Şunu çok net görüyorum:
Birçok insan başarısızlıktan değil, başarıdan korkuyor.
Zihin, alışık olduğu düzeni korumak ister.
Çünkü bilinen şey güvenli gelir.
Bu yüzden konfor alanından çıkmak zordur.
Yeni bir gelir, yeni bir pozisyon, daha fazla görünürlük…
Hayatta bazen bir arı gibi camın önünde takılıp kalırız. Oysa birkaç adım ötede açık bir kapı vardır. Bugün, tek bir yola saplanmak yerine etrafımıza biraz daha geniş açıyla bakalım. Belki de ihtiyacımız olan çıkış hemen yanımızdadır.
Fazla Mesai…
Hepimiz görünmez bir mesai yapıyoruz:
Zihinsel fazla mesai.
Bizi hayat değil,
kafamızdaki “Ya şöyle olursa?” senaryoları yoruyor.
Mesele tempo değil,
kontrolsüz zihin.
Peki dostum…
Hayatının ne kadarı gerçekten sana ait?
@sezeriltekin Mesele sehpa satmak değil; beynin ‘benim’ dediği anı yakalamak. İnsanlar ürünü değil, kendini içinde deneyimlediği hikâyeyi alır. ‘Beni etkilemez’ diyenler var ama mesele taktik değil; zihinde o duyguyu uyandırmak. Gerçek satış: İkna etmeye çalışmadan insanı gerçekten anlamak.
İnsan çoğu zaman ne söylediğini unutur;
ama ona nasıl hissettirdiğini unutmaz.
34 yıllık satış deneyimim bana şunu öğretti:
İkna konuşarak değil, anlayarak ve duyarak olur.
Bugün bir düşün:
Söylediklerin mi kalıyor,
hissettirdiklerin mi?
“Bana güven.”
Dünyanın en boş cümlesi olabilir. Çünkü güven, isteyince değil; hak edince gelir.
İnsanlar kelimelere değil, tutarlılığa inanır. Birinin size güvenip güvenmeyeceğini belirleyen şey, söyledikleriniz değil her gün tekrar ettiğiniz davranışlardır.
📘 İkna Etme, Anla!
Sözler dikkat çeker, ama güveni davranışlar inşa eder.
“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”
Bu kadar sade bir cümle, hayatın her alanını anlatıyor aslında.
İnsanlar seni anlattıklarınla değil, gösterdiklerinle değerlendirir.
📘 İkna Etme, Anla!
Herkes zirveyi ister…
Ama oraya çıkanlar, hisleri değil alışkanlıkları yönetenlerdir.
Başarılı insanlar “nasıl hissediyorum?” diye sormaz;
“Bugün ne yapmam gerekiyor?” diye sorar.
Çünkü disiplin, duygulardan daha güçlüdür.
‘İkna Etme, Anla!’ — şimdi tüm kitapçılarda…
@boradirlik35 Gerçekten çok mutlu oldum.
Kitabımı tek solukta okuyup bitirmen ve güven, bakış açısı, farkındalık gibi önemli yerlere vurgu yapman benim için çok kıymetli.
“Eserin elimden bırakamadım” cümleni duymak, yazarlık yolculuğumun en özel anlarından biri olacak. Teşekkür ederim.
Tek solukta bitirdiğim, hem iş hayatında hem de sosyal çevremizde " güven, bakış açısı ve karşı tarafta farkındalık yaratmanın önemine " vurgu yapan, çok samimi bir eser olmuş. Şiddetle tavsiye ederim 👏👏👏
Potansiyel Müşterileriniz: "Diğer seçeneklere de bakmak istiyorum, sonra size geri dönüş yapacağım. " diyor.
Sakın rekabet hakkında saçmalamaya başlamayın.
Her satış görevlisine, potansiyel müşterileriyle "uyum kurmak" amacıyla aynı öngörülebilir, yüzeysel soruları sorması öğretilir... Ancak burada sorun, müşterilerin bu "uyum kurma" sorularını tekrar tekrar duymaya alışmış olmasıdır...
"Eşimle Konuşmam Gerekiyor" itirazını duyuyorsanız…
Potansiyel müşterinizin nerede olduğu ile nerede olmak istedikleri arasındaki farkı yeterince iyi bir şekilde anlatamamışsınız demektir.
Satış kısaca;
-Arkadaş gibi konuşun
-Bir psikolog gibi dinleyin
-Bir öğretmen gibi sorular sorun
-Bir oyuncu gibi tonlamaya odaklanın
Sizde yorum yapın. Sizce satışta tonlama neden bu kadar önemli?
Bu yüzden görüşmelerinizde sadece birkaç kelimeyi değiştirmek bile sizi diğer satış görevlilerinden ayırabilir.
❌: "Piyasada EN UCUZ biziz"
✅: "Müşterilerimize, ………. Problemlerini ÇÖZMELERİ konusunda yardımcı oluyoruz. Böylece istedikleri ………… sonucuna ulaşabiliyorlar.