BEN DE İTİRAFÇI OLMAYA KARAR VERDİM
Kılıçdaroğlu'na, iki ay önce Özgür Özel'e yönelik yapılması planlanan operasyonla ilgili 1 milyon 500 bin dolar, 500 bin TL ve 20 milyon liralık çek verdim. Bu parayı, bu bayramda eşimle birlikte arabayla Trabzon'dan Rize'nin Çayeli ilçesine giderken Çayeli Vatan Çay Fabrikasına yakın yol kenarında bekleyen bir kişiye teslim ettim.
Bu kişiyi tanımıyorum. Ancak orada olacağını bana söyleyen kişi Gürsel Tekin'dir. Konum, saat ve tarih bilgilerini de yaklaşık 6 ay önce Ankara'da bulunduğum sırada sözlü olarak bana iletmiştir.
Yukarıdaki yazı ironi amaçlı yazılmıştır ⤴️
Türkiye'de hukuk şu anda maalesef bu şekilde işliyor.
Yukarıdaki örnekte geçtiğim yerler gerçektir. Baz kayıtları ve baz eşleştirmeleri de çıkarılabilir. Hatta Ankara'ya gidiş gelişlerimi biraz zorlasanız, Gürsel Tekin ile yakın zamanlarda aynı bölgelerde bulunduğum anlar da bulunabilir. Ama aynı partiden bir genel başkan, milletvekili ya da belediye başkanı söz konusu olduğunda, bu tür bağlantılar çok daha rahat kurulup "delil" gibi sunulabiliyor.
Bu yöntemler, FETÖ'nün yıllarca kullandığı yöntemlerdir. Ergenekon ve Balyoz davalarında "Biz bu davaların savcısıyız", "Zekeriya Öz'ün heykelini dikeceğiz" diyenler ve yıllarca FETÖ ile yol yürüyenler, bugün aynı yöntemleri kullanmaktadır. Bu yöntemleri de zaten FETÖ'den öğrenmişlerdir.
Ortada gerçekten bu kadar büyük paralar varsa, asıl sorulması gereken soru şudur: Bu para verenler bu parayı nereden çekti ve nasıl temin edildi? Ancak nedense kimse bunu konuşmuyor.
Özgür Özel'in mutlak butlan süreci ve sonrasındaki kumpas girişimlerine rağmen geri adım atmaması, Kemal Kılıçdaroğlu'na ne parti tabanından ne de toplumdan beklenen desteğin gelmemesi nedeniyle yeni bir operasyon sürecine geçildiği görülüyor.
Yakında Özgür Özel ve Veli Ağbaba'nın dokunulmazlıklarının kaldırılması ve cezaevine gönderilmeleri yönünde girişimlerin gündeme gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Amaç, seçilmiş CHP yönetiminin direncini kırmak ve daha rahat hareket edebilmektir.
Daha da dikkat çekici olan ise, Adalet Bakanı'nın yakın zamanda Muhittin Böcek hakkında "İtirafçı olacak ama zamanı var" şeklindeki açıklamasıdır. Bu ifade bile başlı başına birçok soru işaretini beraberinde getirmekte ve süreçlerin ne kadar siyasi bir zeminde yürüdüğüne dair tartışmaları güçlendirmektedir.
Türkiye'nin içinde bulunduğu bu tablodan çıkışın yolu, halkın örgütlü mücadelesinden geçmektedir. Tarihsel ve toplumsal dönüşümler incelendiğinde, değişimin temel gücünün halk olduğu görülmektedir. Bu nedenle çözüm, halkın demokratik iradesini ve örgütlü gücünü büyütmesindedir. Bu sebeple Özgür Özel'in önünde tek seçenek vardır. Halkla beraber tüm halkları içine katan bir mücadeleyi başlatmasıdır.
AKP Terme Belediye Meclis Üyesi olduğu iddia edilen rümeysa eker adındaki bir şahısın kullandığı bu ifadeler halkı alanen kin ve düşmanlığa tahrik suçudur.
