Beni ayakta tutan,bana güç veren,beni iyileştiren şey hep sevgiydi. Bundan sonra da böyle olacak sanırım. Sevginin gücünün her şeye yeteceğine inanıyorum. Tüm kötülükleri yenebileceğine.
Cumhuriyet tarihi açısından kara bir gün. Mahkemeler eliyle ana muhalefet partisinin yönetimi, hukuk geleneğimizde örneği olmayan bir biçimde değiştirilmek isteniyor.
Dün paylaştığı video ile Kılıçdaroğlu’nun bu karardan haberdar olduğu ve bu kararın çıkması için uğraştığı da tescillenmiş oldu. @kilicdarogluk artık asla kurtulamayacağı bir şaibeyle hatırlanacak.
New Research: Immunological landscape of colorectal cancer: tumor microenvironment, cellular players and immunotherapeutic opportunities https://t.co/SSirOcJbmi
Aptal puma sendromu diye bir şey duydum. Az kazanç veya değer sağlayacak işler için gereğinden çok emek ve çaba harcamak. Akıllı bir puma, bir tavşanın peşinde koşup enerjisini harcamaz, geyik avlar. Bizde de bir söz var: "Attığın taş ürküttüğün kurbağaya değsin."
Bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin resmi plakalı aracını polis engelledi.
Kayyumun özel arabasına izin var ama TBMM plakalı araca izin yok!
“Bu darbedir” diyorum.
“Demagoji yapma” diyor.
TBMM’yi durdurup kayyumu geçiriyorsan; bu sivil görünümlü bir darbedir.
Devlet, kendi meclisini tanımıyorsa; hukuk, artık bir vitrin süsüdür.
Hiçbir vatandaşımız artık “Benim mülküme kimse giremez, evimin içine oturamaz, işyerimi işgal edemez” diye güvenmesin.
Çünkü bugün, tapusu Cumhuriyet Halk Partisi’ne ait olan, Genel Başkanımızın İstanbul’daki çalışma ofisi İçişleri Bakanlığı ve Valilik talimatıyla polis tarafından hukuksuzca işgal edilmiştir.
Mülkiyet hakkı, sadece CHP’nin değil, her bir vatandaşımızın hakkıdır. Eğer bir siyasi partinin genel başkanlık çalışma ofisine çökülüyorsa, yarın herhangi bir yurttaşın evine, işyerine de aynı keyfi şekilde el konulabilir!
Bu fiilî yol, hukukun, Anayasa’nın ve demokrasinin çiğnenmesidir.
Police entering the Istanbul headquarters of the largest opposition party. Turkey's last real opposition force is likely to be taken over by the government (they're fighting tooth and nail, but not much they can do), consolidating the country into a true dictatorship.
Dün gece kurumlar arasında “tamam kimse gelmeyecek” diye anlaşmaya varıldı. Bugün yine aynı ayıp yapıldı.
(Görüntüleri sondan başa doğru yayınlıyoruz) Önce en kibar şekilde rica ettim. Kesilmedi. Tepki vermek kaçınılmazdı.
Sondaki konuşmada “teşkilattan geliyoruz” ve “cumhurbaşkanlığından geliyoruz” sözlerini duyuyorsunuz. Bir iktidar 23 senenin sonunda böyle bir işe tenezzül ediyorsa sonu gelmiş demektir. Bu ayıbın kimseye faydası yok dedik ama işte tenezzül, tenezzül, tenezzül meselesi… Yazıklar olsun.
Biz çıktıktan sonra daha XRay cihazları kuruluyordu. Vatandaşa açılmak üzere hazırlıklar yapılıyordu. İnsanlar sokaklarda girmek için beklerken slogancılar içerideydi.
Anlaşmaya uyulmadı. İlk resmi tören olan 29 Ekim sabahı biz de parti üyelerimizle, duyarlı yurttaşlarımızla Anıtkabir kapısında olacağız. AK Parti teşkilatının girdiği Anıtkabir’e Ankaralı hemşerilerimiz giremeyecek mi?
hepimizin "bu geri zekalı, üniversiteyi nasıl bitirmiş" yada "herifin bir halttan haberi yok, iki kelimeyi bir araya getiremiyor ama akademisyen olmuş" dediği kişiler olmuştur. Heh işte artık sebebini biliyorsunuz!
Baştan sona çürümüşlük... kızcağız kapı kapı kardeşini ararken sığınabileceği yerin polis karakolu olduğunu düşünüyor ama polisler bizi boşuna uğraştırdın, duygu sömürüsü yapıyorsun diyor? Bununla da kalmayıp verdiği ifadeyi eski çalışma arkadaşları yani KATİL Cemal Koç'a +
EspressoLab boykot ediliyor diye kafenin önüne polis barikatı kurulmuştu. Boykot ediliyor diye… Leman Dergisi binası basılıyor, Leman Kültür şubelerine saldırı çağrıları yapılıyor, fiilen saldırılıyor, iç işleri bakanı karikatüristi yakaladık diye işkenceyle gözaltı videosu paylaşıyor.