Her yıl okullarda aynı sahne tekrarlanıyor. Seçmeli ders listesi değişiyor, öğretmen bir sabah norm fazlasısın mesajı geliyor.Evi, çocuğun okulu.Hepsi bir anda belirsizliğe düşüyor.
Ders yükü daralıyor. Daralan yükün üzerinde ise sürekli değişen seçmeli dersler duruyor. Okullarda seçmeli havuz, bir branşı bir yıl ayakta tutuyor, ertesi yıl yerle bir ediyor. Aynı okulda müdür, kalmasını istediği öğretmen için ders açıyor; gitmesini istediği öğretmenin dersini kapatıyor.
Resmen seçmeli ders savaşı başladı.Öğretmenler bir-iki saatle norma düşüyor. Hayatları alt üst oluyor.
Öğrenci azalması durmuyorsa, seçmeli ders her yıl oynuyorsa, norm hesabı aynı formülle gidiyorsa taşınan fazlalık bir yıl sonra yine fazlalık olur. Daha önce gördük: okulunda norm fazlası olup atanan yüzlerce öğretmen, güncelleme yapılsa tekrar norma giriyor. Yani sistem kendi eliyle mağdur üretiyor, sonra mağduru yerinden ediyor.
Öğretmenin bu işte tercihi yok. Kurban sistemden kaynaklı.
Köklü çözüm şart.
Aşağıdakiler keşke olsa değil; mevcut yönetmelik ve uygulama içinde adım adım yapılabilecek işler.
1. Seçmeli dersi liyakate ve üç yıllık sabite bağlayın.
Seçmeli ders, okulun öğretmen tutma-gönderme aracı olmaktan çıkmalı. Havuz Bakanlıkça branş branş, kademe kademe sabitlensin. Okul, o havuzdan kursun; her yıl sıfırdan liste değiştirmesin.
Öğrenci-veli talebi e-Okul’da görünsün, dilekçe kılıfı kalksın. Bir ders açıldıysa en az üç eğitim-öğretim yılı kapalı kalmasın.
Böylece hem öğretmen plan yapar hem idare şu hocayı kurtarayım hesabına düşmez. Denetim ilçe MEM’de olsun: bir yılda aynı okulda aynı branşın seçmeli saati yüzde 20’den fazla oynuyorsa gerekçe yazılsın.
2. Norm eşiğini yeniden yazın; bir-iki saat öğretmeni yıkmasın.
Yürürlükteki hesap kabaca şöyle: 6 saate kadar norm yok, 6–31 saat 1, 31–42 saat 2, sonrası her 21 saate 1, artan 15 saat olursa +1. Bu eşik, öğrenci kaybının ve şube birleşmesinin olduğu dönemde çok kırılgan. Pratik düzenleme: tek okulda 6 saatlik ölü eşik 8–10 saate çekilmesin; asıl ihtiyaç, eşik altı kalan 4–5 saatin ilçe/eğitim bölgesi havuzunda toplanması. Yani öğretmen okulumda 4 saat kaldı, gittim olmasın; aynı ilçede o branşın artan saatleri birleştirilsin, öğretmen bölge içinde tamamlasın.
3. Görsel sanatlar, müzik, beden eğitimi ayrı hesap görsün.
Bu dersler atölye, salon, grup, ikili öğretim ve hava şartına bağlı. Aynı 21 saat formülü teorik dersle uygulamalı dersi eşitleyemez. Ayrı bir satır açılsın: grup bölme, salon kapasitesi ve haftalık fiili uygulama saati katsayıya girsin. Aksi halde bu branşlar her yıl ilk kesilen olur.
4. Yabancı dil sınıflarını her okula yaymayın; merkezleyin.
Ya hazırlık/dil ağırlıklı şubeler kademeli kapanır ya da her ilçede (küçük ilde her ilde) bir okul dil merkezi olur. Dil isteyen öğrenci oraya yönlenir; diğer okullarda standart İngilizce saati kalır.
Böylece her okulda bir-iki dil şubesi için kadro şişmez, dil öğretmeni de savrulmaz. Merkez okulun kadrosu üç yıl garanti edilir.
