gece bazen insanın içine işleyen bir sertlik bazen de en saklı hislerine dokunan bir yumuşaklık kıyılarla bilinmezlikler arasında uzayıp giden bir yolculuk
Keşke hayat bize incitmeyen şeyler verseydi
Keşke bıçaklar yerine güller ekseydi
Keşke ondan sadece incir ve meyve isteyen
Bir garibin haline merhamet etseydi
Ben hâlâ Mahmud Derviş’in anlattığı o labirentte aynı bekleyişin içindeyim
“İtiraf ediyorum, beni başlangıcıma ve sonuma geri götüren, hiçbir sabah buluşamadığımız bu uzun hayalden yoruldum.”
Sadettin Ökten:
— Sevebilme ve inanabilme, bunlar kalbin iki tane mühim kabiliyetidir, yeteneğidir. Yani bizi dinleyen dostlar mutlaka biliyorlardır ama hatırlatmakta fayda var; kalplerini muhafaza etsinler. Sevebilme ve inanabilme yeteneklerini zayi etmesinler.
— Bu ne demek? Sevilmeyecek şeyleri sevmesinler. İnanılmayacak şeylere inanmasınlar.
— Nasıl bir varlık sizi aldatmaz? Nasıl bir varlık hep sizden daha ötede, ona tabi olmanız sizi üzmez, kırmaz, rencide etmez diye düşünmeniz lazım. Nasıl bir varlığı sevmelisiniz ki kalbinizde en küçük bir pişmanlık olmasın? Buradan yola çıkarsanız karşınıza Yunus çıkıyor.