Türkiye’de çocuklar okula, yetişkinler ise işlerine 10 yıldır 'Kalıcı İleri Saat Uygulaması' nedeniyle karanlıkta gidiyor.
Bunun asıl sebebi kalıcı saate geçmek değil.
• Asıl sebebi: Türkiye'nin kalıcı saate geçerken saati en doğunun da doğusunda kalan 45. doğu meridyenine sabitlemesi.
• Türkiye kalıcı saati 30. doğu meridyenine sabitlenseydi, hem doğudaki hem batıdaki çocuklar kış aylarında okula gün aydınken gidebilecekti.
• İngiltere benzer bir uygulamayı denedi ancak özellikle çocukların gün aymadan okula gitmesinden doğabilecek sorunlar nedeniyle vazgeçti.
Türkiye ise 10 yıldır bu uygulamaya devam ediyor.
Gerekçe olarak da 10 yılda toplamda: 400 milyon TL tasarruf edildiği iddia ediliyor. Bu tasarrufu neredeyse hiçbir bağımsız kuruluş doğrulamazken,
Aynı zamanda Türkiye:
• Sayısız vakfa 100 milyonlarca TL aktarıyor.
• TL’nin değer kaybını önlemek için çıkardığı KKM sistemi nedeniyle 60 milyar dolar zarar ettiği belirtiliyor.
• Bu, kalıcı ileri saat uygulamasından iddia edilen tasarrufun yaklaşık 150 katı zarar anlamına geliyor.
• Ancak yetkililer tasarrufa, vakıflar ve yanlış politikalardaki zararları azaltmak yerine Türkiye’nin geleceği olan çocukların üzerinde olumsuz etki yaratabilecek bu uygulamadan başlıyor.
NOT: Türkiye kalıcı saate geçmedi, kalıcı ileri saate geçti.
• Sorun kalıcı saate geçmek değil. Kalıcı saate geçmenin olumlu yönleri var ancak kalıcı ileri saat Türkiye gibi doğusu ile batısı arasında saat farkı olan ülkeler için olumsuz etkilere sahip.
• “Diğer ülkeler de artık bunu istiyor” gibi söylemler olursa, umarım aradaki farkı anlatabilmiş olurum. O nedenle bu videoyu; paylaşıp, beğenmeniz çok değerli olur.
Binlerce kişinin ehliyet sınav sonuçları e-imza kopyalanarak yükseltilmiş. Gerçekten devletin çivisinin çıktığını gözler önüne seren skandal ile karşı karşıyayız. @muratagirel haberi.
Fatih Altaylı’nın evinin önüne pankart asan kişilerin geldiği araç tespit edildi. Araç Başakşehir ilçesine ve Ö.F.T. adına kayıtlı. Açık kaynaklarda aynı isim iki farklı kişiyle eşleşiyor: Biri AKP Başakşehir teşkilatında görevli, diğeri dini bir vakfın İstanbul dışındaki şubesinde yetkili.
Elbette kimlikleri ve bağlantıları ortaya çıkacaktır. Ama asıl mesele şu:
Fatih Altaylı’nın ev adresine bu kişiler nasıl ulaştı?
Bu kişisel veri kim tarafından, hangi amaçla servis edildi?
Gazetecilerin evlerinin, ailelerinin bilgileri kimlerin elinde dolaşıyor?
Bugünkü yazım
@ajansfenercom Soru 1: Bu anket katilimcilari kongre uyeleri mi?
Soru 2: 30-35 dilimi, kongre uyeleri icinde %kaç?
Bu oran düşük ise, bu söylem de algı/sinyal demektir.