105 yıl önce bugün Sakarya’da Türk tarihinin akışı değişmeye başladı.
Millet kurtaran ve devlet kuran Büyük Türk’ün ölümsüz Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk ‘’ün dünya tarihine malolan ünlü “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.❞ direktifi ile yürütülen ve sadece nüfusun %1’i ile başarılı bir savaştan bahsediyoruz.
Bu yalnızca bir savaş emri değildi. Bir milletin vatanı nasıl savunacağının doktriniydi.
105 yılın öncesinde emredilen yurt sathında bugün MAVİ VATAN sathı da yerini almıştır.
Sakarya’dan Cumhuriyet’e uzanan yolu açan Ebedî Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve kahraman ordumuzu minnetle anıyorum.
105 yıl önce bugün 23 Ağustos 1921'de tam da bu saatlerde Mangal Dağı'nda kızılca kıyamet kopuyordu.
Sakarya Meydan Muharebesi'nde savaşmak için Antep'ten bir tümen asker yani 5'inci Tümenimizin 267 subay ve 4.672 erbaş ve eri yola çıktı.
Bu askerler, daha önce Antep'te Fransızlarla çarpışmış, Antep savunmasının gazileriydi.
Önce Antep'ten Adana'ya…
Sonra Adana'dan trenle Akşehir'e…
Ve ardından yeniden tozlu topraklı yollara düşerek 6 gün yol Yürüdüler…
Yürüdüler…
Yürüdüler…
Ve en sonunda
18 Ağustos 1921'de Polatlı'nın İnlerkatrancı köyüne ulaştılar.
Yunan ordusunun Türk cephe hattına ulaşmasına yalnızca beş gün kala cepheye geldiler.
Askerlerin ayakları şişmiş, su toplamış ve yaralar içinde kalmıştı.
Ama dinlenmeye ve iyileşmeye vakit yoktu.
Mehmetçikler ayaklarındaki yaralara aldırmadan kazmaları, kürekleri ellerine aldılar ve Mangal Dağı'nın yamaçlarına siper kazmaya başladılar.
Bu kez ayakları değil, avuçları su topladı.
Avuçları kanayıncaya kadar
Kazdılar…
Kazdılar…
Kazdılar…
Çok geçmeden Mollaresül sırtlarında Yunan öncüleri göründü.
Mehmetçik elindeki kazmayı, küreği bıraktı.
Alnında biriken teri elinin tersiyle sildi ve bu sefer yaralı avuçlarıyla tüfeğine sarıldı.
Daha beş gün önce Anadolu bozkırında yürüyen bu Mehmetçikler, şimdi Mangal Dağı'nın yamaçlarında düşmanla göğüs göğüse çarpışıyordu.
Ve 23 Ağustos günü…
Mangal Dağı'nın taşında, toprağında, yamaçlarında nice Mehmetçik vatan uğruna şehit düştü.
105 yıl sonra bugün, 23 Ağustos 1921'de Mangal Dağı'nı savunanları unutmadık.
Unutmayacağız.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
#SakaryaZaferi105Yaşında
@MurettepMufreze@FuatSerdarAydin
#SakaryaMeydanMuharebesi #MangalDağı #23Ağustos1921 #ŞehitlerimiziUnutmadık #TürkİstiklalHarbi
Bu ülke için evladını şehit veren analarımız…
Bu ülke uğruna bacağını, kolunu, gözünü; bedeninin bir parçasını feda eden gazilerimiz…
Onlara izin vermeyenler de gerektiğinde bu vatan için gözünü kırpmadan gazi ya da şehit olacak vatan evlatları.
Gazilerimiz yalnızca haklarını istiyor.
Onları dinlemek, taleplerine kulak vermek bu kadar zor mu?
Değerli Dostlar,
Bugün Silivri'den, canım Nasuh'tan gelen mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgiler,
Mine
-----
Bugün 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yılı ve ben 33 gündür Silivri’de tutukluyum.
Dağ ve doğa kazalarında, deprem, seller ve diğer tüm doğal afetlerde ilk sivil arama kurtarma çalışmalarını bir avuç dağcı arkadaşımla birlikte bizzat başlattım. Ülkemiz sivil toplum kuruluşlarının ve gönüllülüğün gücünü, kapasitesini, potansiyelini, aktif vatandaşlık bilincini, yurttaş olarak neler yapabileceğini ve karşılıksız yardımseverliği kurucusu olduğum ve 20 yılı aşkın süre bizzat yönettiğim AKUT Arama ve Kurtarma Derneği’nden öğrendi.
Türk milleti, hiç görmediği, tanımadığı ve bir daha hiç görmeyeceği, ülkemizin bir başka köşesinde başı derde girmiş, kaza geçirmiş, afeti yaşayan yurttaşları için organize olmayı, birlikte çalışmayı, gönüllü olarak hizmet etmeyi, arama kurtarma çalışmalarına katılmayı, hayat kurtarmayı, toplum bilinçlendirme çalışmaları yapmayı AKUT’tan öğrendi. Arkasından da benzeri yüzlerce, binlerce sivil toplum kuruluşu kurarak, on binlerce gönüllü biraya gelerek bizzat bu çalışmalara dahil oldu.
AKUT’un çalışmaları rol model oldu. 17 Ağustos sivil, asker, kamu herkese ülkemizde sivil toplum kuruluşlarının, gönüllüğün ve karşılıksız yardımseverlik döneminin başlangıcı oldu. 17 Ağustos depreminde 220 yurttaşımızın hayatını AKUT kurtardı. AKUT, dünyada meydana gelen büyük afetlerde Türk milletinin özverisinin ve zorda olana yardım etme duygusunun örneği oldu. Yunanistan’dan Hindistan’a, İran’dan Pakistan’a, Haiti’den Tayvan’a, Mozambik sellerine kadar pek çok ülkenin bütün afetlerinde çalıştı.
