Maden Yüksek Mühendisi
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
Günceli takip eder, zamana uygun tempo ile koşmaya çalışır, Konulara mühendis kafası ile bakmaya alışkındır.
Adalet isteyen ailelerin dayanışmasının önünde kimse duramaz!
Aile Dayanışma Ağı’nın sosyal medya hesabına erişim engeli getirdiler, yenisi açıldı.
Hep beraber takip edelim.
Üsküdar Belediyesinin iptal edilen Başkan Vekilliği seçimi sonrasında yaşanan gelişmeler şunlar;
📌Önce Belediye Başkan Vekilliği 3.
Turunda AKP’ye oy veren 2 CHP’li Meclis Üyesi partilerinden istifa ettirildi.
📌Bugün 4 Belediye Meclis Üyemiz ifadeye çağrıldı. 2 Belediye Meclis üyemiz gözaltına alındı ve 4 gün gözaltında kalacaklar.
📌Belediye Meclis Üyelerimizin gözaltına alınmasından bir kaç saat sonra İstanbul Valiliği yeni Belediye Başkan Vekilliği seçim tarihini belirledi.
📌Bu şartlarda Belediye Başkan Vekilliği seçimi, Belediye Meclis Üyelerimiz gözaltındayken 5 Eylül Cumartesi günü saat 10.00’da yapılacak.
Ne diyorlardı “Türkiye’de yargı bağımsızdır” değil mi?
Türkiye’de yargı bağımsız filan değil aksine sonuna kadar “siyasidir”
@makifbeki Hocam, siz de onların söylemlerini ciddiye almışsınız ve yorumlamaya çalışmışsınız. En baştan itibaren tutarsızdılar, halen tutarsızlar, yarın da aynı olacaklar...
@DoguErgildogu Bakınız Syn Selahattin Demirtaş'ın sürecin başladığı zamanlardaki mektubuna "sadece yasa çıkartmak ile olmaz bu iş" mealinde yazmıştı. "Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşayan insanların birlikte kabul edebileceği bir çözüm gerekli" demişti. Bilmem ki hatırlayan var mı?
Basılmış eserle ilgili olarak “toplatma”, daha genel bir ifadeyle basım ve yayının durdurulması sonucunu doğuran el koyma kararı, içeriğinin,
a) Suç işlemeye alenen tahrik,
b) Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik,
c) Hayat, sağlık veya mal bakımından halk arasında endişe, korku, panik yaratmak amacıyla tehdit,
ç) Anayasayı ihlal suçuna tahrik,
d) Güvenlik kuvvetlerini kanunlara, görevlerinin gereği (hukuka uygun) olarak verilmiş emirlere uymamaya tahrik,
e) Halkı kanunlara uymamaya teşvik,
ç) Terörizmin ve terör örgütünün propagandası,
suçlarından birini oluşturması halinde verilebilir.
Bu yönde verilen kararda, toplatılan, basım ve yayını durdurulan kitap içeriğinde bu suçlardan hangisinin işlenmekte olduğunun, somut dayanak noktalarına yani kullanılan ifadelere işaret edilerek, açıkça gösterilmesi gerekir.
İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin bir kitapla ilgili olarak 27.8.2026 tarih ve 2026/8776 D.iş sayı ile verdiği el koyma, dağıtımının ve satışa sunulmasının yasaklanmasına dair kararda bu somut belirlemeler yapılmamıştır.
@polatbalkan@berkesen Hayır. Sap ayrı şey, saman ayrı şey... üzerine basa basa, tekrar tekrar bu duruma gelinmesine neden olan, kök neden olarak da açıklanabilir olan bu hususun belirtilmesi doğru olur
Şu Mars’a gitme, Mars’ta koloni kurma, başka yıldızlarda medeniyet arama haberlerini okuyunca gerçekten sinirleniyorum.
Bilime, keşfe karşı değilim. İnsan elbette merak edecek, araştıracak, öğrenecek. Ama insan kendi kendine sormadan edemiyor:
Biz daha şu güzelim dünyada yaşamayı becerebildik mi ki başka gezegenlerde hayat arıyoruz?
