@BetulGozel4810 Sanatçıyı aşevi,okul binası diye yargılamak, bir filozofa “kaç bina dikti?” diye sormak kadar sığ bir yaklaşım. Sanatcı topluma borcunu eserleriyle,DURDUĞU YER ile öder.Evet geriye dönüp baktığımızda adını yazdığınız sanatcılarımızın eserlerini göreceğiz.Var mı sizin eseriniz?
Kılıçdaroğlu X-Twitter dahil sosyal medya kullanmayan, gazeteleri dijitalden değil, kâğıttan okuyan biri. Dar bir çevre ile iletişim halinde. Öfke yarattığını farkında ama öfkenin boyutunu ölçemiyor.
CHP’de koltuk edinemediği için mutsuz olup onu görenler “kurtar bizi başkanım” dedikçe o CHP’deki gücünü olduğunun üzerinde görüyor.
Önceki gün yayınlanan videosunun çok ses getirmesini, CHP tabanının hâlâ kendisini sevmesinin bir delili sayıyor. Ona diyorlar ki 4 milyon kez görüntülendi, binlerce yorum yapıldı.
Olanı biteni doğru yorumlayacak durumda da değil. Bu haliyle basiretini tümüyle kaybetti. ‘Kılıçdaroğlu’cular tarafından kullanılmaya başladı.
@kilicdarogluk Kemal bey, elbette videonuzu bu ülkenin her yurtsever, vicdanlı insanı değerlendirecektir.
Size tek söz yok artık.
Ancak basit bir soru:
Seçimden önce hakkınızda montaj videoları kimler üretti ve servis etti?
Peki bugün, CHP’ye operasyon yapanlar/yaptıranlar kim/kimler?
Hiç şüphe yok, yakın zamanda birlikte göreceğiz.
CHP’ye butlan, birilerine “şutlan” olacak; demokrasi/hukuk geri kazanılacak.
Kararı da millet verecek, hiçbir güç milletin kararının üstüne çıkamayacak.
Butlan kararını vereni/destekleyeni ise tarih, hak ettikleri yere yazacak.
Bugün alınan hukuksuz butlan kararı çok açık bir siyasal darbe girişimidir.
Adalet Bakanı’nın açıklamaları, kararın gerçek adresini de ortaya koymuştur. “Yargı kararı” söylemi bir hukuk görüntüsü yaratma çabasından ibarettir.
Butlan saldırısıyla yürütülen siyasal operasyon sürüyor ve sürecek. Çünkü iktidar, varlığını sürdürebilmek için ülkeyi gerilime sürüklemekten, yargıyı, bürokrasiyi ve devletin zor aygıtlarını kullanarak halkın iradesini teslim almaya çalışmaktan geri durmamaktadır.
Hedef alınan yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi değil; halkın değişim iradesi, demokrasi talebi ve CHP’nin iktidar yürüyüşüdür.
Bu nedenle bütün partililerimiz ve yurttaşlarımız şunu unutmamalıdır: Bu sürecin senaryosunu yazan da, siyasi fail de iktidardır. Öfkemizi yanlış adreslere akıtmayacağız. Tali tartışmalarla oyalanmayacağız. İktidarın saldırılarını meşrulaştıran hiçbir çizgiye geçit vermeyeceğiz.
Parti içi sorunlarımızı çözmek adına olsa bile iktidarı yardıma çağırmak, onun müdahalesini meşrulaştırmak ya da desteğini kabul etmek kabul edilemez bir teslimiyet anlayışıdır. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin hiçbir döneminde vesayetle hizaya sokulmadı; bugün de sokulamayacaktır.
Eski alışkanlıkları, düzen içi siyaset kültürünü ve boyun eğen anlayışları aşacağız. Tüm baskıları; örgütlü halk gücüyle, dayanışmayla, demokrasiye olan inancımızla ve politik kararlılıkla yeneceğiz.
Boyun eğmeyeceğiz.
Dağılmayacağız.
Kenetleneceğiz.
Ve güçlenerek iktidar yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.
CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez
İktidar CHP yönetimini değiştirdi!
Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu.
CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce alındığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez.
Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir.
Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.
CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.