Yıllar içerisinde yazdığım sayısız makale, köşe yazısı, çıktığım tv programları, verdiğim röportajlar ile sosyal sorumluluk bilincini, gönüllülük ruhunu, karşılıksız hizmeti, yurttaşlık duyarlılığını, sosyal girişimciliğin teorik alt yapısını anlatıp sorumlu yurttaş olma konusunda ilham olurken; 30 yılı aşan hizmetlerimin üstüne bugün “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçlamasına maruz kalmayı reddediyorum!
Yalnızca bizim halkımızın değil, tüm dünya milletlerinin güvenliği, sağlığı ve iyiliği için gösterdiğim çabalarımın karşılığı olarak büyük Türk Milleti bana 800’ün üzerinde plaket ve 2000’nin üzerinde onur, takdir ve teşekkür belgesi verdi.
Aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür Türk Milleti kendisini kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimseye bu teveccühü gösterir mi, göstermiş olabilir mi?
Bu sorumun cevabını size bırakıyorum.
Ali Nasuh Mahruki
#nasuhmahruki
Atatürk, 103 yıl önce uyarmıştı.👇
“Bizi yanlış yola sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten (kötülükten) gelmiştir."
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)
Kaynak: Hâkimiyeti Milliye,21 Mart 1923
10 Ağustos 1915, Conkbayırı Muharebesi... Mustafa Kemal saldırı anını anlatıyor:
“Gün doğmak üzere idi. Çadırımın önüne çıktım. Hücum edecek askeri görüyordum. Oradan hücumu yönetecektim. Gecenin karanlık perdesi tamamen kalkmıştı… Saatime baktım. Dört buçuğa geliyordu.
Gayet seri ve kısa bir denetleme yaptım. Yüksek sesle askerlere selam verdim ve dedim ki:
‘Askerler, karşımızdaki düşmanı yeneceğinize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Önce ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız.’ Komutan ve subaylara da, işaretim için askerlerin dikkatini çekmelerini emrettim. Ondan sonra hücum safının önünde bir yere kadar gittim ve oradan kırbacımı havaya kaldırarak hücum işaretini verdim. Savaş meydanında saldırıyı seyrederken bir şarapnel parçası göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça etti. Vücuduma nüfuz etmedi. Yalnız derin bir kan lekesi bıraktı… ”
Mustafa Kemal, üç bin yıl sonra, Truva’nın intikamını almıştı…
Savaş Tarihi, Mustafa Kemal’i kıskanır ama ona hakkını da verir. Tarih nankör değildir, bir hizmeti asla unutmaz…
#kemalyeri #conkbayırı #çanakkalemuharebeleri
#atatürk
"Gerçekten memlekete hizmet etmek isteyenlerin kalbi açık olmalıdır; açık söylemelidirler. Millet ile, milleti yönetenler çok açık görüşmelidirler. Olan şeyler ve yapılacak şeyler olduğu gibi ifade olunmalıdır. Yoksa, safsatalar ile milleti aldatmak, onu birbirine düşürmek demektir. İlkemiz, daima millete karşı gerçekleri ifade olmalıdır. Milleti aydınlatma, bu demektir. Millete gerçeği açıklayanlar, kendilerinin de aldanmadığına emin olmalıdır. Arkadaşlar, benim bütün yaşamımda izlediğim yol budur!" (Atatürk, 1923)
(Mahmut Soydan, "Gazi ve İnkılâp"
Milliyet gazetesi, 8.12.1929, s.1)
Türk milleti deniz suyu gibidir, Geç ısınır geç soğur, kolay da unutmaz.
Feraseti yüksektir, vefası derindir. Tarihini hafızasında taşır. Devletine ve ulusuna yönelen tehditleri günü geldiğinde birer birer hatırlar.
Milletleri ayakta tutan yalnızca güç değil, ortak hafıza ve milli bilinçtir.
Türk milleti de en büyük kuvvetini buradan alır.
Uğur Mumcu, “Kürt Sorunu” söylemini, en sert biçimde eleştiren aydınlardan biridir.
Mumcu’ya göre; bu söylem, masum bir hak arayışı değil, emperyalist projelerin bir parçasıdır.
Mumcu, etnik kimlik siyasetinin, Türkiye’yi bölmeyi hedeflediğini belgelerle ortaya koyar.
Fransızlarda Fransız düşmanlığı var mı?
Almanlarda Alman düşmanlığı var mı?
İngilizlerde İngiliz düşmanlığı var mı?
İtalyanlarda İtalyan düşmanlığı var mı?
Ruslarda Rus düşmanlığı var mı?
Japonlarda Japon düşmanlığı var mı?
Türkiye'de Türk Düşmanlığı meslektir, geçim kaynağıdır.
🇹🇷🏆 Şampiyonlar, bir kez daha tarih yazdınız!
Ay-yıldızlı formayı son ana kadar büyük bir inançla taşıdınız, her sayıda yüreğinizi ortaya koydunuz ve bu ülkeye bir kez daha tarifsiz bir gurur yaşattınız.
Bu başarı, emeğin, azmin ve sarsılmaz inancın zaferidir.
Bugün sadece bir kupa kazanmadınız…
Milyonların kalbini bir kez daha aynı heyecanla attırdınız.
Ülkemize yaşattığınız bu unutulmaz gurur için teşekkür ederiz.
İyi ki varsınız #FileninSultanları.
VNL kupası ülkemize çok yakıştı!
Lozan Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedidir. Süresi yoktur. Gizli maddesi yoktur. Hezimet değil, zaferdir.
Sevr’i yırtıp atışımızın 103. yıldönümü kutlu olsun.