“Yeryüzünde iki sınıf vardır. Biri sömüren sınıf, öteki sömürülen sınıf. Ben sömürülen sınıftanım, hepsi bu. İşte anlatılacak olan bu kadar basit.”
Demir Yol (1979)
Rojava’ da devam eden saldırılara ve yeniden karşı karşıya kalınan iç savaş koşullarına rağmen uluslararası mekanizmaların harekete geçmemesi ile tüm dünyanın gözü önünde bir katliama sessiz kalınmaması için,
Rojava ve Suriye’ deki tüm sivil halk için uluslararası mekanizmaların ve yapıların harekete geçmesi, saldırıların sona erdirilmesi ve Rojava’nın hukuki ve siyasi statüsünün sağlanması için güçlü ve etkili girişimlerde bulunması çağrısıyla Derneğimiz tarafından BM Güvenlik Konseyi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Koalisyonu, BM İnsan Hakları Komitesi, İşkenceye Karşı Komite, Avrupa Konseyi Başkanlığı, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin ve insan hakları ve hukuk örgütleri ile aktivistlerin de bulunduğu 300’den fazla kişi/kurum ve kuruluşa 23 Ocak 2026 tarihinde yeni bir acil çağrı iletilmiştir.
Ve çağrımızda yetkili kurum ve kişilere;
1- Rojava’ya yönelik saldırıların derhal sonlandırılması ve Rojava’ da yaşayan halkların can güvenliğinin sağlanması için acil müdahalede bulunulması,
2- Suriye Geçici Hükümeti’ ne saldırıları derhal sonlandırması için gerekli tepkinin gösterilmesi ve uluslararası toplumun bu konuda harekete geçmesi,
3- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ nin Uluslararası Ceza Mahkemesine sevk mekanizmasını çalıştırarak suçlara ilişkin soruşturma başlatması için her türlü etkili mekanizmanın işletilmesi,
4- Bölgede sivillerin korunması için güvenli bölgeler oluşturulması ve insani yardım koridorlarının açılması,
5- Uluslararası hukuka uygun olarak Rojava’ nın hukuki ve siyasi statüsünün uluslararası toplum tarafından tanınması ve korunması konusunda acil çağrıda bulunuyor, ilgili tüm kurumları ve kişileri gerçekleştiğinde tüm Ortadoğu’ yu içine alabilecek bu katliamı durdurmak üzere harekete geçmesi
hususlarında çağrıda bulunulmuştur.
https://t.co/P1OmjwwZSu
Çetelerin kuşatması altında, soğuk ve açlık çocukları katlediyor!
Çocukların yaşamı hiçbir pazarlık konusu yapılamaz. Çocukların korunması insani ve hukuki bir sorumluluktur. Hiç kimse çocuk katliamları karşısında sessiz kalmamalıdır.
Çocuk Hakları ve Hafızası Komisyonu’muzun açıklaması:
Çocuklar Hedefte: Rojava ve Suriye’de Yaşam Hakkı Derhal Korunmalı!
Selçuk Kozağaçlı, Brecht'ten alıntı yapıyor;
"Bizi kötü işler yapmakla suçlayanlar; çok karanlık bir geceydi ve siz orada yoktunuz, biz yalnızdık. Çok karanlık bir gecede hepimizin kaderi için dövüşmek zorunda kaldık."
3 gün önce bir müvekkilim tarafıma ulaştı ve kendisine araç mahrumiyet bedeli nedeniyle icra takibi yapıldığını belirtti, avukatı araştırdığımda meslektaşımızın ismini kullanarak menfaat temin etmek isteyen kişi veya kişiler olduğunu farkettim, Lütfen dikkat edelim.
