Her şeyi konuşarak çözmeye çalıştığım dönem kapandı. Bazı şeyler konuşulmaz; insan sadece görür, anlar ve mesafesini değiştirir. Artık açıklamıyorum. Sessizliğin de bir dili var.
Gün içerisinde herkesle ayrı bir tartışma yaşayıp akşam olunca “insanlardan biraz uzaklaşayım” diye eve dönüyoruz. Sosyal hayatımız mükemmel ilerliyor.
Hevesinin kaçması bazen çok dinginleştiren bir şey. Duruyorsun. Sakinsin. Hareket etmek istemiyorsun o konuya dair. Kendini çekiştirmiyorsun. Zorlamıyorsun. Öyle bir noktadayım.
Bazı insanlar, işkolikliklerini bir meziyet gibi sunarken, bulundukları pozisyonu toksik tavırlarıyla gölgeler; sürekli şikayet eden, olumsuzlukla beslenen bu yapılar, çalışma ortamının enerjisini hızla tüketir.
Bu ülkede hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve millet iradesini savunan herkes bilmelidir ki, seçilmiş bir belediye başkanına yönelik bu girişimler asla ama asla kabul edilemez. Dün diploma iptali, bugün sabahın erken saatlerinde Ekrem Başkanımızın evinin önüne yığılan polisler ve ekibine yönelik gözaltı işlemleri… Bu tablo, hukuk devletine yakışmıyor.
Gözaltı nedeni belli olmasa da; Daha önce adliyeye gidip ifade veren bir belediye başkanını, bugün koştur koştur gözaltına almak neyin göstergesidir?
Eğer gerçekten adaleti arıyorsanız, önce hukukun temel ilkelerine sadık kalınmalıdır.
Bilinmelidir ki, milletin iradesine yapılan hiçbir müdahale karşılıksız kalmaz. Hukuk dışı yöntemlerle, baskılarla, tehditlerle yapılan bu uygulamalardan en büyük zararı demokrasimiz görecektir. Ancak biz susmayacağız!
Hiç kimse de unutmasın: Ekrem Başkanımız yalnız değildir!