Kemalist bir vatansever olarak şikayetçiyim!
@adalet_bakanlik@abakingurlek@TC_icisleri@mustafaciftcitr@EmniyetGM
17-25 Aralık'ta evinden 7 tane kasa, 2 tane para sayma makinesi çıkan Muammer Güler'e soruşturma yok,
Reza Zarrab tarafından kendisine 30 milyon dolar rüşvet verildiği söylenen Zafer Çağlayan hakkında soruşturma yok,
Bizzat kendi partilisi Bülent Arınç tarafından Ankara'yı fetö'ye parsel parsel sattığı söylenen Melih Gökçek hakkında soruşturma yok,
SPK başkanı kocasıyla rüşvet ağı kuran, hakkında 213 tane suç duyurusu olan Zehra Taşkesenlioğlu hakkında soruşturma yok,
Kendi bakanlığına kocasının şirketi üzerinden piyasa değerinin 4 katına dezenfektan satan Ruhsar Pekcan hakkında soruşturma yok,
Altın kaçakçılığı yaparken enselenen 3 MHP milletvekili hakkında soruşturma yok.
Ama Özgür Özel'e var.
Çünkü hukuk yok.
Çete var.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılaplarını rehber edinen, bu toprakların birleştirici gücü olan Kemalist düşünce yapısına yönelik hakaretler asla kabul edilemez!
AKP’li Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in, milletimizin ortak paydası ve kırmızı çizgisi olan Kemalistlere yönelik sarf ettiği, ahlak ve hukuk sınırlarını tamamen aşan nefret dolu ifadelerini şiddetle kınıyoruz.
Toplumu kin ve düşmanlığa tahrik eden, hakaret ve iftira niteliği taşıyan bu fütursuzca açıklamalar cezasız kalmamalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirleri; bu ülkenin bağımsızlığının, çağdaşlığının ve adaletinin teminatıdır. Hiç kimse, siyasi ikbal veya kişisel hırsları uğruna milyonlarca vatandaşı hedef alarak bu değerlere leke süremez.
Zafer Partisi Gençlik Kolları olarak, bu kirli dilin ve kutuplaştırma siyasetinin karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz.
@adalet_bakanlik
Şu kadar Milletvekili ihraç edilecek.
Belediye Başkanları aranılacak.
İl,İlçe Başkanları görevden alınacak.
Bu delegelerle Kurultay yapılmaz diyerek,imzalar yok sayılacak.
Ekrem İmamoğlu aklansın gelsin denilecek.
Sonra oturup konuşalım öyle mi?
TEK ÇARE KURULTAY.
Gerisi hikaye.
Gazeteci Deniz Uras:
"CHP tabanına sormuşlar, CHP içinde Özgür Özel'i destekleyenler ve Kurultay isteyenlerin oranı %96
Kılıçdaroğlu kalsın diyenlerin oranı %4,
yani %33 CHP oyunun %4'ü yani Türkiye genelinde %1,32"
Bu hesaba göre Kılıçdaroğlu ya kripto Akp'li, ya vatan haini
CHP'li Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu:
"Bakın arkadaşlar, Ferdi Zeyrek o ofisi neden sattı? Neden satmak zorunda kaldı?"
"950 bin euro para almış olsa ofisini neden satmak zorunda kalsın?"
"İhtiyaçtan dolayı satmak durumunda kaldı arkadaşlar. Şimdi o iddia da çöktü.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın bugün Büyükçekmece’de gerçekleştirdiği yürüyüş.
Cuma günü saat 19.30’da Zeytinburnu Adliye Meydanı’nda olacağız.
Kayyuma, Butlana Geçit Yok!
Mehmet Şimşek konuşurken yabancı yatırımcılar gülmeye başlıyor. Mehmet Şimşek güldüğünüzü görüyorum bunları uydurmuyorum diye ifade kullanıyor
Bir ülke adına ne kadar utanç verici durum.