Soyut kavramlarla düşünme / algılama kabiliyetimizi yitiriyor gibiyiz.
Konuyu anlatmak için bir örnek veriliyor; (neredeyse) herkes konu yerine örneğe odaklanıp, onun hakkında konuşmaya başlıyor.
Bir şeyi işaret ettiğinde parmağa değil, gösterdiği tarafa bakmalı.
-Kendine kötü davranmakta bir erdem yok
-Acı çekmeye içkin bir erdem yok
-Bir konu veya hata hakkında kötü hissetmek telafi anlamına gelmez ya da aksiyonun yerini tutmaz
Ben Eren Üner, 23 yaşındayım. İstanbul Tarih Bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Saraçhane protestocularına yapılan işkenceleri, herkese açık kendi sosyal medya hesaplarından paylaşan Çevik Kuvvet Polisleri'ni kişisel sosyal medya hesabımdan haber yaptığım için; 24 Mart Pazartesi saat 23:00'ten 25 Mart Salı 05:00'e kadar Vatan Emniyet'te işkence gördüm. İki hafta, 25 Mart - 9 Nisan tarihleri arasında cezaevinde yattım.
Her şeyi akışına bırakmak da doğru gelmiyor bana. İstek, arzu varsa bir konuyla ilgili oldurmak için çabalamak da bu arzuya sahip çıkmanın bir göstergesi oluyor. Asıl mesele çaba göstermenin sınırının nerede olacağını bilmekten/belirlemekten geçiyor diye düşünüyorum.