Bugün madencilerin direnişinin 16, açlık grevinin 8. günü. Saat 12.00’de Enerji Bakanlığı’na yürüyoruz. Ben Bakanın yerinde olsam yürüyen madencinin önüne kırmızı halı serer, böyle bir hak gasbına sebep olan maden patronunun hesap vermesi için özel bir çaba gösterirdim. Bu haksızlığın, hukuksuzluğun, eziyetin tarafında olmadığımı kanıtlamak için elimden geleni yapardım!
Bakan Bey ne yapacak, iktidar ne yapacak, bu ülkede emeğin ve emekçinin sesine ne yanıt verecek onu göreceğiz. Tüm Ankaralıları destek olmaya çağırıyorum.
Bu bir KAZA değil; sermayenin ucuz emek düzeninin sonucu.
MESEM, gençleri “eğitim” adı altında güvencesiz ve ucuz iş gücüne çeviriyor. 17 yaşında bir gencin hayatı kâr hesabı olamaz.
Bu düzeni kabul etmiyoruz, hesabını tüm iş birlikçilerden soracağız.
MESEM'li sıra arkadaşımız Engin Tuncay, staj yaptığı inşaatta iş cinayetinde hayatını kaybetti!
Kâr hırsınızdan dolayı göz göre göre ölüme gönderdiğiniz tüm kardeşlerimizin hesabını soracağız!
MESEM'li sıra arkadaşımız Engin Tuncay, staj yaptığı inşaatta iş cinayetinde hayatını kaybetti!
Kâr hırsınızdan dolayı göz göre göre ölüme gönderdiğiniz tüm kardeşlerimizin hesabını soracağız!
MESEM’lilerin sendikası Öğrenci Sendikası!
Bugün Gebze’de MESEM’li sıra arkadaşlarımızla bir araya gelerek "Öğrenci Sendikası Gebze MESEM Meclisi" kuruluş buluşmasını gerçekleştirdik.
Eğitim-Sen’de toplu iş sözleşmesi taleplerimiz için eylemdeyiz!
🔴 Eğitim-Sen’le sendikamız Sosyal-İş arasında devam eden toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine Eğitim-Sen Genel Merkezi ve şubelerinde çalışan üyelerimiz bugün yarım günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.
🔴 Eğitim-Sen Genel Merkezi’nde yapılan iş bırakma eylemine Genel Yönetim Kurulu adına Toplu İş Sözleşmesi Daire Başkanımız Gökhan Keskin ile Genel Yönetim Kurulu Üyemiz Murat Bozbeyoğlu katıldı.
✊ “Sefalete teslim olmayacağız!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları ve alkışlarla başlayan eylem TİS Daire Başkanımız Gökhan Keskin’in yaptığı “Eğitim-Sen yönetimine sesleniyoruz, taleplerimize yanıt verilmediği takdirde daha güçlü eylemlere imza atacağımız bilinmelidir” çağrısıyla eylem sonlandırıldı.
“Taksim’de 1 Mayıs kutlayamazsınız” diyenlere bu ülkeyi bırakmayacağız. 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz!
Genel Başkanımız Erkan Baş, bu yıl 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda bir araya gelme çağrısı yaptı.
Günler sonra yeniden merhaba.
Özgürlüğümüze kavuştuğumuz için sevinçliyiz; ama bunun yeterli olmadığını da biliyoruz. Bizi bir an olsun yalnız bırakmayan tüm arkadaşlarımıza, sesimize ses katanlara, dayanışmayı büyütenlere ve elbette yoldaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
Biliyorsunuz, inatçıyız… Söylemeden geçmeyelim: MESEM’ler kapatılsın
Değerli Yurttaşım,
Sevgili kardeşim, ablam, ağabeyim,
Mektubumun ulaştığı tüm dostlarım,
Çokça şeyin yaşandığı bir yılı geride bırakırken yeni bir yılın eşiğindeyiz.
