"Bu köpekler Anadolu'da gösteriş ve ticaret uğruna üretiliyor, sonra ölüme terk ediliyor. Sonra iş hayvanseverlere kalıyor. Bu döngünün kurbanı şu an Kadıköy'de bir pansiyonda bekliyor paylaşın."
Türk futbol tarihine, en sınırlı bütçelerle en büyük başarıları kazandıran; buna rağmen değeri tam anlamıyla bilinmeyen Rumen teknik adam Mircea Lucescu’nun vefatını üzüntüyle öğrendim.
Başımız sağ olsun.
#mircealucescu
Sokak ortasında yaşanan bu vahşet (eli sopalı müdahaleler dahil) maalesef bitmiyor. Millet olarak güçlü köpek ırklarını besleyecek sorumluluk ve bilince sahip değiliz. Bu bilinçsizlik yüzünden hem sokaktaki canlar hem de o sahipli köpekler zarar görmeye devam edecek.
⚫️ Tekirdağ’da yasaklı ırk Pitbull, sokaktaki bir köpeğe saldırdı.
Çevredeki vatandaşların tüm müdahale ve beddualarına rağmen, ağızlıksız pitbull gezdiren kadın, köpeği koruyup vatandaşlara bağırmaya devam etti.
@siyahsancakx Sokak ortasında yaşanan bu vahşet (eli sopalı müdahaleler dahil) maalesef bitmiyor. Millet olarak güçlü köpek ırklarını besleyecek sorumluluk ve bilince sahip değiliz. Bu bilinçsizlik yüzünden hem sokaktaki canlar hem de o sahipli köpekler zarar görmeye devam edecek.Sorun biziz.
Tarihi yalnızca kilometrekareyle ölçmek, düşünceyi yalnızca kelime sayısıyla ölçmeye benzer.
Alan büyüklüğü salt güç değildir,bazı imparatorluklar haritalarda büyür, bazıları tarihin yönünü değiştirir.
Dünyanın en büyük imparatorluğu 33.7 milyon km2 ye yayılan Britanya İmparatorluğu
İkincisi Moğol İmparatorluğu 24milyon km2
Osmanlı imparatorluğu 23. sırada 5,2 milyon km2
Ecdat ile hava atarken aklınızda olsun
Dücane Cündioğlu:
Mümin, düşünen, soru soran, itiraz eden, kurcalayan bir adam değildir.
İman, en saçma olana bile "doğrudur" demek; "işittik ve itaat ettik" demektir.
Övülen mümin karakteri, bir köle karakteridir.
Edebiyatta nicelik nitelik için delil değildir. milyonlara ulaşmak bir başarıdır. ama düşünsel derinlik değildir. tarih çok okunanları değil geç okunanları hatırlar. yazar çoğunluğu temsil etmez. çoğunluğun konforunu bozar. alkış amaç değildir. olsa olsa sonuçtur.
Demokrasi, hukuk, basın özgürlüğü endeksleri laf olsun diye olmaz.
Depremde yıkılmayan bina,
salgında üretilen aşı,
krizde işleyen sistem demek.
İsrail Türkiye farkı da tam burada ortaya çıkıyor.
İsraille ilgili hiç bir şey bilmiyorsunuz.
-Dünya demokrasi indeksinde İsrail 28. sırada, Türkiye ise 110. sırada
-Basın Özgürlügü endeksinde İsrail 112. sırada, Türkiye 159. sırada
-Hukukun Üstünlüğü Endeksinde İsrail 25. sırada, Türkiye 117. sırada (142 ülke arasında)
O eleştirdiğiniz İsrail, insan hakları, azınlık hakları, demokrasi, hayvan hakları, mahkum hakları aklınıza ne gelirse hepsinden bizden fersah fersah ilerde.
@aslihan_ercan Çocuğa sabretmek zorunluluktur diyorsunuz peki ya merhamet?
Zayıfa tahammül edemeyen toplumlar önce aklını, sonra insanlığını kaybeder.
Bir cana tahammül edemeyenlerin çocuğu yüceltmesi erdem değil seçici merhamettir.
Bu ahlâk değildir.
@borsaninizinden Bir toplumun çürümesi, çocukla köpeği kıyaslamasından değil,
merhameti bir statü yarışına dönüştürmesinden anlaşılır.
Önce insan olmayı öğreniriz sonra çocuğu da köpeği de koruruz.
Bu ülkede sorun, çocuğun köpekle “eşitlenmesi” değil, ikisinin de ancak birilerinin malı olunca değer kazanması. Aynı zihin çocuğu aile mülkü, hayvanı mahalle çöpü sanıyor. Merhameti hiyerarşiyle ölçen bir toplumda ne çocuk güvende, ne hayvan.
Evsizleri ve aç çocukları, hayvan nefretinize kalkan yapacak kadar düşmeyin. Bu yaptığınız sefalet pornografisi dir. Hem sokak güvenliğinden şikayet edip hem de çözüme barınağa karşı çıkmak,ancak sizin gibi kaostan beslenen bir zihniyetin ürünü olabilir.Hiç mi utanmıyorsunuz?
Fuzuli, söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil dese de biz yine de söyleyelim. Söyleyelim, söyleyelim ki bilsinler ...
