Interstellar filmini izlediyseniz, filmde şöyle bir ima vardır: Hayatta karşınıza çıkan işaretlerin, aslında gelecekteki benliğinizin size gönderdiği birer uyarı olduğu anlatılır. Bu yüzden, iç sesiniz bazen “bir şey doğru değil” diyorsa, bu hisse mutlaka güvenin.
Türkiye, en karanlık döneminden çıkmaya hazırlanıyor. Bambaşka bir ülke olmadan önce de en çetin sınavını yaşıyor. Sınav, etik/ahlak ve legitimasyon/meşruiyet alanında. Sınavı, ideolojik Sağ (islamcılık ve milliyetçilik) kaybetti, şimdi 'Yeni Türkiye'yi kuracaklar arasına sızmış olan eski Sağ ve etik sorunlular kaybediyor.
Türkiye siyaseti, baştan ayağa sınavdan geçiyor ve yakın geleceğe kimin kalıp kimin köyüne döneceğine devran karar veriyor.
Şimdi çok "uçuk" gelebilir ama 'Kamucu (Sol)' bir iktidar geliyor. Önümüzdeki beş yıl içinde Türkiye'yi tanıdığını sanan kimse Türkiye'yi tanıyamayacak gibi görünüyor. Politika esnafı ve bürokrasi, halkın gözü önünde bu sınava giriyor çıkıyor.
Türkiye'de demografi ile birlikte yeni bir 'Kuşak Değişimi'nin yaşanacağı süreç sonunda, Türkiye'nin tüm kurumlarının ve siyasi topografyasının tamamen değişimi, onyıllar sürmeyecek gibi görünüyor. Halk, olanları dikkatle izliyor ve halkın nabzını tutanlar da halkın etik bozulmayı izleyişini ve yargılayışını izliyor.
Halkın ağırlıklı olarak Eski Türkiye'nin ideolojik Sağ'ını çoktan aştığını, yeni neslin Eski Türkiye ile bağının kalmadığını, bundan sonra siyasi etik/legitimasyon sorunu olanların ve arkasından işler çevirenlerin Türkiye siyasetinde var olamayacağını gören siyasiler de olacak/oluyor ve halk geleceği belirlemeye hazırlanıyor.
Albert Einstein'a atfedilen yanlış bir söz vardır ve mealen, "değişmeyen bir eylem veya yöntemle farklı bir sonuca ulaşmanın mantken imkansız" olduğunu söyler. Bu söz, sadece kendi içinde kapalı kısa bir süre zarfındaki eylemler için geçerlidir. Zaman değişince, aynı eylemler de farklı sonuçlar üretir, bunun için süreç içinde paradigmaların değişmesi ve zaman kalitesinin başka telden çalmaya başlaması gerekir. Hiçbir şey sonsuz değildir. Değişmeyen tek şey de değişimdir.
Türkiye, artık bir dönemin sonuna gelmiş bulunuyor. Eski Türkiye'yi sürdürmek, ne yeni ne de eski yöntemlerle mümkün. Nasıl tüm gücüne ve haşmetine rağmen imparatorluklar bile sona eriyor, yeni yapılar ortaya çıkıyorsa, modern Türkiye'nin 1950'lerden beri süren muhafazakar/milliyetçi Sağ dönemi de ilelebet sona eriyor...