Kozmik bir "ince ayar" mı, yoksa muazzam bir tesadüf mü?
Güneş’in çapı Ay’dan 400 kat büyük. Ay ise Güneş’ten 400 kat daha yakınımızda.
Bu "400 kat" dengesi olmasaydı, Tam Güneş Tutulması diye bir şey olamazdı. Ay, Güneş’i milimetrik olarak kapatamaz; arkasındaki o büyüleyici korona atmosferini ve pembe plazma patlamalarını çıplak gözle asla göremezdik.
Güneş sisteminde Güneş'i tamamen kapatabilen başka uydular olsa da, arkasındaki tacı bize bu denli kusursuz bir hizalamayla gösteren başka bir gök cismi yok.
Zamanın en büyük illüzyonu, onun herkes için aynı hızda aktığını sanmaktır.
Oysa fiziksel olarak akan aynı 60 dakika, nörolojik evrenimizde bambaşka bir algıya dönüşür.
Beynimiz mekanik bir saat değildir; kronometre tutmaz. Zamanı, "işlediği yeni veri miktarı, deneyim yoğunluğu ve kimyasal değişimler" ile ölçer.
Tehlikedeyken (adrenalin patlamasıyla) saniyeler saat gibi gelir; dopamin salgılatan heyecanlı bir işle meşgulken zaman akar gider.
Çocukken zamanın ağır çekimde geçmesi bir tesadüf değildir.
Beynimiz sürekli yeni nöral bağlar kurar, her kokuyu ve bilgiyi ilk kez işler. Yetişkinlikte ise rutinler devreye girer.
Beyin "otomatik pilota" geçer ve veri kaydetmeyi azaltır. Geriye dönüp baktığımızda "Yıllar ne çabuk geçti?" dememizin sebebi bu nörolojik tasarruftur.
Evrenin genişleyen dokusunda kozmik zaman kütleçekimle esner ve bükülür.
Bizim içimizdeki psikolojik zaman ise algı yönetimimizle şekillenir.
Hayatı kronolojik olarak uzatamayız belki, ama derinleştirerek algısal olarak uzatmak elimizdedir.
Daha fazla merak, daha çok yenilik...
Matematik, Büyük Patlama’da madde ve antimaddeyi eşit miktarda yarattığını söylüyor. Birbirlerini yok etmeliydiler. Geriye hiçbir şey kalmamalıydı.
Fakat evren, milyarda bir parçalık son derece ince ve hassas bir “fazlalık” bıraktı.
Gözlemlenebilen her şey, aslında bu minicik fazlalıktan ibaret.
Eğer evrenin gözlemlenemeyen büyük kısmını sanal sayı olarak kabul edersek…
Madde ile antimadde bir gün yeniden buluştuğunda her şey sıfıra dönecek.
Şu anda gördüğümüz evren, o büyük sıfırdan kalan küçük “gerçek sayı” parçası.
Biz, evrenin bolluğundan, artığından ve bereketinden varız.
Evrenin asıl eğilimi yoklukken,
biz o yokluğun içindeki özenle ayrılmış, ince bir fazlalığın eseriyiz.
@temmuz1919 Montella'nın asıl oyun kurgusu İspanya maçında belli olmuştu zaten. Bireysel yeteneğin kurtaramayacğı bir maçtı. Taktik gereken her maçta böyleydi takım maalesef ama kimse çıkıp kral çıplak demedi...
Bu akşam batı gökyüzü harika!
Ay, Aslan’ın kalbi Regulus’a çok yaklaşıyor.
Venüs Arı Kovanı Kümesi’ne (Yemlik/M44) sadece 45'
Aşağıda Jüpiter ve Merkür de görünüyor.
Gün batımından 1 saat sonra batı-güneybatıya bakın. Dürbünle Arı Kovanı Küme'si net görünür.
Emekli RASAT uydumuzun çektiği Yunanistan Atina ve Yunan Adalarının şerit görüntüleri.
RASAT'ın görevini şimdi İMECE, GÖKTÜRK-1 ve GÖKTÜRK-2 uydularımız devam ettiriyor.
Ay-Venüs yakınlaşmasından sonra falcı astrologların kehanetleri havada uçuşuyor yine...
İnsan beyni rastgele parlayan ışıklara anlam yüklemeyi seviyor diye evren haziran ayı dertlerinizle ilgilenmiyor.
Ortada sadece güzel bir optik şov vardı, izledik ve bitti bu kadar...
🧵
Bu akşam başınızı gökyüzüne kaldırdığınızda, sadece büyüleyici bir kozmik buluşmaya değil; semalarımızda belirecek, hepimizin içini titretecek muazzam bir "milli sembole" tanıklık edeceksiniz. 🇹🇷
Peki Türkiye genelinde izlenebilecek bu nadir gökyüzü şöleni nedir, tam olarak ne zaman ve nasıl izlenebilir? Detaylar seride... 👇
Evet. Günler öncesinden duyurusunu yaptım. Karanlıklar içinde gözleri ışıktan acıyan üşengeç çocuğu dinlemedim. Kalktım ve yürüdüm. Bu kareler çıktı ortaya. Antares ve ayakları sunar =) #moon#venus#turkish 🇹🇷 🌟🌒