Her yeni yıl umutlarla gelir ya.. 2025’e de öyle umutlarla girmiştik ama sırtımızda ağır yüklerle ayrılıyoruz 2025’ten.
Nasıl olmasın? Bu yılda çocuklara ve gençlere geleceksizlik, kadınlara şiddet, emeklilere geçim derdi, tüm emekçilere açlık ve yoksulluk, düşünen ve sorgulayan insanlara da demir parmaklıklar reva görüldü sadece. Hak ettiğimiz sağlığa, mutluluğa, huzura kavuşamadık.
Yılgınlığa düştük belki, zaman zaman çaresiz hissettik. Belki de en çok bunca derdin karşısında yapayalnız…
Bizi depremde, selde, yangınlarda yalnız bırakıp “başınızın çaresine kendiniz bakın” diyenlerse hiç yalnız değillerdi.
Patronlar örgütlüydü, çeteler örgütlüydü, faşistler, yobazlar örgütlüydü. Onları bizim karşımızda güçlü kılan haklılıkları değil, işte bu örgütlülükleri oldu.
Şimdi 2026’ya yine yeni umutlarla gireceksek, artık bu umudu gerçek kılmanın zamanıdır. Bu da ancak birbirimize elimizi uzatmak, çoğalmakla mümkün olabilir.
Değerli Yurttaşım,
Bu satırları seni büyük bir dayanışmaya, cesaretini ve umudunu birbirinden alan birlikteliğe davet etmek için yazıyorum.
Seni seslerimizi birleştirmeye, birbirimizden öğrenmeye, birbirimize öğretmeye, yalnızlığımızı birlikte aşmaya davet ediyorum.
Yeni yıl için en büyük dileğim örgütlenmendir. Örgütlen ki seni hiçbir kuvvet yenemesin.
TİP’e üye ol ki bunca haksızlığa, zorbalığa karşı tarafın belli olsun.
Yeni yıla TİP’li gir, TİP’le gir ki 2026 bu ülkeyi birlikte değiştireceğimiz yıl olsun.
Değerli Dostum,
Ben 2026’ya büyük umutlarla giriyorum. Çünkü bu ülkenin emektar, yaratıcı, dirençli, inatçı insanına güveniyorum.
Sana, bana, bir araya geldiğimizde yaratacağımız güce güveniyorum.
Yeni yılını, ülkemizdeki bağımsızlık demokrasi sosyalizm mücadelesini hep birlikte büyüteceğimize duyduğum güvenle kutluyorum.
Yan yana yürümek umuduyla…
Bazı talepler vardır; ilk bakışta küçük gibi görünür ama bir ülkenin nasıl yönetildiğine, yoksulluğun nasıl örgütlendiğine ve eşitsizliğin kimlerin sırtında taşındığına dair her şeyi anlatır Bir tabak yemek üzerinden sınıfı cinsiyeti ve devletin kim için var olduğunu görürsünüz.
Asgari ücretlinin temsil edilmediği, Türk-İş’in terk ettiği, hükümetin hem taraf hem de sözde hakem olduğu patronların çıkarları gözetilerek asgari ücretin belirlendiği bir masadan çıkan hiçbir rakam meşru değildir.
28.075 lira; geçim değil, açıkça sefalet ücretidir. Bu kararla milyonlarca emekçi, ailesiyle birlikte doğrudan Saray eliyle bir kez daha açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilmiştir. Kira bedelleri, gıda fiyatları, faturalar ve temel ihtiyaçlar her ay katlanarak artarken, hissedilen enflasyon rakamları ortadayken bu ücret, emekçilerin yaşam haklarını hiçe saymaktır.
İşçileri yok sayan, patronların cebini düşünen, milyonların hayatını pazarlık konusu yapan Saray'dakiler zenginleşirken halkın her gün daha da fakirleşmesine sebep olan bu ücreti kabul etmiyoruz; kolaysa 28.075 ile siz geçinin!