Kime, neden anlam yükleyipte boşuna seyre daldığımızı bilsinler.
Söyleyelim, konuşmanın tesirini görsünler.
Şu masrafa kaç fakir çocuğa burs verilir kaç garibanın karnı doyar…
#koepekciftliği
Canlılığın değerini sadece et, süt, yün gibi maddi üretime indirgiyor. Ne işe yarıyor? sorusu, tarih boyunca en büyük kıyımların (öjenik) başlangıç sorusudur.Bir canlının yaşama hakkını, size sağlayacağı et, süt veya yün ile ölçmek, modern barbarlıktır.
10 bin başıboş hayvan bakarak tam olarak ne üreteceksiniz? On bin köpeğin insanlığa, doğaya, çevreye tek bir koyun, tek bir tavuk hatta tek bir solucan faydası olmadığını biliyor musunuz?
#köpekçiftliği
Bu yaptığınız sahte ikilem safsatasıdır. Medeniyet ya o ya bu demez,hem o hem bu der. Siz evsizlere üzüldüğünüz için değil,bir köpeğin iyi şartlarda yaşamasına duyduğunuz "hınç" yüzünden konuşuyorsunuz. Merhameti birbiriyle yarıştırmayın, bu ahlak değildir.
Benim adım yok... Veya belki vardı ama insanlar unuttu, ben de unuttum. Şimdi köpek barınağında, demir parmaklıkların arkasında yaşıyorum. Buraya geldiğim günden beri bildiğim tek şey, soğuk betonun üzerindeki yalnızlık.
Eskiden bir evim var mıydı, emin değilim. Ama rüyalarımda hâlâ sıcak bir el okşuyor başımı. Belki gerçekti, belki de umutlarımın uydurduğu bir masal; bilmiyorum. Sadece bir gün sokakta yapayalnız kaldığımı hatırlıyorum. Ya yağmurdan kaçarken, ya da insanların birbirine bağırışları arasında unutuldum. Sonra bir araba durdu, birkaç sert el beni yakaladı ve buraya getirildim. O gün kapı kapandığında, içimde bir şeyler de kapandı.
Barınakta hayat farklıdır. Bazen bir mama kabının içine düşen kuru taneciklerin sesi, bir bayram gibi gelir. Çünkü burada sevinçler küçücük şeylerde gizlidir. Bir tas su, bir sıcak güneş ışığı, bir görevlinin gülümseyerek "Hadi bakalım" demesi… Dışarıdaki dünya için sıradan şeyler, bizim için mutluluktur.
Yan komşum yaşlı bir köpek. Geceleri bazen mırıldanır gibi inliyor, "Evimi özledim" der gibi geliyor sesi... Yanına gidip koklaşmaya çalışırım ama aramızdaki telörgü izin vermez. Birbirimize yaklaşamayız, yalnızlığımız bile demirlerle ayrılır.
Günler geçtikçe etraftan bazı arkadaşlarım kayboluyor. İnsanlar geliyor, kapımızın önünde duruyor, içeri bakıyorlar. Eğer şanslıysan kapı açılıyor ve seni alıp götürüyorlar. Eğer değilsen sadece bir bakış bırakıp gidiyorlar. Onların gözlerindeki kararsızlığı anlıyorum; bazen bana yaklaşıp sonra bir anda geri çekilmelerini… Belki de görüntüm hoşlarına gitmiyordur. Belki çirkin bir köpeğim, belki gözlerim çok acıklı duruyordur. Belki de benden daha küçük, daha sevimli bir yavru arıyorlardır. Ama gördüklerinde kuyruğumu sallamaya çalışırım; "Beni gör, ne olur gör" der gibi.
Bir gün, küçük bir çocuk geldi, tellerin arasından elini uzattı. Elini yaladım. Bir an için yıllardır kaybettiğimi sandığım sıcaklığı hissettim. Çocuk gülümsedi ama annesi başını iki yana sallayıp uzaklaştı, o gülümseme de onunla birlikte gitti. O gün yemek yemeden, kuyruğumu kıpırdatmadan bekledim, belki geri gelirler diye… Gelmediler.
Bazen gökyüzüne bakıyorum. İçeriden görünen parçası çok küçük ama o küçük parçada bile özgürlüğün kokusu var. Rüzgar eserse dışarıdan çimen kokusu gelir. Koşmayı çok özledim. Toprağa patilerimi bastığım anı, rüzgarın kulaklarımı geri itişini, bir insan sesinin "Aferin oğlum" deyişini…
Şimdi geceler daha uzun, çünkü umut ettikçe yoruluyorum. Ama yine de vazgeçemiyorum. Her kapı açıldığında başımı kaldırıyorum, her ayak sesi duyduğumda kalbim hızlanıyor. Belki bir gün biri gelir ve beni görür, sever, evine götürür. Bana adımı geri verir, yalnızlığımdan kalan acıları siler.
Benim adım yok ama sevgim çok... Tek istediğim, bir gün birinin "Hadi eve gidiyoruz" demesi.
O zaman çözerim bu sessizliği.
O zaman belki yine köpek olurum.
Sadece bir köpek… Sevilen bir köpek.
(Barınaklarda yaşam mücadelesi veren tüm köpekler için yazılmıştır.)
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil