gerçekten çok merak ediyorum. bir sorun varken kaygılanmamak ya da bir sorun yokken bile kaygılanmamak, beyninin durmadan senaryolar üretmemesi, yaşamayı tam anlamıyla becerebilmek nasıldır acaba?
iran sinemasının her filminin travmatik olması ve hep gercek dertler barındırması ama herkesin iskandinavların yapay burjuvazi dertlerine relate etmesi üzerine tez yazmak istiyorum
kardesinle dovusmek inanilmaz bi olay ya… normalde ne kadar iyi insanlar oldugunuzdan bagimsiz olarak inanilmaz pislesiyosunuz, kimsede empati, merhamet, anlayis yok, sadece birbirini mahvetmeye calisan iki kisi… bi de 5 dk sonra hicbir sey olmamis gibi takiliyosunuz cok garip
sylvia plath’in “asla olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım, kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim” dediği yerdeyiz
25i aştığım gibi gelen bu hadsiz konfor merakı ne ya. yumuşak olmayan kıyafet giyemem uzun sırayı beklemem. burdan gidiyorum HAMUR İŞİ yiyeceğim. battaniyem peluş olacak çayım yanımda duracak. pijamam TAKIM olacak mınakoyim anlaşıldı mı
bu gidikkiz contenti performative male gibi yiyebileceginiz bir sey degil. gercek gidik kizlar disaridan random insanlar olarak gozukuyor ztn. my culture is not your costume.