5. İdarecinin zorunlu ders yükü branş normundan düşmesin.
Yönetmelik, yöneticinin girdiği saati o alanın ders yükünden düşüyor. Müdür yardımcısı kendi branşından 6–10 saat alınca o alandaki öğretmen bir anda eşiğin altına düşüyor. İdarecilik ayrı iş. İdareci derse girecekse bu, o branşın normunu yemesin; ek ders/ücret karşılığı ayrı kalsın. Bu tek madde, birçok okulda yapay norm fazlasını durdurur.
6. Norm fazlasını hemen atamayın; 2 yıl yerinde tutun, güncelleyin.
Eski uygulama buydu, işe yarıyordu. Çünkü eylül-ekim güncellemesi, şube açılması, seçmeli kesinleşmesi, nakil sonrası birçok öğretmeni tekrar norma sokuyordu.
Asıl atama, ders seçimi ve şube sayısının kilitlendiği tarihten sonra yapılsın.
8. Mecburi haftalık yükü gerçekçi ölçüm olsun.
Seçmeli gerçekten seçmeli kalsın, zorunlu çekirdek daralsın. Böylece norm, her yıl program değişikliğinin yancısı olmaktan çıkar.Öğretmeni bir-iki saatle yerinden etmek, sistemi düzeltmez.
Sistemi düzeltmek, öğretmeni yerinde tutar.
@ogretmen2206@edipuzen@Mahmut__ozay@Yasingrms0 Erkenden açsalar okulları arayıp bilgi alırdık. Akşamı bekliyorlar ki kimse okul müdürlerini rahatsız etmesin. Bi işiniz de düzgün olsa keşke
“Enflasyon düşüyor” diyorsunuz.
Millet de size soruyor:
Nerede düşüyor?
Yıllık enflasyon %31,51.
Gıda %33,79.
Ulaştırma %35,08.
Konut, elektrik, gaz ve yakıt %39,77 artmış.
Şimdi siz millete diyorsunuz ki:
“Temel mal enflasyonu %15,9’a geriledi.”
İyi de millet istatistik satın almıyor!
Ekmek alıyor, et alıyor, süt alıyor.
Çocuğunun beslenme çantasını dolduruyor.
İşe gidiyor, evine kira ödüyor, elektrik ve doğal gaz faturası ödüyor.
Geçen yıl 1.000 liraya aldığı gıda sepetine bugün yaklaşık 1.338 lira veriyor.
Sonra çıkıp “Enflasyon düşüyor” diyorsunuz.
Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi değildir!
Fiyatların artmaya devam ettiği, sadece artış hızının yavaşladığı anlamına gelir.
Kira enflasyonu düşünce kira ucuzlamıyor.
Gıda enflasyonu düşünce market ucuzlamıyor.
Vatandaşın cebinden çıkan para azalmıyor.
Bir de dünyaya bakalım.
Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon %3,3.
Türkiye’de gıda enflasyonu %33,79.
Aradaki farkı kim ödüyor?
Emekli ödüyor.
Asgari ücretli ödüyor.
Esnaf ödüyor.
Çocuğunun sofrasından kısmak zorunda kalan anne, baba ödüyor.
Sayın Şimşek;
Siz “fiyat istikrarı” diyorsunuz, millet market fiyatına bakıyor.
Siz “enflasyon düşüyor” diyorsunuz, millet “Maaşım neden yetmiyor?” diye soruyor.
Siz grafik gösteriyorsunuz, millet fiş gösteriyor!
O yüzden artık millete rakamların arkasından bakmayın.
Markete bakın!
Pazara bakın!
Emeklinin cüzdanına bakın!
Asgari ücretlinin sofrasına bakın!
Ekonomi yalnızca tabloda yazan rakam değildir.
Ekonomi, bir babanın çocuğunun istediğini alabilmesidir.
Bir emeklinin, kasabın önünden başını eğmeden geçebilmesidir.
Bir ailenin, ayın sonunu borçlanmadan getirebilmesidir.
Enflasyon düşüyor olabilir.
Peki 25 yılın sonunda milletin hayat pahalılığı neden hâlâ düşmüyor?