Adıma düzenlenen sahte arabuluculuk belgesiyle trafik kazalarına karışan insanlardan para talep edilmektedir. Şahsımı, çeşitli sigorta şirketlerinin vekili gibi göstererek, hemen ödeme yapılması durumunda indirimden faydalanılacağını belirten dolandırıcılar, avukat meslektaşlarımı dahi dolandırmaya çalışmaktadır. Bu durumu 4 Kasım 2025 tarihinde kendilerinden para talep edilen ve bana ulaşan bir hanımefendi, devamında yine bana ulaşan avukat bir meslektaşım sayesinde öğrendim. Her ne kadar durumu öğrenir öğrenmez suç duyurusu yapmış olsam da, soruşturma evresinde başkaca kişilerin dolandırılma ihtimali devam etmektedir. Gerek meslektaşlarım gerekse de yüksek takipçili diğer hesaplar bu tweetimi yayarsa, insanların dolandırılmasının bir nebzede olsa önüne geçmiş oluruz. @lordsinov@yankibuyuksezer@AvukatHG@haskologlu@istbarosu @aslnoguzhan
Kahramanları mücadelenin ihtiyaçları çıkarır. Onlar sihirli araçlara sahip olan kişiler değildir. Bir devrimciyi farklı kılan, söyledikleri ve yaptıklarının tarihsel dönemini aşıp geçmişle gelecek arasında bir köprü kurabilme gücünde yatar.
Che’yi bu tarihin içinde kahramanlaştıran teoriyle pratiği kendi yaşamında harmanlayıp "nasıl bir devrimcilik" sorusuna en güzel cevaplardan birini vermiş olmasıydı. Bu sebeple dünyanın yoksul duvarlarına hala onun fotoğrafları asılıyor. Bu sebeple hala onun yolundan gidiyoruz.
Che yaşıyor!
Mehmet Kaya sen kulübün değil yönetim kurulunun yalandan başkanısın. Bu haliyle başkancık da sayılabilirsin. Sen ordan gidene kadar bize durmak sana rahat yok.
İyi ki doğdun Yaşar Kemal!
"Gel seninle bir cenup şehrinde buluşalım.
Ağaçlar çiçek açtığında,
Bahar güldüğünde,
Bir sel halinde yıldızlar
İçimize döküldüğünde.
Aşktan yana, iyilikten konuşalım."
Musa Anter’i Katledilişinin 33. Yılında Anıyoruz
Bugün, Kürt halkı için bir bilge, bir yol gösterici olan Musa Anter’in katledilişinin yıl dönümü.
#MusaAnter, 20 Eylül 1992’de bir kültür festivaline katılmak üzere gittiği Diyarbakır’da, gece saatlerinde bacağına, kalbine ve başına sıkılan kurşunlarla katledildi. Onun ardından açılan dava yıllarca sürüncemede bırakıldı ve nihayetinde zaman aşımına uğratıldı.
Musa Anter, ömrü boyunca Kürt meselesinin tanığı, davacısı ve sanığı oldu. Hakikati dile getirdiği için uzun yıllarını cezaevlerinde geçirdi. Ancak tüm baskılara rağmen Kürt meselesinin barışçıl çözümüne olan inancını hiç kaybetmedi. Son olarak Özgür Gündem gazetesinde yazıyordu; çok sayıda kitap ve makalesiyle düşüncelerini topluma armağan etti.
Ne var ki, halkların barış içinde yaşama umudunu büyüten Musa Anter, sadece güvenlikçi ve baskıcı politikaları çözüm sanan anlayış tarafından susturulmak istendi.
Yıllar sonra itirafçı Abdulkadir Aygan, Musa Anter’in JİTEM tarafından katledildiğini tüm kamuoyuna açıkladı fakat mahkeme bu gerçeği duymadı; delilleri toplamadan, gerekli soruşturmaları yapmadan geçen 20 yılın sonunda davayı zaman aşımına uğratarak kapattı.
Tıpkı 90’lı yılların diğer insanlık suçlarında olduğu gibi, Musa Anter davası da devletin cezasızlık politikasının bir sonucu olarak hafızamıza kazındı.
Sevgili Apê Musa’yı, katledilişinin 33. yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
#ApeMusa