Dün sabaha karşı Gazze’de 6 katlı bir apartman kendi kendine yıkıldı. 12’si çocuk 21 kişi hayatını kaybetti.
Apartmanın yıkılmadan önceki hali fotoğrafta… Bu binada 10 aile yaşıyordu. Normal şartlarda çocuğunuzu 1 saniyeliğine bu binaya sokar mısınız?
UNDP’ye göre 400’den fazla yıkılmak üzere olan binada aileler yaşamaya devam ediyor. Yani kabaca 20.000 insan her saniye ölümün kucağında yaşıyor. Gazze’deki insanların çaresizliği anlatan çok acı bir tablo.
Sadece gazetecilerimiz değil anlı şanlı akademisyenlerimiz de Ankara'daki Çin Büyükelçiliği'nin organize ettiği, masraflarını karşıladığı "inceleme" gezisine katılmaya çok meraklıymış.
Bu kadar aleni şekilde yabancı bir ülkenin propaganda faaliyetine nasıl alet oluyorlar, akıl alır gibi değil.
Çin, gidilmesi o kadar zor bir ülke değil. Şimdi baktım Ekim ayında 25.000 TL'ye gidiş geliş uçak bileti var. Mevzu paraysa biz aramızda toplardık, Çin sponsorluğunda turistik gezi yapmanıza gerek yoktu.
Yeni Parti programının Dış Politika ve Güvenlik başlığını okudum.
Bu siyasi ortamda program tartışmak ne kadar isabetli ayrı bir konu ama yine de not düşmek lazım.
İdari rejimi bile değiştirme iddiasındaki yeni bir partinin daha kapsamlı, somut ve temennilerin ötesine geçen bir program metni ortaya koyması gerekirdi.
Mesela:
- Dışarıdan Büyükelçi atamalarına son verilmesi,
- Savunma sanayi ihracatında şeffaflık ve meclis denetimi,
- Dışişleri bütçesinin arttırılması,
- Dış Politika yapımının Cumhurbaşkanlığı’ndan Dışişleri’ne iadesi.
Merkez ülke söylemi de direkt olarak Davutoğlu argümanı…
Bir aydır ikinci el araba bakıyorum. İnanılmaz yüksek bir ikinci el araç piyasası var bu işin sonu nereye gidecek merak ediyorum.
Satıcıların çektiği fiyatlara ikinci el araç alan kerizdir.
Sabah 10 tane araca yüzde 30 altını teklif ettim, 2 tanesi düştü.
İletişim Başkanlığı’nın zirve öncesi açıklaması aslında doğruymuş: Macron için hiç bir parkı kapatmadılar. Onun yerine parka çıkan bütün cadde ve bulvarları kapattılar.
Erdoğan ile son kez Fransa‘ya görevli olarak gittiğimde, Fransız polisi sadece 6 polis motoruyla konvoy geçeceği anlarda yolları kısman durdurmuş, yaya trafiğini ise asla, otelin ana girişinde dahi engellememişti.
Ne yazık ki vur deyince öldürüyor, eyyamcılığın en alasını bizzat yapıyoruz. Karşılığında ne elde ettiğimiz de tartışılır. Sonunda hiç bir prensibi olmayan, batılı ülkelere şirin gözükmeye çalışan alelade bir Ortadoğu ülkesi oluyoruz.
Devlet protokolünde Anıtkabir’i ziyaret edip etmemek, ziyaretin resmi ya da çalışma ziyareti olup olmadığıyla alakalıdır. Bir çok ülkede resmi ziyaretlerde benzer anıtsal mekanlar programın zorunlu bir parçasıdır.
Ankara’ya gerçekleşen ziyaret “Resmi Ziyaret” ise Anıtkabir’i ziyaret şarttır. A TİPİ TÖREN düzeni hem havalimanında hem de Cumhurbaşkanlığı’nda uygulanır.
NATO zirvesi’ne katılan liderlerin ziyareti zirve kapsamında olduğu için “Çalışma Ziyareti” olarak adlandırılmalıdır. Bu kapsamda Anıtkabir ziyareti şart değildir.
Öte yandan, Trump’a uygulanan protokol kuralları -Anıtkabir hariç- muhtemelen resmi ziyaret seviyesinde planlanıyor. Çünkü adam şovu, şaşalı törenleri seviyor.
Ke��ke NATO için Ankara’ya gelen heyetlerden bir tanesi İncek’te konaklasaydı da 10 yıldır bitirilemeyen İncek-Bilkent Bulvarı aradan çıksaydı.
Açıkta kalan heyet varsa İncek Hilton Double Tree öneririm, hem LÖSEV de para kazanmış olur.
Dış politikayı takip eden bizlerin “hissettiği” ama net olarak ölçemediği bazı konuları, -örneğin Türkiye’nin Avrupa’dan Ortadoğu’ya kayışı-, 25 yıllık ham veriye dayanan bir okuma ile ölçmeye çalıştım.