Ne kadar norm fazlası varsa bunun sebebi müdürlerdir. Proje okulları zaten akraba, eş, dost tanıdık alıyor. Diğer okullarda da müdürler istediği öğretmeni tutmak için ders açıyor, istemediği öğretmeni göndermek için ders kapatıyor. Müdürlerin seçmeli ders yetkisi olduğu sürece norm fazlası öğretmen meselesi bitmez.
Sayın Başkanım, @cemgencoglu
TTK’nın 12 Mart 2025 tarihli 1 No’lu Kararıyla atama alanları daraltılan Bilişim Teknolojileri öğretmenlerinin karar öncesindeki atama ve norm kadro imkanlarının yeniden sağlanması için gerekli çalışmanın yapılmasını talep ediyoruz.
İthal çöp politikası geri dönüşüm değil, ekolojik yük transferidir. Sonuç: Makroplastikler kıyılarımızda, mikroplastikler soframızda. Türkiye çöplük değil.
Namussuzluktan, hukuksuzluktan, hırsızlıktan, ihanetten, devlet görevini kötüye kullanmaktan değil; “bisiklet festivalinde” bisiklet kıyafeti giydiği için görevden alındı. Şaka gibi…
Kardeşim Ardahan'da sporu, doğayı desteklemeyeceksin de ne yapacak bu millet orada? Kırk yılın başı bir valinin kendisinin aktif bir spor yapıyor olduğu ortaya çıktı onu da CHP'li bir MV şikayet etmiş. Üzerine AKP, MHP dinleyip hak vermiş. Yaşlılar siyasetten çekilsin be.
Uyuşturucu kaçakçısının lise mezunu karısını Atatürk’ün koltuğuna oturtursanız, gelir size kendini patlatan teröristleri güzellemeyi memlekete faydalıyım diye yutturmaya çalışır.
Beni engelledi, iletip bir sinirini bozuverin.
Milli takımın villaları istememesine rağmen İbrahim Hacıosmanoğlu'nun neden zorla o villaları yaptırıp vermek istediğini biliyor musunuz…Çünkü o bölge sit alanı. Milli takım üzerinden bütün izinleri çıkartıp, birinci derece korunması gereken o bölgeyi yaşam alanına çevirerek tam 4000 tane villa yapacaklar..Bunu hayata geçirebilmek için de basını ve medyayı çok güzel kullandılar, durumu futbolculara "Milli Maç Hediyesi" olarak servis ettiler..O yasaklı bölgenin eski sahibi Ali Ağaoğlu'ydu. Eskisi gibi gücü ve imkanı kalmadığı için, projeyi TFF'nin başına geçen İbrahim Hacıosmanoğlu'na devretti. O da elindeki bütün imkan ve gücü bu doğrultuda çok güzel kullanarak izinleri çıkardı. Üstelik kamuoyu algısı yaratılarak yaptırılan haberlerde, sanki sadece milli takımdaki oyuncu sayısı kadar villa yaptırılacağı söyleniyor ama maalesef gerçek bu değil..Toplamda 4 bin tane villa yapılacak. Ve birinci derece korunması gereken sit alanında yüzlerce yaşayan canlı var..Hem doğaya hem de hayvanlara yazık olacak..Umarım proje iptal edilir, futbolcular da adam gibi çıkıp "O villaları istemiyoruz" diye basın açıklaması yapar. Çünkü bizler hiçbir zaman yapılan bu kötülüğü unutmayacağız.
Okul müdüründen tokat yedığı için şikayetçi olması sebebiyle cezalandırılan ve 180 km uzakta bir yere sürülen her gün 3000 TL taksi parası veren, ve sonunda intihara sürüklenen annesinin tek başına büyüttüğü bir yetimin hakkını savunmak zorundayız #Irmaköğretmeniçinadalet
Üniversiteyi de eklersek 15 yıldır Ankara' dan ve ailemden uzaktayım. İl dışı tayinlerinde kontenjan yok. @tcmeb Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Dersi' ni kökten kaldırın biz de kurtulalım, siz de kurtulun! Her kademede saati azaltmakla uğraşmayın, branşı da bizi de bitirdiniz!