Önce çocukların korkmadan uyuyabildiği, insanların aç kalmadığı, kimsenin kimseyi dili, dini, rengi, kimliği yüzünden ezmediği bir dünya kurun.
Dünyanın her yerinde savaş var. İnsanlar ölüyor, çocuklar ölüyor. İnsanlık ölüyor.
Siz önce bu savaşları durdurun.
Mars’a gitmek yerine çocuklara korkusuz, adil bir gelecek bırakın. Sömürgecilikten, kolonicilikten vazgeçin.
Dünyayı diktatörlerden, zalimlerden, yolsuzluk yaparak zenginleşip kendi halkına yoksulluğu reva görenlerden kurtarın. Her türlü silahı üreten, bundan para kazanan ve o silahları insanlara karşı acımadan kullanan katillerden arındırın.
Sonra Mars’a gidersiniz.
Çünkü mesele Ay’a, Mars’a gitmek değil.
Mesele bu gezegende insan kalabilmek.
Mesele yeni nesillere başka bir gezegen aramak değil, onlara iyi bir yaşam ve yaşanacak güzel bir dünya bırakabilmek.
@DoguErgildogu Geçenlerde de aidiyet, fanatizm konusunda yazmıştınız. Ders vermeye devam ediyorsunuz. Umarım öğrenciler faydalanıyordur ve gereken dersler çıkarılıyordur.
@DoguErgildogu Engizisyon dönemini okuyor gibi hissettim kendimi bir an. Ve sonrasında gelişen hümanizm geldi aklıma. Ve laiklik tanımı doğdu. Sonrasında da oradaki dinin devleti yönetme iddiasından vazgeçmesi neticesini doğurdu. Dinin siyasallaşması dünyada daha önce de denenmiş bir şey olmuş.
@DevranYldrm26 Mirasa sahip çıkıyorsunuz anladığım kadarıyla. Doğruya ve haklıya değil. Sanki haberiniz yok olan bitenden. Sanki dün yeni geldiniz de aniden gördünüz bu manzarayı, öyle mi? https://t.co/on7yz22TcSşkanlığı seçimi sonrasında yapılması gereken bir kişinin elini kaldırmaktı sadece..
Liyakatten Sadakate
Devlet kapasitesinin en önemli unsurlarından biri bürokrasinin niteliğidir. Modern devlet, Max Weber’in tarif ettiği anlamda kişilere değil kurallara bağlı çalışan bir örgüttür. Memurun kim olduğu değil, hangi kuralara göre hareket ettiği önemlidir.
"Kişiselleşmiş Devlet" (Patrimonyal) sistemde ise bunun tersi gerçekleşir. Kurum kişiye bağlanır. Görev yetkinliğin ödülü olmaktan çıkarak sadakatin karşılığına dönüşür.
Böyle bir sistem ilk bakışta güçlü görünebilir. Çünkü kararlar hızla alınabilir. İtiraz azalır. Bürokratik direnç ortadan kalkar. Fakat bunun ağır bir bedeli vardır:
Devlet kendi hatalarını düzeltme kabiliyetini kaybeder.
2026’da Governance dergisinde yayımlanan Türkiye üzerine bir çalışma, Merkez Bankası örneğinde hukuki-rasyonel kurumsal mantığın yerini giderek patrimonyal mantığa bırakmasını tam da bu açıdan inceliyor: profesyonellik, tarafsızlık ve kurala bağlılığın yerine kişisel sadakatin geçmesi. (Caner Bakır, “Institutional Backsliding Under Liberal Democratic Backsliding: Central Bank Independence Reversal in Türkiye,” Governance, Vol. 39, No. 3 (2026), e70141. İlk yayımlanma tarihi 10 Temmuz 2026. DOI: 10.1111/gove.70141.)
Bu yalnızca merkez bankacılığı meselesi değildir. Bir sistemde sadakat liyakatin önüne geçtiğinde yukarıya doğru bilgi akışı bozulur. Astlar yöneticilerin bilmek istediğini söyler. Uzmanlar susar. Kötü haber filtrelenir. Yanlış kararların maliyeti yükselir.
Böylece güçlü görünmek isteyen devlet, paradoksal biçimde öğrenme kapasitesini kaybeder.