Bugün seçilmiş Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın doğum günü.
Can’ın umudu ve direnci, bir yeni yaşını daha hukuksuzca tutsak edildiği Silivri’de karşılamasının hepimizde yarattığı üzüntüye baskın geliyor. Bedeni Silivri’de olsa da bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelemizi her hal ve şartta sürdürme kararlılığıyla tüm eylemlerimizde aklı ve yüreğiyle bizimle birlikte olduğunu hissediyoruz.
Kendisine güzel dilek ve selamlarınızı bizzat ileteceğim. Bugün Saray Rejimi’nin zulmünün ancak aynı zamanda umudun, direnişin ve kararlılığın simgesi olan Silivri’dekiler başta olmak üzere tutsak edilen tüm mücadele arkadaşlarımızın özgürlüğüne kavuşacağı güzel yarınlarda Can’ın yeni yaşlarını hep birlikte kutlayacağız!
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan ve bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın en önemli rakibi olan Sayın Ekrem İmamoğlu az evvel tutuklandı.
Gözaltına alınmasından bir gün önce diploması iptal edildiğinden beri ısrarla söylediğim gibi, bazen hukuki analiz gereçlerini değil genel mantık yaklaşımlarını kullanmak, bir adım geriye açılıp konunun bütününe bakarak genel akılla değerlendirme yapmak, daha berrak sonuç verir: Bu süreç boyunca vatandaşa "neden hukuki süreçlerin sonuçlarını beklemiyorsunuz da tepki gösteriyorsunuz" diyenlere de, bunun sebeplerini aynı genel akıl ve mantıkla açıklamak mümkün.
2011'de nüfus 74.7 milyon ve 2024'te nüfus 85.4 milyon iken 2011'de 21.3 milyon oy, 2023'te 19.3 milyon oy, 2024'te 15.9 milyon oy alan bir iktidar partisinin 23 senedir yönettiği ülkenin 2024 senesinde 15.7 milyon nüfusu olan bir şehrinde 4.4 milyon oy alarak iktidarın adayına yaklaşık 1 milyon oy fark atmış ve neredeyse her iki oydan birini almış bir muhalif belediye başkanı yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alındığında, toplumun buna tepki duymaması ve güvenle hukuki süreci beklemesi için, vatandaşın ülkedeki hukuk sistemine, adalet mekanizmasına, yolsuzlukla istikrarlı mücadeleye, konunun siyasetle değil hukukla ilgili olduğuna, milli iradeye müdahale edilmeyeceğine, inanıyor olması gerekir.
Eğer o belediye başkanının 35 senelik üniversite diploması gözaltı işleminden bir gün evvel iptal edilmişse, o ülkenin başkentinde yolsuzluğun kitabını yazmış insanlar tek soruşturma olmadan keyif sürüyorlarsa, o ülkede işe alım süreçlerinden ihalelere kadar her konuda vatandaşın hayat tecrübesi tüm yarışmacı süreçlerin kirli olduğunu gösteriyorsa, iktidara yakın kişiler asla alınmıyor veya hemen salınıyorsa, evvelce belediye seçimlerinin tekrar ettirilmesi tecrübesi yaşanmışsa, eğer halkın sokağa döküldüğü bir tepki ulusal basından değil yurt dışı kanallardan takip edilebiliyorsa, demokrasi adına elde avuçta bir tek sandık kalmışsa, şu ana kadar zaten iki siyasi partinin lideri hapsedilmişse, vatandaşların karşı karşıya oldukları manzarayı hazmetmemeyi seçiyor olmaları ve bir an evvel daha da bozulmamış koşullarda sandığa gitmeyi hedefliyor olmaları, genel akla ve mantığa gayet uygun doğal bir durumdur.
Bu tepkilere bakıp "ne oldu ki, vallahi çok ayıp, sadece hukuk ve hukukçular konuşsun" diyenler, tüm ülke ve topluma bu yaşatılanların daha yaşatılmasi planlananların başlangıcı olduğunu iyi bilenlerdir.
Eğer kabul ederseniz, ülkenin önde gelen avukatlarından ve hukuk hocalarından biriyim. Bu konuda, üzerinde konuşabileceğim hukuku ben bulamadım, bulamıyorum. Samimi ve gerçek tek hukukçu söyleminin sade vatandaşın gözleriyle gördüğünden, aklı ve mantığıyla bulduğundan ibaret olabildiği bir hukuksuzluk noktasındayız.
İnsan, en deli canlı türüdür. Görünmez bir tanrıya tapar, gözler önündeki doğayı ise katleder. Farkına varmaz ki, katlettiği bu doğa, taptığı o görünmez Tanrı’nın ta kendisidir. -Hubert Reeves