Ülker 'e ait SEÇ Marketlerde
Yerli bir marka ve sanki bizdenmiş gibi
"Bizim Usta" ismi ile çıkan ve piyasaya yayılmayı hedefleyen bu yeni marka Algida 'ya ait olup BOYKOT 'lardan
kaçabilme girişimidir. Bilmeyenlerin öğrenmesi için paylaşalım. 🇵🇸
🔴 Yazar Ömer Faruk Korkmaz, Trabzon Of'ta düzenlenen festivalde ortaya çıkan manzarayı eleştirdi:
- "Of'u Of yapan da sahilde kurulan sahneler değil; asırlardır bu topraklardan yükselen Kur'ân sadâları, medrese halkaları ve ilim ehlinin bıraktığı bereketli mirastır."
- "Girişi 'Âlimler Şehrine Hoş Geldiniz' tabelasıyla karşılanan bir beldede bu zevkusefa manzaraları ruhumuzu yaralıyor."
- "Mesele birkaç saatlik bir eğlence meselesi değildir. Mesele, bir şehrin hafızasının, ruhunun ve temsil ettiği medeniyetin neyi yaşatıp neyi temsil edeceği meselesidir."
Savcılara inanmıyorlar..
Hâkimlere inanmıyorlar..
MASAK raporlarına inanmıyorlar..
HTS kayıtlarına inanmıyorlar..
Gizli tanıklara inanmıyorlar..
Açık tanıklara inanmıyorlar…
Bilirkişilere inanmıyorlar.
İtirafçılara inanmıyorlar.
Güvendiklerimiz koca bir hırsız çıktı diyen Meral Akşener’e inanmıyorlar..
Geçen dönem Cumhurbaşkanı yapmak için can attıkları Kemal Kılıçdaroğlu'na inanmıyorlar..
Barış Yarkadaş'a inanmıyorlar..
Yılmaz Özdil'e inanmıyorlar..
Uşak Belediye Başkanlarına,
Antalya Belediye Başkanlarına,
Manavgat, Şişli Belediye Başkanlarına inanmıyorlar..
-Peki kime inanıyorsunuz?
+Otelde kameraları bantlayıp para kuleleri dikenlere..
-Başka?
+Sarıyer'deki villalara çökene.
Villanın değeri artsın diye İstanbul'lunun parasından 167 milyon lira verip villanın önündeki araziyi kamulaştırana.
-Başka kime inanıyorsunuz?
+1.5 milyar harcayamam diyerek ileri biyolojik arıtma tesisine temel atmama töreni düzenleyene.
-Günlük 60-70 bin araç geçecek diye para harcayamam diyerek 70 dakikalık yolu 5 dakikaya düşüren Levazım Tünelini kapatana.
Bu paralarla yandaşlara Paris,Roma gezileri düzenleyip,buşon parası ödeyenlere..
-Peki kime inanalım,doğru söyleyen kim?
+2019 seçim vaadinde yılda 20 bin,5 yılda 100 bin konutu dönüştürme sözü verdiği halde sadece bir kaç konut yapıp onu da CHP’yi ele geçirmek için delegelere rüşvet olarak dağıtanlara inanalım öyle mi?
(Bunu söyleyen Gürsel Tekin'e de inanmıyorlar)
Eğer sizin inandığınıza inanmamızı bekliyorsanız,siz siyaset ve ideolojinin alanında değil, psikolojinin alanındasınız.
Lütfen psikolojik danışmanızdan randevu alın.
🔴 Altay Cem Meriç:
Üniversitelerde yıllarca sevgili olanlar var, bunlar aslında çoktan karı koca olmuş durumdalar. Sadece biri çıkıp dua edip nikahlarını kıymadığı için sürekli günaha giriyorlar.
Adam dindarlaşıyor, evlenmek istiyor ama babası tutturmuş bir "okul bitsin" hastalığı. Kızla oğlan yıllardır sevgililer, babası dindar olmasına rağmen okul bitmeden evlendirmiyor. İşin tuhafı, birlikte gezmelerine tozmalarına da bir şey demiyor, sorun sadece yüzük takılması. Doğrusu bu baba da hiç normal değil.
Sistemi kuranlara, eğitimi planlayanlara dönüp, "Kardeşim, sen bu gençleri 25 yaşına kadar karma okutuyorsun" diyemiyorlar çünkü bu cesaret ister. Aynı şekilde babaya da çıkıp "Evlendirsene çocuğunu" diyemiyorlar.
Tabii ki güçleri en zayıf olana, yani gence yetiyor. En kolay dövülecek olan yine o oluyor.
22 yaşında bir kızla bir oğlan birbirine doğal bir çekim duyar, bunları aynı ortama koyup başka bir şey bekleyemezsin.
Önce bu sosyal hayatı yeniden düzenleyeceksin ve gençlerin erkenden evlenmesine teşvik edeceksin. Bu yaklaşım zaten toplumu da düzeltir.
MANİFESTTEN SONRA BAŞIMIZA BİR BELA DAHA EGLİYOR... DEMEDİ DEMEYİN...
NEDEN Mİ?
1. Sevgiyi temsil eden 528 Hz varken neden 440 Hz?
2. Her şey “Standard Tuning” dediğimiz müziğin A=440 Hz’e sabitlenmesi ile başladı
3. Alternatif müzik frekansı olan A=444 Hz (C=528 Hz) bastırıldı
4. Müzik aletleri ve sesleri kitlesel histeri yaratmak üzerine akorttandı
5. Işık ve ses, üretilebilen ve ölçülebilen matematiksel frekans değerlerine sahiptir
6. 1. ve 2. Dünya Savaşları arasında müzik frekansları üzerine bilimsel araştırmalar yapıldı
7. İlk çalışmalar Elvis, İngiliz grup British Invaders ve Beatles’la başladı
8. 1. Dünya savaşı sırasında Rockefeller tarafından radyo tekeli kuruldu
9. 1938’de dinleyicilerin duygularını kontrol altına almaya yönelik araştırmalar başladı
10. NBC ve CBS halkın üzerinde deneysel çalışmalar yaptı
11. A=440Hz, petrokimya ve ilaç devleri tarafından 2. Dünya Savaşında kullanıldı
12. Bu titreşimler, beyne özgü duygusal ve sevgisel zihni baskılıyor ve köreltiyor
13. Şeytanın İntervali 440 Hz. dir.
14. Her organa ait özel ses tonlamaları var...
16. Osmanlı da müzikle şifahanelerde tedavi yapılıyordu
‘Müzik ruhun gıdasıdır’ tabiri kulağımıza aşina olduğu kadar yavan değildir aslında. Müzikteki farklı frekanslar insanı mutlu edebilir, rahatlatabilir, sinirlendirebilir ve strese sokabilir. Ses dalgalarının oluşturduğu titreşimlerin su moleküllerini değiştirebildiğini biliyoruz. Vücudumuzun %80’ni suyla kaplı olduğundan, müzikten fiziksel olarak etkilenmemek de çok zor bir durum.
528 Hz içimize huzur verip, bizi iyileştirme gücüne, diğer frekanslar da kendi çaplarında pek çok etkiye sahipken, neden şu anda dinlediğimiz tüm müzikler 440 Hz frekansına ayarlı?
Bastırılan bu frekans, yani “iyi titreşimler” ise her türlü hastalığı ve stresi iyileştirebilecek güçtedir. Ama ne yazık ki önce sansürlenmiş, daha sonra ise standartlar değiştirilerek unutturulmaya çalışılmıştır.
Belli frekans ayarları ve elektromanyetik manipülasyonlarla “bilincimizi” kontrol altına alırken biyolojimizi, psikolojimizi ve davranışlarımızı değiştiriyor.
Yapılan tüm araştırmalar A=440Hz’in insanların kalp ve kuyruk sokumu arasındaki enerji merkezleriyle uyumsuz olduğunu göstermiştir.
K-POP Müzik türü çok tehlikelidir...
Reisin açıkladığı reel sayıya bakın (11 milyon 710 bin Ak Parti üyesi), bir de paylaşımın 2 saatte alabildiği max RT sayısına bakın (1000). Üniversitelerde ders olarak okutulması gereken sosyo-politik bir tablo bu. Lider partinin 12 milyona yakın üyesi var ama sosyal medyası yok.
