@daily_ekonomi Bunlar borsaların paralı adamları, saf gariban Anadolu halkının emeğine çökmek, çalmak için güzel göstermeye çalışıyorlar. Kimse bunlara kanmasın, bulaşmasın yoksa herşeyinizi elinizden alırlar…
BİLİM ÇALIŞANLARINI TEŞVİK VE MESLEKİ SAYGINLIK İÇİN AKADEMİK ZAM ŞART
▪️Öğretim elemanlarının üniversite ödeneği ve yükseköğretim tazminatı oranlarında artış sağlanması ile ek ders ücreti gösterge rakamlarının en az iki kat artırımlı uygulanması yönünde düzenlemelerin yapılmasını Cumhurbaşkanlığına yaptığımız yazılı başvuru ile talep ettik.
▪️ Öğretim elemanları, "eşit işe eşit ücret" uygulaması olarak bilinen 666 sayılı KHK düzenlemesinde en fazla ihmal edilen kesim olarak, ücretlerinde diğer meslek gruplarıyla orantılı bir artış gerçekleşmeyen nadir meslek gruplarından biri olmuştur.
▪️Son yıllardaki enflasyonist ortamda mali haklarında reel bir artış gerçekleşmeyen akademisyenler, büyük zorluklarla karşı karşıyadır.
▪️Öğretim üyelerinin mali sorunlarının çözümündeki gecikme, Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmayı da kısıtlayacak bir faktördür.
▪️Üniversitelerden mezun olan başarılı öğrenciler, akademik kariyer yapmaktan kaçınmakta ya da akademik kariyerlerine devam etmek istememektedir. Bu durumun sebeplerinden biri de farklı kurum ve kuruluşlarda elde edecekleri gelirlerin, akademik personel olarak elde edecekleri gelirden çok daha yüksek olmasıdır.
Eğitim-Bir-Sen olarak, öğretim elemanlarının üniversite ödeneği ile yükseköğretim tazminatı oranlarında artış sağlanması ve ek ders ücreti gösterge rakamlarının en düşük iki kat olmak üzere artırımlı uygulanması konusundaki taleplerimizin hayata geçmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Haberimizi okumak için: https://t.co/Q5Rr0FWjCA
Okuyunca ve videoyu izleyince içim parçalandı😔 Bu çocuğumuzu geri alıp, Litvanya’da uğradığı zulümden kurtarmamız ve babasına kavuşturmamız mümkün mü acaba? @tcailesosyal@MahinurOzdemir
Hocamızın paylaşımına, anneden yana refleksim nedeniyle başlangıçta temkinli yaklaştım.
Ancak videoda oğlunun açılan sırtını babasının örttüğünü, annesinin ise yalnızca kendi nefretiyle meşgul olduğunu görünce tereddütüm kalmadı. Lütfen evladımıza yardımcı olun @tcailesosyal
Üniversite eğitiminin 3 yıla indirilmesi tartışması, iyi niyetli bir hız arayışının ötesinde, derin yapısal sorunları görmezden gelen aceleci bir müdahale olarak karşımızda duruyor. Bu düzenleme, yalnızca öğrenciyi değil, akademisyeni de aynı oranda sıkıştırmaktadır.
3 sömestr + 1 aylık yaz tatili + ağustosa uzanan takvim, akademisyenin araştırma, makale yazma, kendini güncelleme ve en önemlisi nefes alma zamanını neredeyse tamamen ortadan kaldırmaktadır.
Zaten yoğun ders yükü altında ezilen, yaz dönemini hem kendini yenileme hem de proje/staj/uluslararası işbirliği için kullanan öğretim üyeleri için bu, bilimsel üretkenliğin değil, tükenmişliğin reçetesidir.
Öğrenci cephesinde ise tablo daha da karmaşık:
Yazın çalışarak dönem masraflarını çıkaran, aile bütçesine katkı sağlayan binlerce genç, bu 1 aylık boşlukla ne yapacaktır?
Daha mı az çalışacak, daha mı borçlanacak, yoksa daha mı yorgun ve verimsiz bir eğitim sürecine mi sürüklenecek?
Eğitim kalitesi, kredi sayısı korunarak değil; müfredatın derinliği, düşünme ve araştırma için ayrılan zamansal boşluklar, öğrenci-akademisyen etkileşiminin niteliği ile korunur.
Bu model, ne yazık ki yukarıdaki unsurlardan hiçbirini güçlendirmemekte; aksine hepsini birden zayıflatma riski taşımaktadır.
Entelektüel üretim, seri üretim bandı mantığıyla yürütülemez. Zamanla, sükûnetle ve nitelikli boşluklarla yeşerir.
Bu köklü değişikliği, üniversitelerin görüşünü dahi alma gereği duymadan tasarlayan @YuksekogretimK ’ya, akademisyenlere gösterdiği nezaketi için teşekkürler...
Oysa derslere giren, öğrenciler ile en yüksek seviyede etkileşim içinde olanlar bu hocalar.
Keşke aynı özeni, eğitim sisteminin uzun vadeli geleceğine de gösterselerdi.
Maaşlardan tutun araştırma kalitesine kadar keşke aynı özen gösterilseydi.
#Yükseköğretim #ÜniversiteReformu #EğitimKalitesi
Yeni yıla girerken, Aralık 2025’te yoksulluk sınırı 98.188 TL iken, eşi çalışmayan iki çocuklu bir araştırma görevlisinin maaşı 74.084 TL (İstanbul, Ankara, İzmir).
Bu durumda akademik kariyer yapmak anlamlı mıdır? Başarılı gençler akademisyen olmak ister mi?
#akademikzam
✅ Türkiye’de Akademisyenlerin Yoksullukla Mücadelesi ve Bilimsel Başarısı
📈 Kalite Odaklı Yükseliş Var
Son 7 yılda Q1 ve Q2 dergilerde yayın oranı sürekli artıyor. Düşük etki değerli Q4 dergiler bilinçli şekilde terk ediliyor.
➡️ Akademisyenler, tüm baskılara rağmen kaliteyi önceleyen bir yayın çizgisine yönelmiş durumda.
🌍 Dünya ile Aradaki Mesafe Kapanıyor
Türkiye hâlâ dünya ortalamasının biraz altında olsa da, Türkiye–Dünya farkı istikrarlı biçimde azalıyor. Uluslararası dergilerde görünürlük her yıl daha da artıyor.
💪 Zor Şartlara Rağmen Bilim Üretimi
•Yüksek ders yükü
•Sınırlı fon, altyapı ve proje desteği
•Bozulmuş maaş hiyerarşisi
•Yoksulluk sınırına yaklaşan gelirler
👉 Buna rağmen nitelikli yayın sayısı artmaya devam ediyor.
🩺 Hekim Akademisyenler: Yük Daha Ağır
•Eğitim + poliklinik + nöbet + yüksek hasta sayısı
•Sınırlı araştırma desteği
•Gelirde kurumlar arası ciddi eşitsizlik
•Bozulmuş maaş sistemi ve geçim baskısı
➡️ Tüm bunlara rağmen Q1–Q2 nitelikli yayınlarda artış sürüyor.
🔥 Bilim hâlâ üretiliyorsa, bu; ağır şartlara rağmen vazgeçmeyen akademisyenler sayesindedir. Ülkemizde ki akademisyenlerin maaş hiyerarşisi ivedilikle yeniden düzenlenmelidir.
#AkademikZam