Sanırım yayınevleri arasında "at savaşı" başladı.
Demirören'in, YKY'nin daha önce 2 farklı şekilde bastığı "Yoldaşımız At"ı prestij bir şekilde neşretmesinin hemen ardından Alfa "At Ansiklopedisi"ni çıkardı.
YKY'nin "At" ve "Keçi"si radarımdaydı. Demirören'in dudak uçuklatan fiyatını görünce YKY ciltli baskısını nadir'den alayım demiştim. (Bu tip şeyler kitap alıcılarını motive ediyor:) Fakat Alfa planı bozdu:( Biraz düşünmek lazım.
Gençliğimizde Mustafa İsmail, Abdussamed, Minşâvi, Tuhi gibi Mısırlı kârileri çok dinledik. Abdussamed çok beğenilirdi ama ben nedense Minşâvi tarafındaydım.
الصوت الباكي
(the weeping voice) derlermiş merhuma. Bunu da yeni öğrendim. 👇
[Türkçeye güzel bir şekilde çeviremedim:[
2005'te Akşehir'de Nasreddin Hoca Sempozyumu'na katılmıştım. Halk edebiyatının önde gelen iki hocası Nasreddin Hoca'nın fıkralarında müstehcen ifadelerin olup olmadığını tartışmıştı. Biri "hoca"ya bu ifadelerin yakıştırıldığını, diğeri ise bu tür şeylerin eskilerde normal olduğunu savunuyordu.
Pertev Naili Boratav'ın kitabını okuduğum için tartışmalar bana yabancı gelmedi.
Kanaatim: 1)Eskilerin müstehcen ve argo anlayışı ile bugünün, hatta köylünün ve şehirlinin anlayışı farklıdır.
2) Bize kadar gelen Nasreddin Hoca tek bir kişi değil, toplum muhayyilesinin bir ürünü bir tiptir.
3) O dönemde kitap herkes tarafından ulaşılabilir bir şey olmadığı için bugünkü neşriyat gibi değerlendirilemez. O yüzden günümüzdeki noktaları normal karşılıyorum. (Kaldı ki her iki türlü baskı mevcut.)
Benim bildirim bu tartışmalardan bağımsız bir konu üzerineydi. Merak eden olursa;
https://t.co/4kOsYOUcSb
Pazarda, enginar tezgahında üç genç. İkisi soyuyor, biri satıyor. Tebrik etmek lazım.
"Bunların etiketleri nerede?" dedim.
"Gerek yok, hepsi aklımda," dedi genç.
Etiketin kendisi için konulduğunu sanıyor:)
Usta-çırak ilişkisi şart.
@vahdettinince@ergunharputi1 Kurbanların her sene artan bir şekilde mazlum ve muhtaç coğrafyalara gönderilmesi fevkalade güzel ama korkarım ki birkaç kuşak sonra bizim insanımız kurbanı cep telefonuyla yapılan bir yardım faaliyeti sanacak.
@alishkaalihusey Aslında bizde de "adam" denildiğinde çoğunlukla insan, hem de vasıflı insan, bir iki yerde ise "erkek" anlaşılırdı. Şimdi "adamlığı" komple erkeklere bıraktılar!
Halide Edib hatıratında bir hocasından bahsederken,
"Büyük bir ADAMMIŞIM gibi benimle ciddi meseleler konuşurdu. Bu bende gurur uyandırmıştı,"
der.
Buradaki "adam" "erkek" anlamında değildir.
"Ayşe müdürün adamıdır, yanında konuşma" derken de "erkeği" kast etmeyiz.