UYARI / YORUM
12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİM ÜLKEYİ İNTİHARIN EŞİĞİNE SÜRÜKLÜYOR, DERGAL SON VERİLMELİDİR!
12 yıllık zorunlu eğitimi yok etmezseniz, ülkeyi yol edecek dinamitleri döşemiş olursunuz…
• Sosyoloji çöker: Diplomalı işsizler ordusu sosyal yıkımların yaşanmasına neden olur…
• Aile çöker: Evlilik yaşı 30’u aşar, kimse çocuk yapamaz, aile çöker…
• Millet biter: Ailenin çökmesi, nüfusun geriye saymasını, milletin devamını tehlikeye sokmasını ve ülkenin intihara sürüklenmesini getirecektir…
• Toplum çöker: İşsizlik ve ailevî sorunları, toplumu çökmenin eşiğine sürükler…
• Sanayi çöker: Ara eleman bulunamaz, göçmenlerle savaşan partiler bile dışarıdan göçmen ithal etme yarışına girerler…
Lütfen bu ülkenin SAHİPSİZ olmadığını gösterin: Çocuklarımızı kültürel ve entelektüel olarak intihara sürükleyen, ülkemizin geleceğini karartan 12 yıllık kesintisiz eğitime derhal son verilmelidir.
Zorunlu eğitimin kendisi sorunludur ve görüldüğü üzere toplumun temeline döşenmiş patlamaya hazır/anan bir bombadır.
@RTErdogan@Yusuf__Tekin@farukyelkenci@YuksekogretimK
Kim bu çocuklar biliyor musunuz?
Köpek tanrılarına kurban edilen çocuklardan sadece bir kaçı…
Sadece bir kaçı…
‼️Hüseyin kuduzdan kudurarak öldü, acı içerisinde…
‼️Ruken’in sadece kemiklerini buldular…
‼️Mecit; ah Mecit; köpekten kaçarken kamyonun altında kaldı; anne yok baba yok, kuru ekmek yiyerek gün geçiren sahipsiz Mecit, başında feryad eden tek kişi 11 yaşındaki abisi idi…
Öldürene, ölüm şekline göre çocuk seçen omurgasızlar; yurdumda herhangi bir çocuğun diğerinden üstünlüğü yoktur…
Bu masum çocukların hakkı yerde kalmayacak…
Kafanıza kazıyın…
Hamza evlat…
Daha 4,5 yaşında idi…
Evinin önünde oyun oynuyordu Anadolu evladı…
13 tane, keskin dişli, avcı, etçil sırtlandan hallice bir tür tarafından diri diri parçalanıp yendi…
Yetmedi, onu bırakıp okuldan dönen 9 yaşındaki kuzeni Ayaz evladı parçalıyorken aile yetişti…
Hamza evladı babası buldu…
Yarısı yenmiş; kafası, minicik parmakları yenmişti. Evladından geri kalanları kucağına aldı…
Acısı, ızdırabı, yaşadığı şok, travması empatisi namümkün, ne akıl ne yürek dayanır…
Baba da anne de bu dayanılmaz ızdıraba son vermek için göçmek istemişler bu dünyadan…
Bitikler, yaşamıyorlar, yaşayamıyorlar…
Siz kim, çocuk hakkı savunmak kim…
Hamza çocuk değil mi…
Hamza’nın adaletini, hakkını kim arayacak…
Hamza, Ayaz, Eslem, Mete, Mecit, Ruken, Davut, Tunahan, Mehmet, Emir, Enes, Cemal, Talha ve daha nice evlatlar…
Bu çocukların hakkını sizin gibi köpek kutsallayanların saptırılmış merhametine bırakacağım öyle mi!!!
Hadi ordan….