İlgilisinin dikkatine:
Önüne gelen yapay zeka’ya NATO zirvesi sırasında Ankara’da kapatılacak yolları çizdiriyor. Bahsi geçen yollar şehrin kısaca tüm ana arterleri.
Nato zirvesi kapsamında 32 yabancı devlet başkanı ve heyeti Ankara’nın muhtelif semtlerindeki otellerde konaklayacak. Kısa süreli güvenlik gerekçeli kapatmalar olması gayet normal karşılanmalı.
Ama şehirde insan yaşamıyormuş gibi tüm ana arterleri saatlerce/günlerce heyetlerin konforu için kapatmak, Fransa Cumhurbaşkanı koşu yapacak diye park kapatmak akıl kârı işler değil.
Memurlara idari izin verilse de Ankara’da milyonlarca insan yaşıyor, yüzbinlerce insan NATO zirvesi sırasında işine, dükkanına, fabrikasına gidip gelecek. Umarım Ankara valiliği bir an önce detaylı bir duyuru ve haritayla kapanacak yolları Ankaralılara bildirir.
Milli takımı siyasete alet ettiğinizde sonuç bu oluyor.
Lüzumsuz reklam işleri, kadro seçimleri, kamp yeri, federasyonun iletişimi… sonunda çıkıp bir de elin italyanından Türklük nutku dinledik.
Ne oldu şimdi? Paraguay ve Avustralya gibi iki ülkeye karşı “savaş”ı rezil olarak kaybettiniz.
Ülkedeki çoğu şey gibi Milli takımın da asıl manasının içini boşalt��p başka bir şeye dönüştürdünüz.
Türk Dış Politikası adına sevindirici bir gelişme. Hiç bir şey için geç değildir. Paylaşılan listedeki çoğu isim Bakanlıkta sayılan sevilen, genç memurların gıptayla baktığı isimler.
Dışarıdan büyükelçi atamak devlet başkanı’na ait olan bir yetkidir. Ünvanın/pozisyonun sembolik ve tarihi misyonuna uygun olarak normal bir yetkidir. Çünkü büyükelçi, bireysel olarak devlet başkanını temsil eder, Ağzından çıkan söz devlet başkanının sözüdür. Klasik agreman mektubu metni de böyle söyler.
Bizdeki problem Cumhurbaşkanının bu yetkiyi kullanırken seçtiği isimlerin liyakatsizliği. Atama gerçekleştiğinde dışarıdan atanan çoğu zaman mahiyetinde çalışan kariyer memurlarının bilgi ve birikimiyle şoka uğrar ve kendini gerçekleştirmek için bu memurlara işkence ve mobbing dolu yıllara sebep olurlar. Bir de anlamsız temaslara/girişimlere/siyasi gelişmelere haddinden fazla önem atfederler.
İstisnalar kaideyi tabiki bozmaz.
Ancak Cumhurbaşkanı’nın kendi siyasi insan havuzundan büyükelçi atayacağı herhangi bir ismin, Dışişlerinde kariyer memuru olarak yetişmiş bir kişiyle aşık atmasına imkan yok.
“… bütün bu isimlerin Türk milletinin sıkıntısını, üzüntüsünü, zorluklarını ve dahi hiçbir şeyini önemsemeyen, seçimler arasındaki 5 yılı 85 milyonu oyalayarak geçirmekten başka bir gayesi olmayan birkaç bin kişiden ibaret “siyasetçiler sınıfının” bir parçası olduğunu kabul etsek…”
Vasıf, sade vatandaşlar olarak akıl ve ruh sağlığımızı korumamız için en doğrusunu önermiş…
CHP ne çekiyorsa, çoktan siyasi mevta olması gereken bu şahıs ve dalkavukları hakkında gerekli parti içi disiplin süreçlerini yürütmediğinden çekiyor.
Ekrem İmamoğlu, dayanışma oylarıyla 15.5 milyon oy aldığı gün; Ekrem İmamoğlu’yla dayanışma göstermek partinin turnusolu haline gelmişti. CHP yönetimi, her hafta İl il, ilçe ilçe gezip mitingler yaparken partinin resmi Cumhurbaşkanı adayı için tek bir mesaj bile yayınlamayan parti ileri gelenleri vardı.
Bunu yapmaktan imtina eden belediye başkanı, milletvekili ve PM üyelerine zamanında yaptırım uygulanabilseydi belki AK Parti’ye geçişlerin önü de alınabilirdi.
Bunlar yapılmadığı için, akbaba gibi butlan kararı bekleyen KK’nın bu postunu RT’leyen 20 kadar CHP milletvekili var.
Diğer tarafta ise hala karnından konuşan, açık açık KK’ya karşı durmaktan imtina eden parti yöneticileri var. Akıl alır gibi değil.