“musa, allah'ın kızıldeniz'i onun için ayıracağını bilmiyordu. sadece allah'ın onu terk etmeyeceğini biliyordu. planını bilmiyor olsanız bile allah'a güvenin.” bugün okudum, unuttuğumu hatırlattı.
barış manço’nun “bugün bayram” şarkısı aslında bir babanın çocuklarını alıp eşinin mezarını bayram sabahı ziyaret edişini anlatan hüzünlü bir şarkı olduğunu anladığımda yaşamı da anlamıştım. bir yanıyla neşe gömleği giymiş üzerine, bir yanıyla hüzün hırkası.
Yas tutanın acısı, derdi, hatırası etkileşim malzemesine dönüştürülmemeli.
Paylaşılan fotoğrafların, videoların yas tutan kişilerin travmalarını yeniden tetikleyebileceğini, onları kötü hissettireceğini unutmamalı.
Bazen hiçbir şey söylemeden sadece susmak, yaşanan acıya eşlik edebilmenin en sahici yoludur. İnsan, susmanın ne olduğunu, ne işe yaradığını, nasıl susulacağını kendisine yeniden hatırlatmalı ve biraz susmalı. Yas bazen konuşarak, bazen susarak tutulur.
Toplumsal acılarda, kayıplarda ve yas zamanlarında kendimizden bahsetmeyi, kendimizi göstermeyi, yüksek sesle konuşmayı terk etmeli.
Yas tutana: “Hâlâ mı?” denilmez. Acı ve yas süreci parmak izi kadar özeldir. Ne zaman, nasıl hafifleyeceği, geçeceği bir takvime bağlı değildir. Bu konuyu işin uzmanlarına bırakmamız gerekir.
6 Şubat’ta aramızdan ayrılan vatandaşlarımız için yapılabilecek en güzel şey onların emanetlerine, akrabalarına, bu ülkenin evlatlarına sahip çıkmak, can güvenliklerini sağlamaktır.
Hırsızlık yaparak cana doğrudan kasteden müteahhitlerin, buna göz yuman, denetlemeyen yetkililerin, görevlerini şov malzemesine çeviren ahlâksızların bedel ödemesi, ortalıkta merkep gibi sırıtarak gezmesinin engellenmesi yas tutan milletin, devletinden beklentisidir.
Dünya imtihanı çok ağır. Başımıza gelenler kötü bir rüya gibi hâlâ. Yakınlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza başsağlığı ve dayanma gücü diliyorum.
“Derinliğimiz arttıkça, kaldırma kuvvetimiz de artar” Ne güzel bir cümle...Belki de insan, iç dünyasında ne kadar yol alırsa, o kadar yakınlar kendisine
Çünkü derinlik, bir yük değil; suyun karanlık katmanlarında saklı olan o görünmez kuvvettir. İnsan, kendi karanlığını fark ettikçe batmaz aksine, taşımayı öğrenir kendi ağırlığını.
Yüzeyde olanın kaderi dalgaya teslim olmaktır.Derine inen ise, dalganın niyetini duyar, derinliğin kalbini sezer. Yüzey, gürültüdür; dip, anlam. Ve bir başkasını ancak kendi derinliğimiz kadar anlayabiliriz.Zira anlamak, gözle değil yaralarla olur.İncindiğimiz yerlerden geçer empati; kırıldığımız yerlerden sızar merhamet.
Belki de incinme eşiğimiz, ruhumuzun başkalarına açılan eşiğidir.Çok derin olan kolay kırılır,fakat aynı derinlik, kırılanı taşıyacak gücü de verir.
dua ederken bize iki şey düşüyor:
sebepleri bir kenara bırakıp allah’ın müsebbibül esbab olduğunu nazarı itibara alıp her şeyi duayla değiştirebiliriz’e iman edip ısrarla istemek ve bu gerçekleştiğinde ise sebepler alemine dönerek hayret makamında allah’a şükretmek..
duanın gücüne iman ederek, sabırla, ısrarla, sebeplere takılmadan “ama, fakat” demeden dua etmeliyiz.
zekeriya aleyhisselam kendisi yaşlı ve eşi kısır haldeyken allah’tan çocuk istiyor. bir çocuğu olacağı müjdelendiğinde de sebepler alemine dönerek “nasıl çocuğum olabilir” diyor
“İnsan acısıyla tek başına kalmayı ve kaçma isteğinin üstesinden nasıl geleceğini öğrendiğinde, öğrenecek çok az şey kalmıştır.“
[Irvin D. Yalom / Varoluşçu Psikoterapi]
@musaberturk@malibuyukkara bu ifade kaldırıldı. anlatılmak istenin bu paylaşımlarla ilgisi yok. verilen örneğe dikkat edilirse; “kızlar ev işleriyle uğraşır, erkekler meslek sahibi olur” algısını çocuklarda oluşturmamak söz konusu. “cinsiyete göre ayrım yapılmamalı” cümlesi talihsiz bir yanlış kullanım.
sevdiğim bir hanımefendinin cümlesidir; “derinliğimiz arttıkça, kaldırma kuvvetimiz de artar.” bilgimiz ve farkındalıklarımız doğrultusunda anlamlandırabiliriz bir başkasını. incinme eşiklerimiz, derinliğimiz kadar.
@paaarya ağaçlar, uzayıp giden patikalar, gökte hafifcecik salınan hilal ve pembe bulutlar.. uzunca baktım, bakışım belki bir arayıştı. sonra annemin rahmetli anneannesini bükülmüş beliyle, beline sardığı kuşağıyla ve yanıbaşındaki keçisiyle hatırlayıverdim. bu resmi çok sevdim, çok 🌻