İster alışın, ister alışmayın, mevzu çocuk ise beni/bizi hep göreceksiniz…
Sizin varlığınız değil beni geri çekmek, umrumda dahi değilsiniz…
Her daim, hepinize karşı, dimdik, gram sendelemeden karşınızda oldum, olmaya da devam edeceğim…
460 Milyar liralık sermayesi köpek olan lobiye bayrak açmış biriyim ben, siz kimsiniz!!!
Derdiniz Ahmet evlat olsa idi, ses etmezdiniz ki konu köpek olunca Ahmet evladı da gözünüzü kırpmadan siliyorsunuz…
Bir çocuğun tırnağı milyonlarca köpekten değerlidir…
Ne milyonlarcası; milyarlarca köpekten değerlidir…
Dağılın şimdi…
#MinguzziYasasıHemenŞimdi
Kabataş derece yapınca “gurur”, Galatasaray Lisesi derece yapınca “başarı”…
Kartal Anadolu İmam Hatip derece yapınca ise “Acaba?”
Sorun okulda değil, bazı zihinlerdeki önyargıda.
Emeğe saygı, ideolojiye göre değişmemeli.
Tebrikler arkadaşlar.
🔴 Yusuf Kaplan:
Buradan ATV televizyon kanalının yöneticilerine sesleniyorum: O iğrenç kadın kuşağı programlarını kaldıracaksınız! Kaldırmazsanız sizin yakanıza yapışacağım Rabbimin huzurunda!
Almanya'da sokakta başıboş köpek yok.
Peki nasıl oluyor bu iş?
Bir sihirbazlık numarasıyla mı?
Hayır. Tamamen "acımasız" diyebileceğimiz kadar katı kurallar, tavizsiz denetimler ve ağır bedellerle...
Gelin, şu işin somut verilerine, o çok merak edilen Alman sisteminin detaylarına bir bakalım.
BİR: KÖPEK DEMEK, VERGİ DEMEK (HUNDESTEUER)
Almanya'da köpek sahiplenmek, belediyeye her yıl tıkır tıkır vergi ödemek demektir. Öyle sembolik bir rakamdan bahsetmiyorum. Şehre göre değişir ama sıradan bir köpek için yıllık 100 ile 180 Euro arası bir vergi ödersiniz.
İkinci köpeği mi aldınız? Vergi katlanır.
Daha bitmedi! Bir de "Listenhunde" yani tehlikeli ırklar listesi var. Eğer bu listeden (örneğin Pitbull, Staffordshire vb.) bir köpek beslemek isterseniz, yıllık verginiz bir anda 800 hatta 1000 Euro’lara fırlar. Neden? Çünkü devlet açıkça "Bu köpeği almanı istemiyorum, alırsan da lüks tüketim bedelini ödersin" der.
İKİ: ÇİP, KARNE VE MUTLAK KAYIT
Almanya'da "benim köpeğim kimliksiz yaşasın" diyemezsiniz.
Sadece vergi dairesine kayıt yetmez; hayvanlar TASSO gibi ulusal veri tabanlarına da kaydedilir.
AB Evcil Hayvan Pasaportu (Heimtierausweis) zorunludur. Tüm aşıları bu karneye işlenmek zorundadır. Kaçak göçek köpek bakamazsınız. Her köpeğin devlette bir adresi, bir nevi kimlik numarası vardır.
ÜÇ: BİRİNİ ISIRIRSA YANDINIZ (SCHMERZGELD)
Diyelim ki köpeğiniz birini ısırdı veya yola atlayıp bisikletli birini düşürdü. "Köpektir, olur öyle" deyip geçemezsiniz. Anında dava açılır ve "Schmerzgeld" yani "acı ve ıstırap tazminatı" ödemek zorunda kalırsınız.
Çok uç bir örnek vereyim mi?
Diyelim ki köpeğiniz parkta yürüyen bir cerrahın elini ısırdı ve adam mesleğini yapamaz hale geldi. Veya bisikletli biri köpeğiniz yüzünden kaza yapıp felç kaldı.
Geçmiş olsun.
Ödeyeceğiniz tazminat hastane masraflarıyla bitmez; o adamın ömür boyu kazanamayacağı maaşı da sizden tahsil ederler. Rakamlar 50 bin, 100 bin Euro'ları, hatta daha fazlasını bulur. Kelimenin tam anlamıyla ocağınıza incir ağacı dikilir. İşte bu yüzden çoğu eyalette "Köpek Mali Mesuliyet Sigortası" yaptırmak zorunludur.
