Bir laboratuvarda ışıklar daha erken kapanır. Bir hocanın odası boşalır. Bir öğrencinin gözündeki merak, sınav sisteminin dar koridorlarında yavaşça söner.
ODTÜ’nün 85’inci sıradan 801’e,
Boğaziçi’nin 139’dan 601’e,
İTÜ’nün 165’ten 801-1000 bandına düşmesi... sadece akademik bir veri değildir.
Bu, memleketin akıl damarlarında yaşanan tıkanmadır. Çünkü üniversite dediğin yer yalnızca diploma veren bina değildir; bir ülkenin geleceğiyle yaptığı en ciddi sözleşmedir. O sözleşme bozulduğunda, geriye yalnızca kalabalık sınıflar, yorgun hocalar, ezbere sıkışmış öğrenciler ve kendine güvenini kaybeden bir toplum kalır.
Ekonomi bozulur, yeniden toparlanabilir. Para yanar, yeniden kazanılır. Sistem çöker, değiştirilebilir. Hukuk yara alır, irade varsa onarılabilir. Ama eğitim başka bir şeydir. Çünkü eğitim, insanın içindeki zamanı biçimlendirir. Bir çocuğun merakını, bir gencin düşünme biçimini, bir toplumun hakikatle kurduğu bağı şekillendirir. Yanlış verilen eğitim sadece bugünü bozmaz; yarının aklını da sakatlar.
Üniversiteden mezun olmuş birine dönüp “Senin eğitimin eksikti, baştan başlayalım” diyemezsin. Liseyi bitirmiş bir genci yeniden çocukluğuna gönderemezsin. İnsan ömrü geri sarılan bir kaset değildir. Kaybedilen her yıl, yalnızca takvimden kopan bir yaprak değil; zihinden, hayalden, üretimden ve karakterden eksilen bir parçadır.
Asıl mesele sıralama kaybetmek değil. Asıl mesele, düşünmeyi öğretemeyen bir düzenin insanı sadece yarışmaya, ezberlemeye ve hayatta kalmaya zorlamasıdır. Oysa eğitim insanı özgürleştirmelidir. Soru sormayı, itiraz etmeyi, bağ kurmayı, üretmeyi, yanılmayı ve yeniden denemeyi öğretmelidir.
Bugün Türkiye’nin en derin yarası bütçe açığı değil, bilinç açığıdır. Çünkü ekonomi kasadır, hukuk terazidir, siyaset sahnedir; eğitim ise insanın kendisidir. İnsan bozulduğunda bütün sistemler eninde sonunda aynı karanlığa düşer. Bir ülkeyi gerçekten ayağa kaldırmak istiyorsan önce sınıfa bakacaksın. Orada ışık yoksa, gerisi sadece dekor olur.
@ozturkyilmazYP@nasuhmahruki Kızılay meydanında şu mesajınızı çığırsanız da, duymaz...!!! Duyamaz, duymaması gerekir, duyarsa hem kendisi hem de çevresi için büyük sıkıntı olur...!!! #HemenSeçim
Recep Tayyip Erdoğan!
Sana diyorum! Öle ortalıkta efelik yapıyorsun ya!
Herkesin konuşmaya yüzü var senin yok!
Mevlüt Çavuşoğlu’nun dokunulmazlığını kaldır hadi!
Yargıya teslim et!
Dışişleri Bakanlığını ticarethane olarak kullanmıştı! 3 yıl önceki açıklamalarım ortada! Haklı çıktım!
Vize satıyor; ofisler kurmuş dediğimde işlem bile yapılmamıştı!
Bu şahsın mal varlığına el konulmalıdır!
Ayrıca, Fetö iltisakı konusunda Alanya Ticaret Odası Başkanı dinlenmelidir! Fettullah Gülen’e gitmişler! Poliste verilen ifade incelenmelidir! İfadeyi alan ve sonra sürgün edilem polisler dinlenmelidir!
Kardeşinin şüpheli ölümü de araştırılmalıdır! Bazı yetkilerini almış ve olay o nedenle olmuş iddiası var! Cevap vermelidir!
Mevlüt! çekirge bir sıçrar iki sıçrar! Bakalım bu defa da yırtabilecekmisin!
Dostlar, ana hesabım kısa süre önce “şiddet söylemi” gerekçesiyle 7 günlüğüne kilitlenmişti.
Sebep olarak gösterilen tweet şu:
“Sonunda benim gibi 40 yıllık dinsize bile amin dedirteceksin.”
Evet, yanlış okumadınız. Algoritma bu ifadeyi “şiddet söylemi” olarak değerlendirmiş. Oysa konuşmanın konusu tamamen siyasiydi; ana mevzu Kılıçdaroğlu’ydu.
İtiraz yazdım. Hesap 3 gün sonra (bugün) sessiz sedasız açıldı. Ama ne bir açıklama geldi, ne bir e-posta, ne de bir özür.
Yani anlayacağınız, burada ipin ucu tamamen algoritmanın elinde. Bugün varız, yarın yokuz.
Bu yüzden bir yedek hesap açtım: @I__Legend_
Bir gün bu hesap da kilitlenir ya da kapanırsa, oradan beni takip edebilirsiniz.
@av_gundogan Adliyeye gidemeyen bari https://t.co/h5KRuAwcD8 üzerinden Cimer vasıtasıyla göndersin dilekçesini. Bu kadar da hazırcı olmayalım. Haydi Türkiye, haydi tüm emekli kardeşlerim, abilerim ve ablalarım.
@ozturkyilmazYP Değerli başkanım; CHP'ye ve dolayısıyla milletin iradesine yapılan şu konulara da değinir misiniz lütfen? Çok fazla kakafoni var zira... İçeriden birisi olarak konuları bir açıklar mısınız?