DÖRT: O DIŞKIYI YERDEN ALACAKSINIZ, BAŞKA YOLU YOK
Köpeği tuvalete çıkardınız, işini gördü ve siz de yürüyüp gittiniz...
Almanya'da bunu yapamazsınız.
O meşhur "Kotbeutel" yani dışkı poşetini yanınızda taşıyacak ve o pisliği yerden alacaksınız. Almazsanız ve "Ordnungsamt" (belediye zabıtası) veya bir komşunuz sizi görürse şikayet eder. Cezası şehre göre 50 Euro'dan başlar, 150-200 Euro'ya kadar çıkar. İş o kadar ciddidir ki, bazı sitelerde sahipsiz dışkılardan DNA testi yapıp suçluyu bulmayı tartışıyorlar artık.
BEŞ: SOKAĞA KARTONDA MAMA, ARTIK YEMEK KOYAYIM? SAKIN!
Bizdeki gibi köşe başlarına yoğurt kabında su, dünden kalan makarnayı bir ağaç dibine bırakmak mı?
"İyilik meleği" olayım derken suçlu duruma düşersiniz.
Almanya'da sokağa, parka, ormana yemek artığı veya mama bırakmak kesinlikle yasaktır. Sebebi çok net: "Sokaktaki fareleri ve haşereleri besliyorsunuz."
Bunun yasal dildeki karşılığı "illegale Müllentsorgung" yani yasadışı çöp atmaktır. Çevre kirliliğine neden olduğunuz için yüzlerce Euro ceza yersiniz. Hayvan beslemek istiyorsanız bağış yapacağınız adres bellidir: Barınaklar.
ALTI: OTOYOLDA BAŞIBOŞ KÖPEK Mİ? GEREKİRSE VURULUR!
Almanya otoyolunda (Autobahn) kenarda başıboş gezen bir köpek görmek, UFO görmek kadar nadirdir.
Ama oldu da bir köpek çitleri aştı ve otoyola çıktı. Sistem anında "kırmızı alarma" geçer. Otoyol polisi ve itfaiye sevk edilir, gerekirse trafik durdurulur ve köpek yakalanıp barınağa götürülür. Tüm bu devasa operasyonun faturası da çipten bulunan sahibine kesilir.
Peki ya köpek panikledi, yakalanamıyor ve hızla akan trafiğe girmek üzere?
İşte Alman sisteminin en net ve tavizsiz olduğu yer burasıdır.
Eğer köpeğin yola fırlaması insanların zincirleme kaza yapmasına, yani insan hayatının tehlikeye girmesine neden olacaksa ve başka hiçbir müdahale şansı kalmamışsa...
Polis o köpeği vurur.
İnsan hayatı söz konusu olduğunda sistem bir saniye bile tereddüt etmez.
Kısacası:
Almanya’da başıboş köpek yok, çünkü köpeği başıboş bırakmaya veya sokağa atmaya cesaret edebilecek bir "insan" yok.
Sistem köpeğe değil, tamamen sahibine odaklanmış durumda.
Seviyorsan bedelini ödersin.
Sorumluluğunu alıyorsan bakarsın.
Kuralları ihlal edersen de sonucuna katlanırsın.
- Murat Artuğ
Mevcut eğitim sistemi büyük ölçüde çocuklarımızı etkileyen ve İslam'dan, ahlaktan uzaklaştıran bir yapıdadır.
Karma eğitim gençlerin ahlaken bozulmasının önemli sebeplerinden biridir. Herkes, her aile karma eğitim yerine ayrı erkek veya kız okullarında evlatlarını okutma hakkına ve fırsatına sahip olmalıdır.
Din ve ahlak dersleri ilkokul 1. sınıftan itibaren konulmalı ve zorunlu olmalıdır.
Okullarda ve üniversitelerde nerdeyse üryan vaziyette dolaşmaya izin verilmemelidir.
Eğitimin içeriği gözden geçirilmeli, milletimizin dini, ahlakı, örfü, adeti, tarihi, kültürüyle uyumlu bir eğitim ve müfredat ortaya konulmalıdır.
Müslüman bir ailede yetişen çocuğun eğitim sisteminin etkisiyle kafir olmasına gönlümüz razı değildir ve gerek hükumet, gerek millet olarak evlatlarımızın din ve ahlakını korumaktan sorumluyuz.
DESTEK TALEBİ
Arkadaşlar,
Hesaplara vahşice saldırıyorlar.
Bütün özellikleri zayıfladı.
Bazı fonksiyonları gitti.
RT yapamıyorum hiçbir paylaşımı, meselâ.
Yorum, RT, beğenilerinizle destek verirseniz hesaplar nefes alır:
@yenisafakyazari@yenisafakwriter
Teşekkür ediyorum.
NOT: Sosyal medya, sanıldığından da önemli. Susturmak istiyorlar. Hesaplar etkili çünkü. En son başörtüsünü sömüren, kirleten türedi tiplerle ilgili üç bakanlık da harekete geçti.
Başta değerli Aile Bakanımız @MahinurOzdemir olmak üzere @mustafaciftcitr ve @abakingurlek bakanlarıma da gereğini yaptıkları için teşekkür ediyorum.
İstanbul'da kiliselerin bahçesi ve çevresi gayet temiz, bakımlı. Ancak tarihi camiler, Fatih'in kabri olan Fatih cami dahil, yemek artıkları ve sakatat ile kirletiliyor.
Bundan hangi kurum sorumlu? Neden önlem alınmıyor? @diyanetbasin@mustafaciftcitr@Yenisehirlioglu
ODTÜ mezuniyet töreninde LGBT paçavrasının açılmasının nedeni LGBT faaliyetlerinin yasaklanmaması ve LGBT’yi kısıtlayan maddelerinin 12. Yargı Paketinden de çıkarılmasıdır!
Burkina Faso Devlet Başkanı İbrahim Traoré:
“Bir gün, Batılı bir ülkenin gizli servisinden yetkililer bizi görmeye geldi. Bize, teröristlerin bulunduğu bölgelere gönderilecek yiyeceklerin içine katılması için dört farklı ürün teklif ettiler.
Bu ürünlerin her şeye katılabileceğini belirttiler; bira veya şekerli içecekler, sigara, pirinç, süt... Kısacası her şeyin içine konulabiliyor.
Ürünlerin etkilerini şu şekilde anlattılar:
Beyni tahrip eden ürün:
Amacı beyni öldürmek. Yani kişinin düşünmesini engelliyor. Nöronlarınızı yavaş yavaş kapatıyor ve sizi adeta aptallaştırıyor. Birkaç yıl içinde düşünme ve iş yapma kapasiteniz tamamen azalıyor.
Fiziksel kapasiteyi düşüren ürün:
Bu ürün fiziksel dayanıklılığı hedef alıyor. Eğer bir kişi 12 kilometre koşabiliyorsa, birkaç yıl sonra bu oran belki 6 kilometreye, 4 kilometreye düşüyor; kişi giderek zayıflıyor.
Uyku hali yapan ürün:
Sürekli uyku durumuna neden oluyor. Bunun vücutta tam olarak neyi etkilediğini ve nasıl çalıştığını doktorlar daha iyi bilir.
Onları dikkatle dinledik ve ardından ürünlerin isimlerini sorduk. Bize isimlerini vermediler ve kalkıp gittiler.
Ancak gitmeden önce onlara şunu sorduk: 'Bunu daha önce bir yerde test ettiniz mi? Gerçekten işe yarıyor mu? Aksi takdirde neden buna para ödeyip böyle bir işe girelim?' Çünkü bize bu teklifi getirmelerindeki amaç, teröristlerin olduğu bölgelerdeki bireylerin zamanla zayıflaması ve birkaç yıl içinde tarafımızca kolayca ezilebilecek hâle gelmesiydi.
Bize verdikleri yanıt; 'Evet, bunu daha önce Afrika'da bir yerlerde ve Asya'da da kullandık' oldu. Bunu daha önce defalarca kullanmışlar.
Biliyor musunuz, kanımı donduran şey ne oldu?
Kendi kendime, 'Evet, Afrika'nın işi bitmiş' dedim.
Çünkü aslında bunu halihazırda Afrika'da kullanıyorlar.”